“Parasız Toplum” Üçlemesi – 2

Abone Ol:google-news

 “Modern Para Teorisi” Üzerine Bir Okuma

Modern Para Teorisi, özellikle son 2-3 yıl içerisinde ABD’de şu sıralar muhalefet pozisyonundaki Sosyal Demokrat cenah tarafından, yaşanan ve yaşanabilecek tüm finansal sorunlara ilaç olacak, her derde deva bir çözüm mahiyetinde kamuoyu ile paylaşılan bir kavram.

Ekonomik kriz zamanlarında geleneksel teorilerin yanıtsız kalacağı düşünüldüğünde gündeme getirilen bir fikir ; “ülkenize ait para, küresel rezerv para statüsüne sahip (ülke borçları ödenebiliyor ve ülke dışında da ödeme aracı olarak kabul ediliyor) ise bütçe açığını göze alarak alınan para basma kararı enflasyon yaratmayacağı gibi ekonomiyi düzlüğe çıkartabilecek bir tercihe de dönüşür.”

Yazı girişinde bahsedildiği üzere her ne kadar Sosyal Demokratların diline pelesenk haline gelmiş gözükse de düşünsel kökenleri 1900’lü yılların başına dayanan Modern Para Teorisi, 2008 yılından bu yana büyük ekonomilerde açıktan olmasa da parasal genişleme politikaları (hazine, şirket tahvilleri satın alınması vb.) yolu ile aslında sınırlı şekilde uygulama alanı bulan ve parası rezerv para statüsüne sahip ülkeler için dönemsel de olsa sonuç vermiş olduğu görülen(stabil seyreden enflasyon rakamları) bir yöntem.

Modern Para Teorisi, özünde Marksizm’den tutun Keynes sonrası döneme işaret eden birçok farklı eleştirel bakış açısına sahip disiplinden beslenmekte, bu durum ise teorinin bir bütün görüntü sergilemesine ve küresel genel geçer bir teori haline dönüşmesine engel oluşturmakta.

Zira parasal genişleme, gelişmiş ekonomilerde henüz kayda değer bir enflasyon oluşturmamış iken, gelişmekte olan ve parası rezerv para statüsünde olmayan, dış ticaret için farkı ülke parasına ihtiyaç duyan ülkelerde (hiper) enflasyona yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bu yönü ile her coğrafya için göz kapalı başvurulan bir alternatif olmaktan uzaktır.

Dolayısıyla teoriyi belki de şu şekilde derlemek doğru olacaktır:

Modern Para Teorisi sadece egemen ülkelerin borçlanması, bütçe açıkları gibi vakalarda kendilerinin finansal açıdan serbest bırakılmalarını tavsiye eder. Zira teoride (henüz uygulamanın tam anlamıyla görüldüğü bir örnek bulunmaması itibarıyla) paranın temel değeri toplum zihnindedir ve esas kıymetini devletin gücüne dayandırır. Para basma yetkisi sadece devlette bulunduğu için ödeme güçlüğü çeken şirketlerin akıbeti olan iflas söz konusu olamaz, para basılır ve borçlar kolayca ödenir. Sınırsız para basma yolu ile aynı zamanda vergi toplama ihtiyacı da ortadan kalkacaktır.

Varsayım “önce vergi, sonra kamusal harcama” yerine “önce kamusal harcama, sonra vergi” fikrini ileri sürer. Ayrıca basılacak (sınırsız) para ile devasa kamusal harcamalar ile ABD’de bir dönem gündem olmuş “Green New Deal” gibi çevreci projeler benzeri devasa işler için finansman kaynağı oluşturulabilirken, bu vesile ile istihdam dahi yaratılabilecektir.

Muazzam varsayım, fakat varsayım.

Bu noktada kritik soru serisi şudur: Bir ülkede para basma kararını hangi merci, hangi sebep ile nasıl alacak ve hedeflenecek sınır ne olacak ?

Para birimi rezerv para statüsünde olan ABD gibi “egemen” ülkelerin egemen sayılmalarının ve (örneğin Dolar’ın) güvenli liman şeklinde anılmasının altında yatan sebepler var.

ABD’nin ekonomik ve askeri gücü elbette bu sebeplerden birisi.

Farklı ülkeler ile gerçekleştirilen ticari faaliyetlerde lokal para birimini kullanabilme imkânı bir başka akla gelen sebep.

Fakat en az bu sebepler kadar önemli olan bir diğeri, para politikasını yöneten Merkez Bankasının tarihte özerk / bağımsız tavrı ile dönemsel değişen siyaset karşısında tarafsız, ülke parasının kıymetini korumayı önceleyen başarılı bir performans sergileyebilmiş olmasıdır.

FED, işsizlik, enflasyon, sanayi üretimi, tarım dışı istihdam vb. birçok veri setini belli dönemlerde temel alarak Amerikan dolarının yönünü tayin etmektedir. Devlet harcamalarının finanse edilmesi noktasında FED son döneme kadar temkinli duruşunu korumuştur.

Bu mekaniğe, topoloji haricinde yapılacak bir müdahale, FED’in bağımsızlığı noktasında kırılganlık yaratacak ve diğer birçok sebebe ek, Dolar’ın rezerv para olma tercihini tartışmaya açan sebeplerden birisi olacaktır.

Yukarıda bahsedilenler ışığında şu söylenebilir ki Modern Para Teorisi’nin efektif şekilde hayata geçirilmesinde coğrafya başta olmak üzere belli kısıtlar mevcut. Ayrıca yapısal birçok engel ile de sınırlandırılmış vaziyette. Dolayısıyla mesele pratiğe dönüşmeden bir süre daha teori niteliğinde kalmaya ve tartışma konusu olmaya devam edecek gözüküyor.

Üçlemenin son kısmında Modern Para Teorisi’nin tam anlamıyla uygulamaya geçmesi halinde Bitcoin başta olmak üzere kripto para ekosistemi üzerinde oluşturabileceği potansiyel etkilerini inceliyor olacağız.

Bu yazı 28 Nisan 2020 tarihinde yayınlandı.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımızın sözünü veriyoruz.

Fidelitas Lex

1979 Ankara doğumlu Fidelitas Lex, Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunudur. Yaklaşık 15 yıl Bankacılık sektöründe Hazine, Ürün Yönetimi, İş Geliştirme ve Pazarlama Bölümlerinde yöneticilik görevini yürütmüştür. Son 5 yıldır Teknoloji sektöründe faaliyet gösteren bir Şirkette Dijital Entegrasyon konusu özelinde portföy yöneticiliği yapmaktadır. 2013 yılından bu yana Kripto Para ve son dönemde DeFi başta olmak üzere Blockchain genelinde analizler geliştirmekte olan Fidelitas Lex, ekosisteme dair Türkiye'de farkındalık yaratmak ve yaygınlık kazandırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır.

https://www.btchaber.com/

Yorum Yapın, Görüşlerinizi Paylaşın

bitcoin
Bitcoin (BTC) 62.189,93 TL 0,10%
ethereum
Ethereum (ETH) 1.549,05 TL 0,31%
tether
Tether (USDT) 6,85 TL 0,01%
ripple
XRP (XRP) 1,22 TL 0,90%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 1.522,54 TL 0,11%
litecoin
Litecoin (LTC) 285,86 TL 0,94%
cardano
Cardano (ADA) 0,684810 TL 2,50%
eos
EOS (EOS) 16,86 TL 1,45%
tezos
Tezos (XTZ) 15,90 TL 1,60%
chainlink
ChainLink (LINK) 32,82 TL 1,62%
Share via
Copy link