bitcoin
Bitcoin (BTC) $ 66,916.93 3.81%
ethereum
Ethereum (ETH) $ 3,674.39 2.98%
bnb
BNB (BNB) $ 589.91 4.12%
solana
Solana (SOL) $ 166.25 6.43%
xrp
XRP (XRP) $ 0.519748 1.16%
cardano
Cardano (ADA) $ 0.456353 5.67%
dogecoin
Dogecoin (DOGE) $ 0.159274 4.32%

Sanayi ve ticaret arasındaki fark

kripto-isid

Bu haftaki yazımda önemli olduğunu düşündüğüm bir görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum: Ülkemizde sanayici olmanın zorluklarını yazacağım bugün. Ben bir sanayiciyim, özellikle de bir yazılım sanayicisiyim; bu alana tam 40 yılını vermiş birisi olarak da epey deneyimli olduğumu düşünüyorum. Yıllar içinde yüzlerce ürün ve projeye girip başlamış, yapmış bitirmiş birisiyim ve dahası, İstanbul Sanayi Odası’nda da yazılımın bir sanayi olarak tanımlanmasında 2000’lerin başlarında üç buçuk sene emek vermiş biriyim. 2000’lerin başından itibaren ülkemizde oyun sanayi kurulması için de yine en çok çalışmış kişilerden birisiyim.

Herkesten beş-altı yıl önde olmam konusu

Beni uzun zamandır tanıyan arkadaşlarım sağolsunlar, yıllardır gördükleri bir trendi kamuya açık konuşmalarda, yayınlarda dile getiriyorlar: Benim teknoloji dünyasında olacak olayları en az beş-altı yıl önceden fark ettiğimi söylüyorlar. Bu sözleri gururla ve gözüm yaşararak dinliyorum.

Ne var ki, teknolojide herkesten önce olmanın bir bedeli var. Bu bedeli ben 40 senedir her girişimimde, her yeni kalkışımda, hatta her günümde yaşıyorum. Bu bedelin bir parçası anlaşıl(a)mamak ise bir diğer parçası da, gelişmelerin dışında olanların bu kadar ileride olduğum için bana adeta acıyarak bakması. Bunun sebebi ile bir sanayi ülkesi ol(a)mamamızın sebepleri sanki aynı kaynaktan besleniyor.

Ne demek istediğimi biraz açayım: Bizim ülkemiz, sanayi konusunda dünyada iddialı değil, hep takipçi durumunda; ama iş yurt dışında üretilmiş ya da yabancı lisansla burada yapılmış ürünlerin ticaretine gelince kendi çapında iddialı bir ülke. Zira bizde herkes ticari kafaya sahip olmayı, ticari kafayla düşünmeyi çok önemli ve zor zannediyor. İşin aslı o sanılıyor. Ticarette önemli olan aritmetik bilmek, yani dört işlem yapabilmektir. Dört işlem yapınca, kafadan çarpıp toplayınca, çabucak aritmetik işlemler yapmayı becerince bunu çok büyük bir iş sanıyoruz ve kendimizle gurur duyuyoruz.

İşte benim bahsettiğim bedel tam da bu konudan besleniyor. Bir şeyi beş-altı yıl önceden kurabilmek, kurgulayabilmek dört işlemin çok ötesinde matematik bilmeyi gerektiriyor, okumayı gerektiriyor analiz etmeye gerektiriyor ve hata yaptığında da onu silmeyi yeniden yapmayı gerektiriyor. İki bilinmeyenli bir problemi denklemlerini kurarak çözebilmek bile bu ülkede alimlik sayılıyor. Oysa ki uzun vadeli stratejik plan yapabilmek çok farklı türden matematik bilgisi gerektiren bir şey: NP complete konulara vakıf olmayı, kaos içinden düzen çıkartabilmeyi gerektiriyor (Kaynak:1). Kafamızın içinde çok garip bir makine var ve bu makine daha nelere vakıf henüz bilmiyoruz, ama çok zor bir problemle karşılaştığımızda eğer zorlanıyor ve tüm varlığımızla bu problemi çözmeye çabalıyorsak o zaman beynimizin bir yerlerinden NP complete dediğim metodlar işlemeye başlıyor, nasıl çalıştığı bilinmeyen bazı yöntemler ya da fikirler çıkıyor. Kaosun içinden ışık çıkıveriyor, ormanda kayıpken birden yol bulunuveriyor.

İşte Türkiye’de uzun vadeli düşünmeyi başarabilen, zamandan ve kısa vadeli çıkarlardan bağımsız yatırım yapabilmeyi göze alabilen kişilerin azlığı, benim 40 sene içinde bu tür insanlarla karşılaşmakta yaşadığım zorluk ve diğer gözlemlerim, ülkemizin sanayi ile imtihanında neden başarısız olduğunu bana özetliyor. Ancak hemen sevinçle söyleyeyim, gelecekte de başarısız olacağımızı anlatmıyor. Bu noktada, geleceğimizi modelleyen NP complete ve uzun vadeli bir puzzle kurduğumda cevabın olumsuz olmadığını gördüm. Atatürk de gençliğe hitabesinde aynı şeyi söylemiş. O öldükten sonraki yıllarda olacakları görmüş, önceden uyarmış ama ümitsiz olmama gerekçemizi da metnin sonuna eklemiş. Arada bir bu belgeyi açıp okumanızı öneririm, Atatürk’ün de NP complete düşünce sistematiğinde birisi olduğuna ve ek olarak zamanlar ötesi iletişim kabiliyetine sahip olduğuna kalıbımı basarım.

