Mülkiyet Bir Gün Paylaşımlı mı Olacak?

Abone Ol:google-news
0
15/09/2020

Şu anda Covid’in de tetiklediği küresel-toplumsal-ekonomik bir dönüşümün içindeyiz. Bu dönüşüm ne kadar sürer bilinmez, ama bir iki sene daha süreceğini düşünenler çok fazla. Bütün bu dönüşümün ortasında neden mülkiyet kavramını ele aldım?

Çünkü mülkiyet kavramı, bu tür, ancak birkaç yüzyılda bir gerçekleşen dönüşümlerde hep tartışma konusu olur. Örneğin, 19. yüzyılın işçi hareketleri sırasında Avrupa’lı entellektüeller ve sosyal bilimciler de bu konuyu tartışmışlar ve o sıralarda Batı Avrupa’da epey gürültü kopmuştu. Pierre-Joseph Proudhon adlı düşünür ve siyaset bilimcinin Fransızca aslından dilimize çevrilmiş olan ve (ilk olarak eski Kültür Bakanı Hasan Ali Yücel’in 1941’de yayınladığı seriden olup) İş Bankası Kültür Yayınlarından tekrar yayınlanmış olan bu eser, konuya tarihi perspektiften bakmak isteyenlere önerebileceğim kaynak kitaptır.

Bu haftaki yazımda, mülkiyet kavramına, hem de hiçbir zaman bu kelimenin geçmediği bir bağlamda getirilmiş olan yeni ve köklü bir “disruption”ı ele alacağım. Disruption kelimesini “çanına ot tıkamak” ya da “tekerine çomak sokmak” olarak Türkçeleştiriyorum.

SORU: Mülkiyet kavramının tekerine çomak sokan ve tökezleten “yıkıcı güç” nedir?

CEVAP: Über ve Airbnb’nin gayri merkezi iş modelleri ile ortaya çıkmış olan “paylaşımlı mülkiyet” kavramıdır. Burada paylaşımlı tabiri ile hem mekansal hem de zamansal paylaşım söz konusu edilmektedir.

Artık, millenial ve Z-neslinden olan arkadaşlar çok rahatlıkla bu paylaşımlı hayatı düşünebiliyor ve yaşıyorlar. Hatta sadece 30-35 yaş altı gençler değil, Gen-X de dahil hemen tüm insanlık, yani dünyadaki 7 milyar insan öyle bir durumda ki, 10 yıl sonraki dünyanın nasıl şekilleneceğini hiçbirimiz göremiyoruz. Bizler, 7 milyar dünya insanı 7000 kişinin elinde oyuncak top gibiyiz, bunlar bizi oradan oraya tepikliyorlar adeta. Bu konudaki bir yazım BTC Haber’de daha önce yayınlanmıştı.

Oradan oraya savrulan biz 7 milyar insan, bir yandan da Big Tech tabir edilen ve kaynağı Silikon Vadisi olan teknoloji tekellerinin elinde oyuncak durumundayız. Tüm kayıtlarımızı onlara teslim etmişiz, tüm dijital haklarımız, onları gönüllü olarak verdiğimiz Facebook ve Google gibi şirketlerin elinde. Bir siteye ya da uygulamaya “Facebook ile bağlan” dediğimiz her anda daha da derinleşen bir şekilde kendimizi tekellerin insafına terk eyliyoruz. Bu tekeller arasına yakın zamanda girmiş olan Uber ve Airbnb isimli şirketler de Silikon Vadisinin çıkarıp hayatımıza yolladığı başarılı tekelleşme adayları arasındalar. Airbnb, ki otellerin iş modeline çomak sokmuş bir şirkettir, pandemi dolayısıyla hem işlerinde çok düşüş gördü hem de şirket değerlemesinde… Ama yine de ayakta görünüyor, en azından otellerden daha iyi durumda! Uber ise çeşitli ahlaksızlıklara, şirket içi tacizlere ve çalışma biçimlerinde mafyasal yöntemlere adı karışan eski CEO’su Travis Kalanick’in 2017 senesinde istifa etmek zorunda bırakılmasıyla gündemden hayli düşmüştü. Bunlara rağmen şirket hayatta ve 50 milyar dolar dolaylarında gezinen bir değerlemeye sahip.

Bu iki şirketin ortak noktası nedir? Bu iki şirket de, dağıtık iş modeline sahiptir ancak tahsilatını merkezden yapar. Tahsilat da konumuzla yakından alakalı, o yüzden bunu netleştirir netleştirmez bu iki firmanın mülkiyet ile ilişkisine de geleceğim.

Dağıtık İş Modeli Olan Firmalar Neden Merkezi Tahsilat Yapar?

Dağıtık iş modeline sahip Silikon Vadisi firmaları neden tahsilatlarını merkezi olarak yaparlar? Silikon Vadisinde yatırımcının kuralı şudur: Para koyacağımız şirkete arabamızı azami bir saat sürerek gidebilmeliyiz. İşte bu kural size merkezi kavramının bu coğrafyada kelimenin gerçek anlamıyla işlediğini söylemelidir. Bu nedenle, bir Uber şoförünün aracına binip de Levent’ten Taksim’e seyahat ettiğinizde, kredi kartınızdan çekilen 25 Türk Lirası nereye gidiyordu biliyor musunuz? Uber şirketinin Silikon Vadisindeki bankasına. Evet yanlış duymadınız! Türk bir şoförle yolcusu arasındaki para ilişkisi merkezi olarak kurulmuş olan bu şirketlerde yine merkeze taşınmaktadır. Aynı şey Airbnb için de geçerlidir. İstanbul’daki evini bir yolcuya kiralayan ev sahibine ödemesini yapacak olan yolcunun kredi kartından tahsilat Silicon Valley Bank (ve tabii aracı olarak Stripe şirketi) tarafından yapılmaktadır. Bu size garip gelmiyor mu? Bana geliyor.

İşte, dağıtık, daha doğrusu gayri-merkezi iş modelleri olan bu firmalar, iş tahsilata geldiğinde merkezi modelde çalışmak zorundadırlar. Başka türlü yapmaları imkansızdır, kuruluşlarından itibaren buna mecburdurlar.

Oysa ki 2017 yılında gördüğümüz gibi, ICO’larla yükselişe geçmiş olan tokınlaştırma, şimdilerde kanuni engellerden dolayı yavaşlamışsa da, bu mekanizmanın önü açıldığında gayri-merkezi tahsilatın yapılabildiği girişimleri yeniden göreceğiz. İş modelleri gibi tahsilat da gayri merkezi olacak. Çünkü, tokınlar bir merkeze ya da bir bankaya bağlı olmuyorlar, tamamen yaygın ve dağıtık blokzincirleri üzerinde, kamusal platformlarda, mesela Ethereum üzerinde işliyorlar. İşte o zaman hem Uber’in hem Airbnb’nin ve hem de Facebook’un gayri merkezi, blokzinciri formlarının çıktığını görebileceğiz.

Blokzinciri teknolojisi ile hazırlığı yapılan gayri merkezi tahsilatın ne kadar önemli olduğunu ve işleri nasıl değiştireceğini bir nebze olsun hissettirebildim mi acaba? Şimdi gelelim mülkiyet meselesine.

Mülkiyet Ortadan Kalkacak mı?

Bu soru, eskiden çok korkunç geliyordu insanlara. Tartışılması bile tabuydu. Şimdi, bu saydığım teknoloji şirketlerinin ve başkalarının uyguladığı iş modelinde, gelecekte yaygınlaşabilecek bir sosyal hayat önerisi var. Kimsenin kişisel olarak ev sahibi olmadığı, ama kamusal olarak tüm evlerin ve arabaların sahibinin yine bizler olduğu bir dünya mümkün mü? Dikkatinizi çekerim, burada eski merkezi sistemlerde olan durumdan bir fark var: Eskiden her şey “devletin” ya da “partinin” iken şimdi her şeyin sahibi kamu yani halk olabiliyor. Bu da yeni blokzinciri teknolojisi ile mümkün. Sahiplik de kullanım hakkı ile iç içe…

Yani, kullanım esaslı bir dünya, eşyalarla ilişkimizin Kızılderililer gibi olduğu… Toprak kendisinin malıdır, onu ekiyorsan çıkan ürünü yiyebilirsin. Size şimdi ilginç gelebilecek bir bilgi vereceğim: Osmanlı Devleti, tüm klasik döneminde Tımar sisteminde işliyordu. Bu sistemde kişisel mülkiyet yoktur, her şey Allah’ındır, Padişah ise onun yeryüzündeki gölgesi olarak vekaleten o mülkün sahibidir. Kanuni’nin yazdırdığı “Buda Kanunnamesi” ile bu iş 16. yüzyılda hukuksallaştırılmıştır, bugüne kadar da bu kanun esasını korumuştur. Ülkemizde Avrupalının anladığı manada mülkiyet yoktur, devlet senden arsanı evini her an alabilir, sadece fiyata itiraz edebilirsin. İmar izni de Belediyelerin ve Devletin insafına kalmış bir konudur.

Gayri merkezi bir vergi ve sosyal-hukuksal yapı olan Osmanlı Timar sisteminin, merkezi bir devlet yapısında nasıl işleyebildiği konusu çok derin, bu yazıyı aşar. Ama son sözüm şu: İçinde bulunduğumuz fırtınalı dünya finansal sistemi çöküşe doğru gidiyor ve yerine bir gün gayri merkezi “teknolojik” bir yapı gelebilir. Bu durumda da mülkiyette, vergide, kazançta ve bölüşümde de gayri merkeziyet, hakim sistem olarak belirebilir. Bundan korkmak yersiz, temelinde uygulama, tüm toplumun, yükte ve pahada ağır malları paylaşımlı olarak kullandığı kamusal bir düzenleme olarak gerçekleşecek. Buna teknolojik olarak ve iş modeli olarak hazırız.  Dünyanın tüm gençleri de bunun daha mantıklı olduğunu düşünüyor zaten.

Siz ne düşünüyorsunuz? @Jetwell Twitter hesabımdan yaptığım paylaşımın altına fikirlerinizi yazarak bu tartışmaya renk ve can katabilirsiniz.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Diğer 98 kişiye katılın ve bugün bizimle kripto para yolculuğunuza başlayın.

Asla istenmeyen posta göndermeyeceğiz ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayacağız.

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, Türkiye Bankalar Birliği’nin resmi blokzincir eğitmeni olmakla birlikte Bilgi Üniversitesi’nde “Blockchain & Cryptocurrencies” dersleri vermeye devam ediyor.

https://www.btchaber.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 149.132,00 TL 2,22%
ethereum
Ethereum (ETH) 4.661,57 TL 2,32%
ripple
XRP (XRP) 4,88 TL 5,74%
tether
Tether (USDT) 7,82 TL 0,17%
litecoin
Litecoin (LTC) 696,73 TL 0,01%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 2.293,18 TL 7,25%
chainlink
Chainlink (LINK) 106,55 TL 6,28%
cardano
Cardano (ADA) 1,24 TL 6,46%
polkadot
Polkadot (DOT) 40,65 TL 5,32%
binancecoin
Binance Coin (BNB) 237,56 TL 4,06%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap