“Parasız Toplum” Üçlemesi – 3

Abone Ol:google-news

“Eski Garabet, Yeni Normal”

Üçlemenin ilk kısmında Sovyetler Birliği kuruluş döneminde ve 1970’li yıllarda Kamboçya’da tanık olunduğu gibi ideolojik temelde uygulanan ekstrem parasız toplum örneklerini ikinci kısımda ise hükümetlerin teoride oldukça mümkün gözüken ancak pratiklerin beklentiyi karşılamaktan uzak olabileceği sınırsız para basma seçeneğini tanımlayan “Modern Para Teorisi”ne göz atmıştık.

Son bölümde ise tüm bu tartışmalar paralelinde Bitcoin örneğinden hareketle kripto paraların olası yakın vade finansal türbülansta konumu ve hangi özellikler ile fark yaratabileceği konusunu ele almaya çalışacağız.

Mevcut yapıyı, mevcut yapının araçları ile ayağa kaldırma gayretindeki kısır ve gürültü sebebi günlük tartışmalar bir yana bırakılırsa büyük resimde iki temel yeni disiplinin tartışmaları şekillendirmeye başladığı görülebilir ; Kripto para ve Sınırsız Para.

Daha evvelki yazılarımızda bahsetmiştik; kripto para fikrinin bireye ait ve özel bir finansal özgürlük talebine yanıt amacıyla teknolojinin de olanak sağlaması ile şekil aldığını ve düşünsel temellerinin genelde klasik liberalizm, özelde ise Avusturya Ekolünde yattığını biliyoruz.

Bu fikre göre paranın üç temel özelliği (takas/değişim aracı, değer saklama aracı ve hesap birimi) kripto para fonksiyonu potasında eritilirken, teknolojinin de resme dahil olması paranın sahibi haricindeki kişilere erişim kapısını kapatır ve kişiye özel olmasını sağlar. Kişi böylece

Tartışmanın diğer cephesini oluşturan teori paranın arz ve dolaşımının Merkez Bankaları eliyle kontrol edilmesi ve gerekli hallerde (kamusal harcamaların fonlanması, ekonominin canlandırılması, enflasyon kontrolü vb.) para basma yetkisinin uç şiddete kullanılması gerekliliğine işaret eder.

Avusturya Ekolü ya da bu ekolün öğrencisi olan günümüz ekonomistleri gevşek finansal politikaların kısa vadede sonuç veriyor gibi gözükse de uzun vadede büyük hasarlar oluşturacağı konusunda mutabıktırlar.

Modern Para Teorisyenleri ise kripto paraların deneysel olduğunu, Bitcoin örneğinin diğer yatırım araçlarından farklı olarak içsel bir değer taşımadığına iddia eder.

Geçmiş örnekler Avusturya Ekolünün haklılığına işaret eder; artan ya da umarsızca arttırılan borçların takip eden süre içerisinde görülebilecek hiperenflasyon ile neden sonuç ilişkisi içerisinde olduğunu tarih bize gösterir.

Son yüzyıl içerisinde çeşitli dönemlerde Zimbabwe, Venezuela, Sovyetler Birliği, Weimar Cumhuriyeti ve Yugoslavya gibi örnekler hiperenflasyon altında ezilen kitlelerin hikayelerini yazar.

Asli vazifesinin ülke parasının kıymetinin korumak olan Merkez Bankasının hükümet yörüngesine girdiği ve alınan kararların bağımsızlığını yitirildiği dönemlerde, varılan noktanın hedeflenen adresin tam zıttı olduğu görülür; çeşitli sebeplerden (kamusal harcama, bütçe açıkları vb.) hareketle başvurulan parasal genişleme ülke parasını değersizleştirmiştir.

Bitcoin ve kripto para, teorik olarak yerel para birimi değersizleşen ve alım gücünü korumak niyetinde olan kimseler için geleneksel seçeneklerden(yüksek faiz getirisi aramak, döviz yatırımı vb.) farklı bir alternatif sunmaktadır.

Bu noktada kripto para ekosisteminde son 1-2 yıl içerisinde hüküm sürmüş algının değişmesi önem taşımaktadır;

Zira okuma doğru yapıldığında görülecektir ki kripto paralar bireye servet edinebilmesini sağlamak amacıyla değil, bireyin cebindeki alım gücünü yüksek enflasyon karşısında koruyabilmesi amacıyla sıra dışı bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır.

Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin’e dair vizyonu oluştururken “zengin olabilme fırsatı” söylemini değil, 2008 Ekonomik Krizini referans alması bu durumu fazlasıyla teyit eder niteliktedir.

Diğer taraftan, kripto para fikri her ne kadar son yüzyıl içerisinde kemikleşmiş gözüken Keynes ekolüne ait para politikasını yerinden etmek gayesini taşıyor da olsa, mevcut sistemin Bitcoin maksimalistlerinin beklentisinin aksine kolayca değişmeyeceği açıktır.

Dolayısıyla hükümetlerin dönemsellik taşıdığı artık netleşmiş gözüken ekonomik darboğazlarda (henüz limitli fakat yakın zamanda belki de tümüyle Modern Para Teorisinin işaret ettiği şekilde) parasal genişleme yoluyla yerel para birimlerini orta/uzun vadede değersizleştirecek olan hamleleri hayatımızın yeni bir normali olacak ise Bitcoin ve kripto paralar şu aşamada herhangi bir servet elde edebilmenin bir aracı değil, tümüyle alım gücünün korunabilmesine yönelik cezbeden doğaya sahip bir seçenek olarak kalacaktır.

Bu yazı 30 Nisan 2020 tarihinde yayınlandı.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımızın sözünü veriyoruz.

Fidelitas Lex

1979 Ankara doğumlu Fidelitas Lex, Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunudur. Yaklaşık 15 yıl Bankacılık sektöründe Hazine, Ürün Yönetimi, İş Geliştirme ve Pazarlama Bölümlerinde yöneticilik görevini yürütmüştür. Son 5 yıldır Teknoloji sektöründe faaliyet gösteren bir Şirkette Dijital Entegrasyon konusu özelinde portföy yöneticiliği yapmaktadır. 2013 yılından bu yana Kripto Para ve son dönemde DeFi başta olmak üzere Blockchain genelinde analizler geliştirmekte olan Fidelitas Lex, ekosisteme dair Türkiye'de farkındalık yaratmak ve yaygınlık kazandırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır.

https://www.btchaber.com/

Yorum Yapın, Görüşlerinizi Paylaşın

bitcoin
Bitcoin (BTC) 63.197,02 TL 0,43%
ethereum
Ethereum (ETH) 1.633,26 TL 1,19%
tether
Tether (USDT) 6,86 TL 0,05%
ripple
XRP (XRP) 1,36 TL 0,63%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 1.559,65 TL 1,08%
litecoin
Litecoin (LTC) 296,11 TL 1,30%
cardano
Cardano (ADA) 0,891174 TL 2,73%
eos
EOS (EOS) 17,36 TL 1,16%
tezos
Tezos (XTZ) 20,93 TL 1,73%
chainlink
ChainLink (LINK) 58,52 TL 7,40%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap