Isınıyoruz…

Abone Ol:google-news
0
22/01/2021

2021 yılının ilk ayını neredeyse geride bırakacağımız şu günlerde sanırım siz de herkes gibi mevsim normallerinin çok üzerinde seyreden hava sıcaklıklarından endişe ediyorsunuz.

Her geçen yıl etkisini çok daha fazla hissetmeye başladığımız küresel ısınma nedeniyle doğanın 2020 yılında oldukça ciddi tehlike sinyalleri verdiğini hep birlikte yaşadık. Avustralya, Kaliforniya, Brezilya ve Endonezya’da haftalarca süren orman yangınlarında milyonlarca hayvan ve milyonlarca hektarlık orman alanı yok oldu. Bu yangınların bir kısmı doğal denebilecek sebeplerle çıkarken özellikle Endonezya ve Brezilya’daki orman yangınları tarım, yerleşim alanı açmak veya endüstriyel bitki ekmek amacıyla kasıtlı olarak  insanlar tarafından çıkarıldı.

İklim değişikliği ve küresel ısınmanın en büyük nedeni dünyada artan tüketim nedeniyle artan endüstriyel faaliyetlerin neden olduğu karbon salınımı. Karbon emisyonu atmosferde sera gazı etkisi yapıyor, bu da yeryüzüne çarparak yansıyan güneş ışınlarının tekrar atmosfer içinde hapsolmasına ve havanın daha da ısınmasına sebep oluyor.

Karbon salınımını azaltarak iklim değişikliğinin önüne geçmek için münferit yapılan çalışmaların kolektif bir aksiyon alınmadığı takdirde etkisiz kalacağını gören devletler ilk olarak 1994 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni imzalayarak yürürlüğe koyuyor. Amaç küresel bir bilinç yaratarak kolektif bir tepkinin temelini oluşturabilmek. Devletler karbon salınımlarını azaltmak üzere aksiyon planları oluşturarak iyi niyetli taahhütlerde bulunmaya başlıyorlar. İlk sözleşme olması açısından yaptırım gücü zayıf kalıyor.

Ardından 2005 yılında daha somut hedefler içeren Kyoto Protokolü devreye giriyor. Ülkeler CO2 başta olmak üzere sera etkisine neden olan tüm karbon salınımlarını azaltmayı taahhüt ediyor, taahhüt süreleri sonunda karbon salınımını söz verdikleri  seviyeye çekmeyi başaramamaları durumunda karbon kredisi alarak haklarını artırma yoluna gidiyorlar. Böylece karbon ticareti de doğmuş oluyor. Ticaretin olduğu yerde piyasalar da oluşuyor. Bunlardan biri Kyoto Protokolü gözetimindeki regüle piyasa, diğeri de gönüllü karbon dengeleme piyasaları. (Kyoto Protokolü geçerlilik süresi 2020 yılında sona erdiğinden bu Protokolün bir nevi devamı niteliğindeki Paris Anlaşması  2016 yılında devreye girmiştir.)

Biraz daha açmak gerekirse; ülkelere karbon emisyon kotası tahsis ediliyor. Bu kota Avrupa Birliği Emisyon Değişim Planı kapsamında belirlenen 1 metrik ton (2,205 lbs) CO2  emisyon izni üzerinden belirleniyor. Üye ülkeler bu azaltım kotasını kendi üreticileri arasında paylaştırıyor. Herhangi bir ülke ya da üretici, karbon emisyonu azaltım  taahhüdünü yerine getiremez, yani kotasını aşarsa, taahhüt ettiğinden daha az seviyede karbon salınımı yapan, böylelikle elinde fazla karbon salınım izni bulunan ülke veya firmalardan bu haklarını satın alabiliyor. Bu durum emisyon azaltımına dayalı piyasaların ve enstrümanların oluşmasına ortam sağlıyor.

Bireylerin veya şirketlerin kendi karbon ayak izlerini sıfırlamak üzere kullandıkları mekanizmaya karbon kredisi deniyor. Karbon ayakizi de denilen bu salınım/emisyon faaliyetleri en basit anlamıyla kişilerin (insan veya kurum) veya bir ürünün doğaya saldığı sera gazlarının genel toplam içindeki payı, yani faaliyetler sonucu üretilen sera gazı miktarının çevreye verdiği zararın CO2  cinsinden ölçüsüdür.

Nasıl karbon ayak izi bırakıyoruz? Araba, uçak, ısınma gibi fosil yakıt kullanımı sonucu CO2 , buzdolabı, klima gibi soğutma sistemlerinde kullanılan hidroflorakarbonlar, perflorakarbonlar gibi atmosferde sera gazı etkisi yapan çeşitli karbon gazlarının salınımı ile.

Fikir olarak çok güzel ve gezegen için olumlu olsa da zamanla bu piyasalar finansal piyasaların ürünlerinden biri haline gelip amacından saparak spekülatif bir araç haline gelebiliyor, aynı zamanda karbon emisyonlarının gerçekten azaltılıp azaltılmadığını kontrol eden mekanizmalar yetersiz kalıyor. Hatta bu belgeler alınırken olması gerekenden daha yüksek karbon emisyon taahhütleri verilerek, revizyonlar sırasında gerçek salınım miktarı taahhüdün çok altında gerçekleştiğinden karbon azaltımı yapılmış gibi fazla salınım hakları piyasada satılabiliyor. Oldukça suistimale, istismara açık bir konu aslında. Hatta kendi karbon salınımı olmasa bile sadece bu hakların alım satımından kar elde etmek isteyen komisyon firmaları türüyor.

Tam da bu noktada blokzincir teknolojisi bu belgelerin amaca uygun alınıp kullanılmasını, yıllık yenilemelerde şüpheye mahal bırakmayacak şekilde şeffaf veri takiplerini, ayrıca kullanılmayan salınım haklarının blokzincir üzerinden tokenize edilerek alım satımını imkanlı hale getiren bir altyapı sunabiliyor. Diğer yandan blokzincir teknolojisi, tüm alanlarda ve pazarlarda karbon kredilerinin mükerrer sayılmasını önlemenin bir yolu olarak da kabul ediliyor.

Karbon salınımı nasıl azaltılmaya çalışılıyor? Bu notada hem bireyler, hem de kurum ve devletlerin üzerinde bir çok farklı görevler düşüyor. Ancak en basit anlamıyla mevcut enerji üretimlerinin yenilenebilir enerji kaynaklarına dönüştürülmesi, atık-meyve sebzelerin dönüştürülerek gübre olarak kullanılması, kimyasal soğutucuların azaltılması, mümkün mertebe bireysel araç yerine toplu taşıma kullanılması, tatil seyahatleri için yakın mesafe seçilmesi,  ağaç dikilmesi, ormanların kesilmesinin önlenmesi gibi hem karbon salınımını azaltıcı önlemler, hem de doğaya salınan karbonu dengeleyecek ağaç ve ormanlık alanların artırılması başlıca aksiyonlar.

Bu vizyonlarla oluşturulan çeşitli blokzincir projelerine son dönemlerde sıkça rastlamaya başladık.

Karbon ayak izini azaltmak çok geniş yelpazede aksiyonları içinde barındırdığından geliştirilen projelerin de bu bağlamda belirli odak noktalarında hayata geçirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bunlardan bir kaçını kısaca aşağıda örnek olarak özetlemeye çalıştım:

1. WEF- COT

Dünya Ekonomik Forumu ile 7 büyük madencilik firmasından (Anglo American, Antofagasta Minerals, Eurasian Resources Grup, Glencore, Klöckner & Co, Minsur ve Tata Steel) oluşan Madencilik ve Metaller Blokzincir İnisiyatifi (MMBI – Mining and Metals Blockchain Initiative) madencilik değer zincirinin  karbon emisyonunu takip etmek üzere kurguladıkları blokzincir platformunun ilk fazını tamamladı.

Henüz kavram kanıtı aşamasında olan Karbon Takip Platformu (COT) ile madenden nihai ürüne kadar olan süreçte salınan sera gazı miktarının dağıtık veri tabanında takip edilmesi hedefleniyor. Blokzincir altyapısı için Hollandalı Kryha projeye destek veriyor.

