Sanayii Çağının Sosyal Sözleşmelerinden Dijital Çağın Akıllı Sözleşmelerine…

Abone Ol:google-news

Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin makalesiyle önerdiği Blokzincir temelli parasal işleyiş, yaşadığımız çağın toplumsal işleyişleri için de bir model olabilir mi?

Kadir Has Üniversitesi’nde verdiğim “Kriptoparalara Giriş” dersinin ilk haftasına her daim şu soruyu sorarak başlarım: “Para nedir?”

Öğrencilerin yanıtları ise hem bilgi hem de eğlence doludur genelde; “Mutluluğun kaynağı”, “Başarının ölçüsü”, “Alışverişlerde kullandığımız ödeme aracı”, “Değer saklama aracı”, vb.

Çoğu doğru olan bu yanıtların arkasından onları biraz daha düşünmeye zorlamak amacıyla bir soru daha sorarım: “Peki para bir toplum için ne anlam ifade eder?”

Bu soruya da çok sayıda doğru yanıt verilir: “Alışverişte, ekonomide, ticarette güven veya kredi unsurudur”, “Bireyler ve şirketler için sermayedir”.

Ve nihayet son sorum gelir: “Peki para bir devlet için ne anlam ifade eder?”. Bu soruda genelde öğrenciler suskun kalır ve bu sefer ben sıralarım yanıtları: “Toplumun sevk ve idaresi, ekonomi ve ticaretin işleyişi için en önemli araçtır”, “Ülkeyi yönetmek için gerekli bütçe ve kaynağı, enflasyon, faiz, vergi gibi yöntemler üzerinden sağlama aracıdır” gibi tanımların ardından “İşte tüm bunları toparladığımızda paranın en temel tanımına ulaşırız; Para, toplumla devlet arasında bir sözleşmedir!” cümlesini söylerken şu görseli yansıtırım ekrana.👇🏼

John Locke (1632-1704) Sosyal Sözleşme Kuramı

Orta Çağ sonrası Avrupa’nın Rönesans ve Reform Dönemi’nden Sanayii Çağı’na geçişte 17. Yüzyıl düşünürü John Locke’un devlet ve toplum ilişkilerini inceleyen ve “Sosyal Sözleşme” olarak adlandırılan kuramının önemi büyüktür. ABD ve Avrupa liberal demokrasilerinin fikir babası olarak kabul edilen Locke öğretisine göre, bir toplum ile onu yönetecek güç (kral veya iktidar) arasında yazılı veya yazısız bir mutabakat vardır. Toplum en temelde, bireylerin yaşam ile mülkiyete ilişkin hak ve özgürlüklerinin korunması karşılığında ülkeyi yönetme yetkisini o güce verir. Söz konusu yetki hakkaniyetli bir yönetim anlayışı çerçevesinde kullanıldığı sürece sorun çıkmaz ancak bu yetkinin suistimal edildiği durumlar ise, toplumda bu defa onu geri alma iradesiyle bir devinim başlar ve bu süreç sosyal sözleşmenin bozulmasına kadar gidebilir.

Aynı öğreti paralelinde, para da toplumla devlet arasında yapılan bir sosyal sözleşme olarak kabul edilebilir. İlk çağlardan beri madeni paraların üzerine basılan kral/lider portreleri veya kağıt paraların üzerindeki Merkez Bankası Başkanı imzaları da, aslında böyle bir sözleşmenin tezahürüdür. Bu bağlamda, devlet ile toplum arasında hakkaniyetli bir işleyiş oluştuğunda bu durum, paraya da istikrar olarak yansır ve toplum refah ve bolluk içinde yaşar.  Tersi durumda ise, paranın istikrarı bozulur ve bireyler de altın, gümüş ve başka ülkelerin para birimleri gibi daha istikrarlı araçlara yönelerek paranın üzerindeki sosyal sözleşmeyi bozarlar ve bu da kaosa neden olur. Bu durumda devletler, toplumla yeni bir parasal mutabakat (istikrar paketi vb.) üzerinden uzlaşarak düzeni sağlamaya çalışırlar.

İlk ortaya çıkışından bugüne sosyal sözleşmelerin en büyük sorunu, toplumlar tarafından iktidarlara verilen yetkinin etkin biçimde denetlenememesi ve bu doğrultuda toplumlarla devletler arasında karşılıklı güvene dayalı bir yönetişim modeli oluşturulamaması idi.

Ancak Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin makalesinde sözü edilen aracısız, kullanıcıların mahremiyeti korunurken sistem üzerinde yapılan tüm işlemlerin şeffaf biçimde izlenebildiği ve güvenliğin kriptografi ile sağlandığı Blokzincir işleyişi, parasal işleyişin ötesinde merkezsiz, şeffaf ve güvenli bir dijital yönetim modelinin de adeta bir öncülü.

Bitcoin’in ardından geliştirilen Ethereum platformunun insanlığa armağanı olan Akıllı Sözleşmeler ise, söz konusu devlet işleyişinin toplumsal bir mutabakatla bir dijital anayasaya dönüştürülerek kodlanabileceği ve bu anayasal kodların çalışmasının (yürütme) toplumun her bireyi tarafından denetlenebileceği ve yine bir toplumun mutabakatıyla revize edilebileceği veya ortadan kaldırılabileceği yepyeni bir yönetişim modeli sunmakta.

Örneklerle somutlaştırırsak; böyle bir modelde her kurum ve bireyin kazançlarına göre ödemesi gereken vergi otomatik hesaplanarak tahsil edilebilir ve yapılan tüm tahsilatlar anında devletin dijital hazinesine aktarabilir. Bunun da ötesinde, devletin yıllık planlanan bütçesini ilgili kamu kurumlarına yapılan planlama dahilinde anında veya düzenli olarak dağıtabilir, söz konusu kurumların tüm harcamalarını vatandaşın denetimine açabildiği gibi her vatandaş da kendisinden toplanan verginin hangi kalemlere ne kadar harcandığını şeffaflıkla görebilir. Nüfus, tapu,diploma, sağlık, vd. kamusal kayıtları binlerce ayrı noktada ve yüksek kriptografik güvenlikle dağıtık biçimde arşivlenebilir. Bunun yanı sıra, devletin mahrem bilgileriyle ilgili daha kapalı ama denetimi de yine kodlanmış kurallara bağlanan daha mahrem işleyişler de oluşturulabilir. Özetle, üzerinde farklı türde binlerce akıllı sözleşmenin (dijital yasa ve yönetmelikler) çalıştığı Blokzincirlerden oluşan yeni nesil bir sosyal sözleşme işleyişidir bu.

Bu işleyişinin ilk ve en önemli örneği ise,  11 yıldır 1 saniye bile durmadan kesintisiz çalışan, şimdiye kadar hiç hacklenmeyen ve kayıtları 10 binin üzerindeki birbirinden farklı noktada tutularak her 10 dakikada bir güncellenen Bitcoin’dir.

İşte 17. yüzyılda John Locke ile başlayan toplumsal yönetişim tartışmaları takip eden 200 yıllık süreçte nasıl bir toplumsal sözleşmeye dönüşüp Sanayii Çağı toplumlarının işleyişinde bir yönetim modeli olarak benimsendiyse, 20. Yüzyılın sonunda Şifrepunklarla başlayan ve Satoshi Nakamoto tarafından ete kemiğe büründürülen Bitcoin’in Blokzinciri ile akıllı sözleşme işleyişinin de, 21. Yüzyılın Dijital Çağ toplumları için bir yönetişim modeline dönüşmesi giderek kaçınılmaz bir yenileşim olarak karşımıza çıkmakta.

Bu yazı 16 Haziran 2020 tarihinde yayınlandı.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımızın sözünü veriyoruz.

İsmail Hakkı Polat

1989’da Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan İsmail Hakkı Polat, 1989-2004 yılları arasında sırasıyla Siemens, Nortel-Netaş, Ericsson ve Turkcell gibi telekomünikasyon firmalarında mühendis ve yönetici olarak çalıştı. 2004 yılından bu yana Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak “Yeni Medya” dersi veren Polat, Türkiye’nin ilk ve tek Yeni Medya Bölümü’nün kuruluş çalışmalarında da rol almıştır. Ayrıca, Doğan Holding, Merkez Yayın Grubu ve Ciner Medya Grubu gibi medya kuruluşlarının mobil iletişim ile ilgili birimlerinin kuruluş ve interaktif servislerinin geliştirilmesi aşamalarında yönetici veya danışman olarak aktif görev yapmıştır. Polat, Yeni Medya konusundaki görüş ve düşüncelerini her hafta Bloomberg Business Week Türkiye dergisindeki köşesinde okuyucularla paylaşmaktadır.

http://https.//www.btchaber.com

Yorum Yapın, Görüşlerinizi Paylaşın

bitcoin
Bitcoin (BTC) 63.152,22 TL 0,41%
ethereum
Ethereum (ETH) 1.630,93 TL 1,27%
tether
Tether (USDT) 6,86 TL 0,09%
ripple
XRP (XRP) 1,35 TL 0,67%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 1.557,80 TL 1,19%
litecoin
Litecoin (LTC) 295,56 TL 1,45%
cardano
Cardano (ADA) 0,891572 TL 2,03%
eos
EOS (EOS) 17,29 TL 1,29%
tezos
Tezos (XTZ) 20,72 TL 0,40%
chainlink
ChainLink (LINK) 58,45 TL 5,54%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap