İklim Değişikliği Sorunu Kripto Para Regülasyonlarını Etkiler Mi?

İklim Değişikliği Sorunu Kripto Para Regülasyonlarini Etkiler Mi

ABD’de, kripto para sektörünün regüle edilmesi gerekliliği konusundaki baskıların, SEC gibi önemli bir düzenleyici kurumun ısrarlı tutumuyla, konunun farklı yasa tasarılarıyla Kongre’ye taşınmasıyla ve daha bir çok koldan benzer haberlerin gelmesiyle gittikçe hızlandığı görülüyor.

Varlığı ve kalıcılığı artık kabul edilmiş, piyasa değeri 2 trilyon doları aşan kripto para sektörünü düzenleme gereğinin en önemli sebepleri arasında yatırımcının korunması ve finansal istikrar öne çıkarılırken, son zamanlardaki küresel enerji krizi söylemlerinin iklim değişikliğiyle mücadele gelişmeleriyle birleşerek, yoğun enerji kullanan kripto para teknolojisinin çevreye etkileri tartışmasını yeniden ortaya sürmesi ve bunun da regülasyonlar adına artı bir sebep olarak kullanılmasını beklemek yanlış olmaz. 

Neden?

İklim değişikliğiyle mücadele dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri olmuş durumda ve ülkeler, uluslararası kurumlar bireysel ve/veya ortak uygulanacak politikalar oluşturmak için çalışıyorlar. Sera gazı emisyonunu dengeleme amaçlı “Net Sıfır Karbon Emisyonu” kavramının uygulanması, Paris İklim Anlaşması, Çin dâhil birçok ülkenin verdiği taahhütler, Birleşmiş Milletlerin ay sonundaki COP26 İklim Değişikliği Konferansı, yeşil tahviller, şirketlerin ve yatırımcıların artan hassasiyetleri, oluşturulan yeni politikalar ve daha birçok gelişme, kısaca Yeşil Dönüşüm denen küresel bir hedefe ulaşmak için yapılanlara örnek olarak sayılabilir.

Diğer taraftan iklim değişikliğinin ve çevre kirliliğinin sebeplerinden biri olan fosil yakıtlar cephesinde, arz sıkıntısıyla birlikte fiyatların aşırı yükseldiği bir enerji krizi gündemde ki kabahati Putin’in dediği gibi yeşil enerjiye hızlı ve sert dönüşümde, iklim değişikliği konusunda yapılan spekülasyonlara ve enerji üretimi yatırımlarının azaltılmasına bağlayanlar var. Kimin haklı olduğundan bağımsız olarak analistler bu şartlar altında 2014’den beri en yüksek seviyeye ulaşmış petrol ve gaz fiyatlarının daha da artmasını bekliyorlar.  

Böyle bir konjonktürde Bitcoin teknolojisinin ve madenciliğinin elektrik enerjisi tüketimi ve çevre kirliliği tartışmalarının -yeni olmamakla birlikte- daha çok gündeme gelmesi ve bu teknolojinin aşırı (ve boşa) enerji harcadığını iddia eden kripto para karşıtlarının da arz-talep dengesinin bozulduğu ve fiyatların arttığı bu ortamda, kripto sektörünün büyümesinin çevreye verdiği zararı daha da artıracağını öne sürmeleri beklenebilir.   

ABD’de Durum

Yeşil Dönüşüm Biden yönetiminin ajandasının da önemli bir parçası ve hem Kongre hem düzenleyici kurumlar bunun için politikalar oluşturuyorlar. Özel sektör için ise çevresel, sosyal ve yönetişim konularında standartlar koyan ve “temiz” olunduğunun göstergesi olan ESG kriterlerine uyum gittikçe daha mecburi hale gelmekte ve fonların nasıl şirketlere yatırıldığı konusunda hem bireysel hem kurumsal yatırımcılar nezdinde de hassasiyet artmış durumda. Kurumsal dünyanın yeşile, yenilenebilir enerjiye yönlendiği bir ortamda kriptoyla ilgili yapıların da bu gelişmelerden nasibini almasını beklemek yanlış olmaz; bu anlamda yanlış değerlendirmeleri ve teklifleri önlemek adına sektörün üstüne düşen görevler artacaktır.

Örneğin geçtiğimiz günlerde, “kar amacı gütmeyen” sıfatı taşıyan 70’den fazla organizasyon yazdıkları ortak mektupta Kongre’den sert bir dille, kripto paralarla ilgili yasama çalışmalarında Bitcoin’in enerji kullanımının çevreye etkisine dikkat etmesini ve sektör büyüdükçe PoW madenciliğinin iklim değişikliği riskini nasıl arttırdığını düşünmesini istemişler.

