Tatlı Patatesler mi? -Hiç Sanmıyorum

Abone Ol:google-news

DeFi’da kilitlenen varlık hacmi yazının hazırlandığı 18 Ağustos tarihi itibariyle 6 Mia USD seviyesini geçti. Haziran ortasındaki Compound Yönetişim Token ihracı ile ivmelenen piyasa büyüklüğü 3 ay içinde neredeyse 6 kat büyüklüğe ulaştı.

DeFi uygulamalarına aktarılan varlık miktarı hızla artarken, projelerin sayısı, vadedilen getiri çeşitliliği, arz ve yönetişim modelleri de her geçen gün eklenen yeni uygulamalarla baş döndürücü bir hızda artış gösterdi. Buna paralel olarak kullanıcı/cüzdan sayıları da ciddi ölçüde arttı.

Halen komplike, ortalama bir finansal okur yazarın teknolojik okur yazarlık desteği olmadan rahatlıkla işlem yapamayacağı kadar karmaşık yapılar olsa da, hem cüzdan hem de uygulama geliştiriciler, daha kullanıcı dostu ve basit yapıların oluşturulması için çalışıyorlar.

Her ne kadar adı ve söylemi “merkeziyetsiz” olsa da DeFi üzerinde henüz bu mertebeye ulaşabilmiş bir uygulamanın hayata geçtiğini söylemek güç. Ancak deneysel olarak ilerleyen ekosistem kendi hatalarından çabuk öğreniyor, ve her yeni proje, mevcut olanların üzerine çıtayı bir miktar daha artırarak geleneksel finans ve yatırım araçlarına alternatif ürünlerin geliştirilmesi ve yaygınlaşmasında daha öncü bir rol oynuyor.

Bu projelerden biri de 11 Ağustos’ta açılan ve hemen ertesi günü kontrattaki bir hata nedeniyle yaratıcı ekip tarafından müdahale edilen YAM (İngilizce karşılığı: tatlı, pembe patates) adlı proje.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere DeFi halen deneysel bir alan. Bu nedenle, bir yazılımcının elinden çıkacak bir akıllı kontrata bağlı çalışan protokoller bütününün oluşturduğu, buna karşılık herhangi bir denetim, düzenleme ve yaptırım mekanizmasının bulunmadığı bu ortamda, sistemin kendi kendine bu mekanizmaları oluşturmasına kadar yatırımcıların da buraya aktardığı yatırım tutarlarının yine deneysel seviyelerde olması çok önemli olacaktır. Tabi burada da farklı bir kısıt karşımıza çıkıyor: Ethereum ağının ölçeklendirme problemi nedeniyle transfer ve işlem ücretlerinin astronomik boyutlara kadar çıkması! Eğer DeFi için geleneksel finansa alternatif olacağı söyleniyorsa, ki söylem o yönde, bunun halihazırdaki transfer ücretleri ile pek mümkün olamayacağını söyleyebiliriz. Zira bu defa da yatırımcılar yüksek işlem maliyetlerini  karşılamak ve “hasatları yapılan gelirlerin” bir anlam ifade etmesini, makul bir seviyede olmasını sağlamak için bu kontratlara yüksek tutarlarda varlık aktarımı yapmak durumunda kalıyorlar… Tam bir kaos!

YAM aslında mevcut DeFi uygulamalarının bir kombinasyonu olarak yaratıcılarının da tabiriyle  parasal deney olarak ortaya çıkarılan bir proje. Elastik arz mekanizması ile Ampleforth, adil dağıtım yapısı açısından Yearn Finance modeli ile çalışan bir Compound yönetişim modülü çatalı. Geliştiren ekip uygulamanın lansmanını yaparken kontratların denetlenmediğini, herhangi bir kontrolden geçmediğini üstüne basa basa, ısrarla belirtmesine rağmen ilk 24 saat içinde kilitlenen varlık hacmi 750 Mio USD’nin üzerine kadar çıkıyor. Piyasanın bu açıdan çok da rasyonel hareket ettiğini söylemek mümkün değil. Ve korkulan oluyor : Kontratta yönetişim mekanizmasını kalıcı olarak çökerten bir hata olduğu anlaşılıyor. Hata nedeniyle, planlanan ikinci rebase sırasında – yani dolaşımdaki token miktarınının algoritma ile yeniden düzenlenmesi sırasında-protokol rezerve amaçlanandan çok daha fazla Yam token basıyor ve Yam’ın yönetişim modeli göz önüne alındığında, topluluğun herhangi bir konuda oylama sonucu karar alabilmesi için yeterli çoğunluğa ulaşmasını imkansız hale getiriyor.

Yam ekibi bunun üzerine protokolü güncelleyerek yeni bir $YAM token yaratmaya karar veriyor: YAMv2. 19 Ağustos’tan itibaren 72 saat içinde elinde $YAM token bulunanlar protokolün web sitesi üzerinden eski token’larını burn ederek yeni versiyon token’ları mint edebilecek.