Bu dediğimi biraz daha açayım:
Ülke olarak genelde biz takipçiyiz, arkadan gidiyoruz ve önceden yapılmış işleri alıyoruz ve yapanlar tarafından ismi konulmuş işleri Türkiye’ye getirip pazarlamayı marifet zannediyoruz. Oysa asıl olan bir ürünü fikirden itibaren adım adım üretmek, orijinal olarak ortaya çıkarmak, icat etmek ve sonra onun adını koymaktır. Ve kendi ürününe adını koyma hakkı evrensel bir kuraldır. Bu kural hiçbir yerde yazmaz ama bu böyledir. Eğer bir şeyi siz icat ettiyseniz ancak o zaman adını siz koyabilirsiniz; bakınız yoğurt. Türk icadı olduğu için adı Türkçe olan yoğurt, bütün dünya dillerinde de yoğunlaşmak-yoğurmak kelimeleri ile aynı kökten gelen bu Türkçe isimle anılır, 11. yüzyıl sözlüğümüz Divan-ı Lügat-it Türk’de de vardır. Kimin icat ettiğini bilmesek de ben bu kişinin ana dili Türkçe olan bir kadın olduğunu sanıyorum.

Bir şeyin adını koyabilmek için onu önce düşünmek, kafada kurmak gerekir. Sonra onu adım adım, belli bir yolu giderek yapmak, ortaya koymak gerekir. Benim bir konuda beş-altı yıl önce olmak, yeni bir konuyu orijinal olarak ortaya çıkarmak veya dünyada ilk çıkaranlardan biri olmak gibi bir özelliğim varsa bundan dolayı kimsenin bana acıması gerekmiyor. Vah vah, adam o kadar önde gitmiş ama bir Ferrari arabası bile yok diye üzülmenize gerek yok. Benim gibi insanlara çılgın denilmesi, ticari kafaya sahip, zihinden aritmetik hesap kabiliyetine sahip başarılı insanlarımızın bana üzülerek bakması ülkemizin bir zenginliği değildir. Aksine, sanayimizin hak ettiğimiz bir seviyede olmaması, çılgın insanlarımızın toplumumuzda önce manevi karşılık bulamaması yüzündendir. O karşılık Ferrari araba değildir, maddi bir karşılık değildir, öncelikle saygıdır. Uzun vadeli görüş ile olayları önceden bilebilmek ve ona uygun adımları atabilmek, bir yere dutlukken yerleşip oraya gelecek şehir planlarını yapabilmektir. Bunun maddi karşılığı zaten zaman içinde gelir. Sadece şirketler değil, devlet seviyesinde de bu işler aynen böyledir. Atatürk ileri görüşlü bir devlet adamı olduğu kadar ileri görüşlü bir sanayiciydi de. Atatürk sanayici, Enver tüccardı.

Size dünyadan binlerce örnek verebilirim ama sadece bir tane yeterli olacaktır: 1990’ların sonlarında Vestel ile bazı projelerde iş birliği yapmak amacıyla görüşüyorduk. O zaman onların vizyoner teknoloji lideri olan Cengiz Ağabey (Ultav) bana o sıralarda Kore’lilerin LCD adı verilen yeni bir ekran teknolojisine nasıl milyarlarca dolarlık yatırım yaptığını anlatıyordu. Kore devletinin TÜBİTAK’ı 1 milyar dolar koyuyorsa 1 milyar da şirketleri koyuyordu. Cengiz Ağabey bunu o sırada gün gün izliyor ve hayıflanıyordu; Vestel olarak sadece eski tip tüplü TV yapma lisansına sahiptiler ve bunu aşacak teknolojiyi görüp, ortak olamamanın acısı içindeydi. Sonunda Güney Kore, LCD teknolojisinin 10-12 yıl tekel sahibi oldu ve hem ülke hem de şirketler olarak da 100 milyarlarca dolarlık artı değer elde ettiler.

İşte geleceği yapanlar olmak, yapanların arasında olmak demek bunu hayal edebilecek kişileri de çılgın kategorisinden çıkartıp, kıymetini bilmek demektir. Bu yazının sonunda ben geleneksel olarak “biz adam olmayız” sonucuna varanlar arasına katılmayacağım. Yukarıda dediğim gibi beş-altı sene ileride yaşayan birisi olarak geleceği gördüm ve size söylüyorum: Türkler, nasıl ki geçmişte devletler kurmuş, devlet kurmayı bilen insanların değerini iş sıkıya gelince bilebilmişse, zamanı geldiğinde sanayi konusunda da çok ileri adımlar atmayı, yeni ve dünyayı etkileyecek programlar icat etmeyi bileceklerdir. Bu yeni programlar, LCD ekran yapabilmenin çok çok ötesine geçecek, binlerce yıllık devlet kurma bilgimizden beslenecek ve tüm dünya milletlerini yine şaşkına çevirecek. Ben gördüğümü söylüyorum ve bunun olacağını biliyorum, çünkü NP complete bakıp bunların olduğunu gördüm.

DipNot: Killer sudoku veya normal sudoku oynarken bu NP complete metodolojiyi hissedebiliyorsunuz. Kuantum bilgisayar denilen şey de sudoku ile test ediliyor.

Kaynak:
1) https://en.wikipedia.org/wiki/NP-completeness

Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.

btchaber bh logo

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti.
https://cemilturun.medium.com/

Blokzincirin ve kripto paraların, geleceği nasıl değiştireceğini bugünden öğrenin.
btch x banner
btch youtube banner
Bağlantıyı kopyala