Diğer taraftan Center for American Progress’in yeni bir raporunda “SEC’nin daha fazla kripto token’ı menkul değer olarak tanımlaması ve böylece dijital varlıkların çevreye zararını azaltması, çevre kaygılarının kriptoyla kesişmesinden doğacak güzel bir sonuç olur” denmiş; SEC’nin kripto sektöründeki şirketlerden çevresel konularda daha fazla açıklama istemesi ve/veya ihraççıların çevreye verdiği zararı kısıtlayacak yeni kurallar getirmesi gibi.

Aynı raporda, Bitcoin Madencilik Konseyi’nin 2030’da dijital varlıklarda net sıfır emisyon hedefi, madencilerin yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi,  PoS gibi daha az enerji harcayan kripto para teknolojilerinin geliştiriliyor olması gibi gelişmeler “dijital piyasaların yeşillenmesi” anlamında önemli görülüyor ama yetmez deniyor:

“SEC, yatırımcıları bilgilendirmek babında dijital varlık ihraççılarından, kullandıkları blokzinciri teknolojisinin çevreye etkisini en ince teknik detayına kadar açıklamasını istemeli ki yatırımcı parasını bu enerji yoğun sektörden daha verimli enerji sektörüne kaydırsın ve sera gazı emisyonu azalsın” denmiş. Hatta kripto para borsaları sadece minimum çevre koşullarını karşılayan (örneğin sadece PoS teknolojisi kullananlar) dijital varlıkları listeleyebilsinler önerisi yapılmış.

Bitcoin’e yatırım yapmak isteyen çevreye duyarlı yatırımcıların madencilik operasyonlarının enerji kaynağını bilmek istemeleri anlaşılabilir ancak bu raporda önerilenlerin çok tartışmalı olduğu görülüyor.     

NYT Söyleşisi

“Kripto Paraların İklim Sorununa” çözüm konusu The New York Times’ın düzenlediği yeni bir söyleşide de tartışılmış; sektörün farklı taraflarının bakış açısını dinlemek açısından iyi bir diyalog olmuş. Katılımcılardan biri kripto para eleştirmenlerinin en çok kullandığı kaynaklardan biri olan Bitcoin Enerji Tüketim Endeksinin yaratıcısı Alex de Vries; diğeri Tezos blokzinciri ağının kurucu ortağı Kathleen Breitman ve son olarak bitcoin madencilik şirketi olan Terawulf’un kurucusu ve CEO’su enerji sektörü duayeni olarak tanınan Paul Prager.

Genel olarak aşırı enerji tüketen Bitcoin madenciliğinin ne kadar sürdürülebilir olduğunun tartışıldığı diyalogdan ortaya çıkan görüşler şöyle toparlanabilir:

Sıklıkla alıntılanan, Bitcoin’in tükettiği enerjiyi ülkelerin tükettiğiyle karşılaştıran hesapların ve ilgili sitenin sahibi De Vries’e göre Bitcoin’in (boşa!) harcadığı enerjinin çevreye etkisi bir katastrof ve sektörün büyümesiyle bu daha da ciddi bir hale geliyor. Gözden kaçan başka bir çevre maliyeti olarak, çabuk eskiyen ve değiştirilen pahalı ve özel madencilik donanımlarının zehirli elektronik çöp yaratması da eklenince sonuçta hiçbir yenilenebilir enerjinin oluşan bu karbon emisyonu sorununu çözemeyeceğini iddia ediyor. Dolayısıyla kripto para madenciliği sürdürülemez ve teşvik edilmemelidir, görüşünde.

Breitman ise PoW teknolojisiyle ilgili enerji maliyetlerini amaç açısından yerinde bulmakla birlikte çevreye gereksiz yük getiren teknolojilerin artık kullanılmamasından yana olduğunu belirtiyor ki sonuçta geliştiricisi olduğu blokzinciri teknolojisi daha az elektrik enerjisi tüketen PoS mekanizması kullanıyor.