Bu hatanın tespit edildiği andan itibaren tüm topluluk ile şeffaf bir şekilde iletişimini devam ettiren ve hatayı çözmek üzere seferberlik başlatan ekibe aslında topluluğun da destek verdiği görülüyor.

Gelinen noktada protokolde kilitli varlıklara baktığımızda halen 400 Mio USD’ye yakın bir varlığın tutulduğu görülüyor. Bu aşamada şunu sorgulamakta fayda var :

Denetimsiz bir protokole fırsatı kaçırıyorum korkusunun da (FOMO) etkisi ile varlık kilitleyen yatırımcıların kar beklentileri, bu irrasyonel davranışı açıklamaya veya karşılamaya yeterli midir?
Popüler olabilecek tokenları en başından yakalama motivasyonu topluluğun yatırım kararlarındaki irrasyonaliteyi nasıl etkilemektedir?

Bu kodlama hatasının ikinci bir DAO-Hack vakası kadar büyük bir kayba sebebiyet verebileceğini ve aslında gayet ucuz atlatıldığının farkında değiller mi? Nasılsa kayıp olmadı diyerek daha fazla varlığın kilitlenmesi tehlikenin devam ettiğini göstermiyor mu?
Yatırımcılar getirileri çekmek istediklerinde karşılaşacakları yüksek işlem komisyonları hakkında bilgi sahibi değiller mi?

Tabi merkeziyetsiz olduğunu iddia eden bir finans protokolünün ekip tarafından dondurularak hatanın giderilmesi için müdahalede bulunulmasının gerçekten merkeziyetsizlikle örtüşüp örtüşmediğini ayrıca tartışmak gerekiyor.

Sosyal medyadaki tepkilere bakıldığında projeyi eleştirerek oldukça amatör ve çoluk çocuk işi olarak değerlendiren bir kitlenin yanı sıra protokolün kurtarılması için ciddi bir destek aldığını görmek de ilgi çekici oldu. Sonuçta DeFi’ın devamlılığı ve sürdürülebilirliği için bu tür kazaların minimum hasarla atlatılması, tam da altcoin partisinin başladığı bir dönemde, hele ki bu partinin DeFi tarafından esen rüzgarla başladığı göz önüne alındığında belirli bir kitlenin kenetlenerek yardıma koşması gayet anlaşılabilir.

Ancak daha tabana yaygın bir adaptasyon olmasını istiyorsak, ve bunun için kurumsal yatırımcıların bu ekosisteme oyuncu olarak girmesini görmeyi arzu ediyorsak bu tür deneysel uygulamaların da daha profesyonelce, deneysel kisvesi altına sığınarak değil, gerekli kontrol ve denetimleri yaptırarak lanse edilmesi gerekiyor. Tüm ekosistemi tehlikeye atacak bu tür hatalar kurumsal oyuncuların da girmesine engel teşkil edecektir.

Regülatif bir düzenlemenin şu anda bizim anladığımız, bildiğimiz şekliyle uygulanamayacak bir ortam olması sebebiyle DeFi kendi öz denetim ve yaptırım mekanizmalarını oluşturmak zorunda. Bunları ilerleyen dönemlerde göreceğimizi umuyorum.

Bu yazı 20/08/2020 tarihinde yayınlandı.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımızın sözünü veriyoruz.

Ebru Güven

Ebru Güven, Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel bankacılık kariyerine 1997 yılında başlamış ve 2018 Mayıs ayına kadar Türkiye'nin saygın bankalarında, ağırlıklı kurumsal bankacılık olmak üzere genel müdürlük ve şubelerde çeşitli görevlerde bulunmuştur. İstanbul'da yöneticisi olduğu şubenin müşterilerinden birinin ülkenin ilk kripto para borsalarından biri olması sayesinde Blockchain uzayı ve ekosistemi ile tanışmıştır. Blockchain teknolojisi ve gelecekte yaratacağı değişimden etkilenen ve ilham alan Güven, bu topluluğa aktif olarak dahil olmaya karar vererek 2018'de bankacılık kariyerini bitirmiş, hemen akabinde bir ITO projesinde CFO olarak görev almıştır. Bu projede tanıştığı Başak Burcu Yiğit ile birlikte İstanbul Blockchain Women Platformu'nu kurmuştur. Ebru, 2018’den itibaren Tim Danışmanlık bünyesinde eğitimler vermekte, aynı zamanda Blockchain ve ITO, ICO projelerinde danışman olarak çalışmaktadır.

https://www.btchaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 83.393,90 TL 2,22%
ethereum
Ethereum (ETH) 2.747,41 TL 1,81%
tether
Tether (USDT) 7,66 TL 0,01%
ripple
XRP (XRP) 1,87 TL 1,62%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 1.760,89 TL 5,22%
chainlink
Chainlink (LINK) 81,48 TL 5,68%
polkadot
Polkadot (DOT) 32,88 TL 2,61%
binancecoin
Binance Coin (BNB) 201,28 TL 0,41%
cardano
Cardano (ADA) 0,806710 TL 10,20%
bitcoin-cash-sv
Bitcoin SV (BSV) 1.345,08 TL 8,62%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap