Merkez Bankaları mı Yoksa Ticari Bankalar mı Suçlu?

Dünya merkez bankaları, Amerikan merkez bankası FED Önderliğinde 2008 Krizi’nden bu yana deli gibi para basıyor. ABD, 200 küsur yılda bastığı merkez bankası parasının dört katını 2008’den sonra bastı.  Basılan paranın milli gelire oranı itibari ile Avrupa, Amerika’nın iki katı; Japonya, beş katı ve İsviçre, altı katı para bastı.

Modern sistemde Merkez Bankası parası rezerv olarak kullanılır. Ticari bankalar ve çeşitli fonlar bu rezervleri-teminatları dayanak olarak kullanır ve bunlardan kredi üretir. Çok kaba bir hesaplamayla bir birim rezerv-teminat ile dokuz birim kredi üretme imkânı vardır.

Yine günümüz para sistemimde para ve kredi aynı şey olarak kabul edilir. Bu durumda ticari bankalar ve gölge bankacılık olarak adlandırılan bazı fonlar merkez bankalarından çok daha fazla para üretir.

İngiliz G4S şirketinin araştırmasına göre dünyada nakit para, yani dolaşımda günlük hayatta alım satım için kullanılan para, tüm paranın %9–10’u civarındadır. İşte geri kalan para arzının %90’ı bu ticari bankalar ve gölge bankacılık kuruluşları tarafından üretilir.

Paranın büyük çoğunluğu ticari bankalar ve fonlar tarafından kredi olarak üretiliyorsa neden merkez bankalarını bu kadar eleştiriyoruz? 1971’de Altın ile bağı kopartılınca dolar ve ona bağlı tüm diğer dünya kâğıt paraları sınırsız basılan paralar haline geldi. Sınırsız paranın çoğunu bankalar üretiyorsa suçlu neden merkez bankaları?

Çünkü merkez bankaları tamamen iradeye dayalı olarak sadece bir grup bürokratın kararı ile sınırsız biçimde para üretebilir. Ürettiği para ile kendisinin zarar etmesi ya da batma riski yoktur.

Oysa ticari bankaların ve fonların kredi para üretebilmesi için her şeyden önce onlara gelip kredi talep edenler olmalıdır. Sadece kredi talebi olması yetmez banka ya da fonun bu krediyi açtığında, müşterinin gelecekte bu tutarı faizi ile ödeyebileceğinden emin olması gerekir. Aksi taktirde kredi de bu krediyi veren banka da batar. Piyasa koşulları kredi üretmeye el vermiyorsa ticari bankaların ya da gölge bankacılık kuruluşlarının yapacağı bir şey yoktur.

Krediler Geri Çağırılıyor

Bugün içine girdiğimiz kriz işte tam da böyle bir krizdir. Sistemde kredi üretimi durmuştur. Krediler geri çağırılmaktadır.

Piyasa, sanal olarak üretilen kredi dolarları toplamaya çalışıyor. Herkes gerçek, nakit, rezerv-teminat dolara hasret.

Merkez Bankaları her küçük krizde para basarak aslında ekonomiyle beraber küçülmesi gereken finans ve kredi sistemini sürekli ayakta tuttu. Hatta daha da büyümesini sağladı. Fakat bu süreçte gerçek üretim ekonomisi özellikle para ve sanayi düzeninin ilk ortaya çıktığı, yaşlı ya da bizim bugün ‘gelişmiş’ dediğimiz ülkelerde yavaş yavaş geriledi ve çökme sürecine girdi.

Gelişmiş ekonomilerdeki üretimin çoğu Uzakdoğu’ya ucuz emek cennetlerine kaydı. Bugün koronavirüs gibi üzerine para atarak çözemeyeceğiniz sistemsel bir kriz ortaya çıktığında, üretimi artık çok güçlü hale gelen Uzakdoğu toplumlarının bu sosyal felaket ile çok daha başarılı şekilde başa çıktıklarını görüyoruz. Oysa başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ekonomiler sapır sapır dökülüyor. On yıllardır her şeyi sadece para basarak çözümlediğini zanneden toplumlar acı fatura ile karşı karşıya. İşin kötüsü daha bu salgın ABD’yi tam olarak etkisi altına almış bile değil.

Dünyada merkez bankaları 1870’lerden itibaren bir dönem sadece kasalarında ne kadar altın varsa o kadar merkez bankası kâğıt parası bastı. Bu döneme Klasik Altın Standardı denir. O dönemde de %100 altın karşılığı basılan bu merkez bankası parası rezerv-teminat işlevi görüyordu. Ve bu rezervler üzerine krediler oluşturuluyordu. Ancak fark şuydu: Rezerv sınırlı olduğu için krediler de kontrolsüz büyümüyordu. Herkes hesabını kitabını biliyor tüm toplum ayağını yorganına göre uzatıyordu. Ekonomi küçüldüğünde krizler yine oluyordu ama bu küçük krizleri bugün hatırlayan bile yok.

Rasyonel Tüketim ve Rasyonel Üretim Bozuldu

Oysa 1913’te FED’in kurulması ile bu yapı aşama aşama bozuldu ve 1971’de tamamen sınırsız hale geldi. İşte biz bu dönemde hızlı kredi büyümeleri ve büyük patlamalar şeklinde 1929, 1973, 1987, 1998, 2000 ve 2008 gibi büyük sistemik dalgalanmalar ya da krizler görmeye başladık. Krediler herkese bol keseden dağıtıldığından rasyonel tüketim ve rasyonel üretim bozuldu. Kaynaklar büyük ölçüde israf edildi. Hem devlette hem özelde verimsiz bürokrasiler büyüdü.

Modern merkez bankacıları eskilerden ders alacağına sınırsız paraya tapmaya başladı. Her şeyin onunla çözüleceğine inandılar. Aslında birçok kereler durması ve küçülmesi gereken bu tarihin en büyük kredi-ponzi şemasını böyle umarsızca balonlaştırdıkları için bence asıl suçlu merkez bankaları.

Tarihte sınırlı paralara yani özellikle altın ve gümüşe dayalı para ve kredi sistemleri krizleri önlemek için kurulmaz. Krizler bu sistemlerde de olur. Sınırlı para sistemlerinde olmayan şey çok yüksek ya da hiperenflasyondur.

Tarihte bütün sınırsız para deneyleri hiperenflasyonlar ve ekonomik buhranlarla bitmiştir. 1260 Kubilay Han Çin, 1666 Johan Palmstruch İsveç, 1716 John Law Fransa, 1776 ABD Continental Dollar, 1923 Weimar Hiperenflasyonu Almanya vb…

Bundan önceki tüm sınırsız para deneyleri yerel düzeydeydi. Oysa bizim bugün içinde yaşadığımız 1971’de başlayan sınırsız dolar deneyi ise tarihte ilk kez ‘küresel’.

Bu nedenle önce muhtemelen finansal sistemin tamamen kilitlendiğini göreceğiz. Sonra merkez bankaları bu kilidi açmak için 2008’den bile çok çok daha fazla yeni sınırsız para basacak. Ve işte bu bizi yeni çok yüksek enflasyonlu hatta bazı yerlerde hiperenflasyonlu bir ortama sürükleyecek. Dünyanın şu an kullandığı sınırsız para sistemi çok yakında tamamen çöp olacak.

İşte o gün elimizde herhangi bir merkez bankasına bağlı olmaksızın, tarafsız şekilde, klasik finans sistemi dışında çalışan üç ana parasal varlık olacak: Altın, Gümüş ve Bitcoin

Venezuela ve Arjantin’de hiper enflasyon başladığında özellikle Bitcoin’in nasıl kullanıldığını ve hayat kurtardığını hatırlayın. Yakında dünyanın ciddi bir bölümü Venezuela olacak…

Bu yazı 13 Mart 2020 tarihinde yayınlandı.

Haftalık E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımıza söz veriyoruz...

Erkan Öz

Erkan Öz, Siyaset Bilimi ve Gazetecilik eğitimi almasının ardından İHA’da habercilik hayatına başladı. Daha sonra aralarında the Wall Street Journal, Dow Jones Newswires, Al Jazeera ve DHA’nın da bulunduğu ulusal ve uluslararası yayın organlarında teknolojinin dünya ekonomisi üzerinde yaptığı etkileri inceleyen çalışmaları ile tanındı. Öz, 2013 ve 2014’te 2020 Yeni Ekonomi ve Büyük Finansal Tufan isimli iki adet de kitap kaleme aldı. Erkan Öz kitaplarında dünya para sisteminin büyük bir değişime uğrayacağını ve başta Bitcoin olmak üzere kripto paraların yeni küresel para düzeninde çok önemli bir yer edineceğini vurguladı.

https://www.btchaber.com/

“Merkez Bankaları mı Yoksa Ticari Bankalar mı Suçlu?” için bir cevap

  1. Avatar İlhan Beyoğlu dedi ki:

    Venezuela ve Arjantin krizlerine bitcoinin nasıl kullanıldığını anlattığınız bir yazınız var mı? Paylaşabilir misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© Copyright 2016 - 2020 BTCHaber. Tüm Hakları Saklıdır.

Share via
Copy link
Powered by Social Snap