Şebekelerin verimi, atıl enerji, kullanılamayan yeşil enerjinin israfı, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji gücünü depolayan bataryaların henüz ölçek ekonomisi yaratmamış olması gibi enerji sektöründeki genel problemleri anlatan Prager kendi stratejilerinden yola çıkarak aslında sürdürülebilirliğin mümkün olduğunu şöyle anlatmış:  “Bir elektrik şebekeniz varsa zaten gittikçe daha fazla sürdürülebilir olmasını ve daha fazla yenilenebilire sahip olmak istersiniz; biz de kesintili arz kaynağı olan hidro, solar, rüzgar bunların hepsini mining kapasitemiz için kaynak olarak kullanacağız. Şebekeyi güçlü kılan kesintisiz taleptir ve bitcoin madenciliği bu anlamda işe verim katar. Ayrıca güneş ve rüzgar gücü gibi kesintili enerji kaynaklarının küresel olarak alım satımı yapılan ve sonsuz raf değeri olan dijital bir varlığa dönüştürmek yenilenebilir enerjinin değerini depolamak demektir.  Günün sonunda ülkemizde atıl ve kullanılamayan çok fazla elektrik var ve rezervlerin döndürülmesi gerekir. Eğer sürdürülebilirlik isteniyorsa uygun tesislerle beraber bitcoin madenciliğinin sıfır karbon emisyonu mümkündür”.

Tabii Çin’in kripto para madenciliğini yarattığı sera gazı etkisi nedeniyle -en azından görünürde- yasakladığı hatırlanacak olursa, Prager’in çizdiği olumlu tablonun ABD’yi kripto madenciliğinde yeşil dönüşümle uyumlu bir yere taşıyıp taşıyamayacağını zaman gösterecek. Çinin yasağından sonra şimdiden ABD’nin önü bu alanda açılmışa benziyor: New York, Kentucky, Georgia ve özellikle Texas hem teşviklerle hem de yenilenebilir enerji ve atıl enerji kullanma çeşitlilikleri nedeniyle madencilerin favori yerleri arasına girmişler.  

Kripto sektörünün çevre maliyetiyle ilgili regülasyonlar konusunda da iki öngörüsü var Prager’in ki bahsedilen konjonktüre uyumlu ve makul durmakta:

Kripto paralarla ilgili işletmeler karbon maliyeti konusunda daha şeffaf olmak zorunda kalacaklar ve ikinci olarak da bir şekilde karbon vergisi yaptırımı gelecektir ki “günün sonunda fosil yakıt kullanmayı seçen şirketlerin maliyeti bunu kullanmayan işletmelere göre daha fazla olsun”.

Sonuçta  

İklim değişikliğiyle mücadele yolunda her sektör gibi kriptonun da yeni kurallardan düzenlemelerden alacağı bir pay olacaktır mutlaka; önemli olan kripto para sektörünü bastırma güdüsünün baskın çıkıp taraflı değerlendirmelerle sektörlerarası orantısız bir regülasyon yapılmaması. Karbon emisyonu fazla olan sektörlere yeni kurallar gelirken insanoğluna faydası-zararı nedir dengesini gözeten bir şablonun, finansal özgürlük, finansal erişim ve yeni bir model vadeden kripto para sektörü için de aynı olması gibi. Diğer taraftan yapılan tartışmalarda Bitcoin teknolojisinin enerji tüketimi ve iklim değişikliğine etkisinin, sektör tarafından reddedilen veya umursanmayan bir durum olmadığı ve geliştirilen yeni blokzinciri teknolojileri ve farklı enerji kullanım yöntemleri sayesinde çözümler oluşturulmaya çalışıldığı da gözden kaçırılmamalı.  

Didem Kurunç

Didem Kurunç

İEL ve İşletme Fakültesi mezunudur. ABD’de yüksek lisans (MSc in Finance) eğitimini onur derecesiyle bitirmiştir. Bir süre özel sektörde finans alanında çalışmış ve finans dalında doktora eğitimini tez aşamasına kadar devam ettirmiştir. Eğitim, finans ve finansal okuryazarlık ilgi alanları arasındadır ve bu konularda bağımsız danışmanlık yapmaktadır.
https://www.btchaber.com/

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoin
Bitcoin (BTC) 724.936,08 TL 5,24%
ethereum
Ethereum (ETH) 56.985,26 TL 6,88%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 8.018,92 TL 4,49%
tether
Tether (USDT) 13,43 TL 0,08%
solana
Solana (SOL) 2.893,32 TL 10,78%
cardano
Cardano (ADA) 21,25 TL 7,64%
xrp
XRP (XRP) 12,60 TL 4,90%
usd-coin
USD Coin (USDC) 13,45 TL 0,08%
polkadot
Polkadot (DOT) 457,67 TL 5,93%
dogecoin
Dogecoin (DOGE) 2,70 TL 5,00%
Bağlantıyı kopyala