Projeyi verinin etik olarak toplanması konusunda bir gayret şeklinde yorumlayabiliriz. Bu verilerin tüketiciler tarafından şeffaf bir şekilde izlenebilecek olması  sera gazı salınım miktarı açısından ciddi bir hacme sahip bu şirketlerin üzerinde karbon ayak izlerinin azaltılması yönünde doğal bir yaptırım gücü de oluşturacaktır.

2. IWA

Karbon kredisi mekanizmasının ülkelerin veya firmaların karbon emisyonlarını ödemelerine izin vererek çalıştığını, böylece sanayiyi daha yeşil süreçlere yönlendirmeye çalışan bir pazar mekanizması oluşturduğunu yukarıda anlatmış, aynı zamanda sistemin suistimallere açık olduğunu da belirtmiştik.

Enterprise Ethereum Alliance bünyesinde teknoloji odaklı token standardizasyonu üzerine çalışan InterWork Alliance inisiyatifi (Accenture, Climate Chain Coalition, Digital Asset, Nasdaq, Neo Global Development, R3, SIX Digital Exchange (SDX), Xpansiv vb…), mükerrer karbon kredilerini önlemek üzere bir blokzincir altyapısı geliştiriyor. Microsoft tarafından desteklenen IWA, token standardı ile karbon muhasebesine şeffaflık getirmeyi hedefliyor.

Böylelikle aslında hedeflenen şirketlerin doğrulanmış emisyon azaltım hedeflerinin şeffaf bir şekilde takibi. Bunu da blokzincir üzerinde standardize edilmiş bir token mekanizması ile gerçekleştirecekler. Öncelikle gönüllü karbon azaltım süreçlerinin tokenize edilmesi, yani şirketlerin saldıkları karbon miktarını ofset edecek miktarda ağaç dikmeleri, veya yenilenebilir enerji projelerine yatırım yapmaları / finanse etmelerini sağlayacak token mekanizmaları hedefleniyor. Böylelikle şeffaf ve doğrulanmış veri takip sistemi oluşturulacak. Sonraki hedef ise regüle piyasalarda el değiştiren karbon sertifikalarının blokzincirde tokenize edilmesi.

3. Carbon Credit Token

Universal Carbon (UPCO2) token Uphold’un liderliğini yürüttüğü Universal Protocol Alliance’ın projesi. Uphold; menkul kıymet, kriptopara, kıymetli maden gibi varlıkların dijital ortamda alım satım hizmetlerini sunan bir uygulama platformu. İnisiyiatifin diğer üyeleri ise Bittrex Global, Ledger, Certik ve Infinigold.

UPCO2 tokenları bir şirketin veya bireyin karbon ayak izini dengelemek için yakılabiliyor. Öncelikle gönüllü karbon kredilerini, özellikle de gönüllü karbon pazarının yaklaşık %58’ini oluşturan Birleşmiş Milletlerin REDD (Orman Kaybı ve Bozulması Kaynaklı Salınımların Azaltılması) Programı kredilerini tokenize ederek başlıyor. Her bir UPCO2 token, sertifikalı bir CO2 ölçü birimini temsil ediyor. Yani yağmur ormanlarının kaybını veya bozulmasını önleyen sertifikalı bir REDD+ projesi sayesinde azaltım yapılan bir ton/yıllık CO2 kirliliğini temsil ediyor. Tokenların her biri Gönüllü Karbon Birimi adı verilen bir sertifika karşılığı üretiliyor. Bu sertifika, sera gazı emisyon azaltımlarını karbon kredisi haline dönüştürerek dijital ortamda alım/satımının yapılabilmesini sağlıyor. Tüm bu sertifika süreçleri ise Verra adlı bir uluslararası standartlar acentası tarafından sağlanıyor.

4. Nori

Bir iklim değişiklik start-up’ı olan Nori, karbon kredileri için blokzincir tabanlı bir pazar yeri oluşturmak üzere çalışıyor. Odağında ise çiftçiler var.

Diğer projelerde olduğu gibi ana amaç mükerrer satılan karbon kredilerinin önüne geçmek,  insanların atmosferden doğrulanabilir bir şekilde azaltılan CO2  miktarı için ödeme yapmasını kolaylaştıran bir karbon azaltım piyasası oluşturmak.

Aslında projenin ilk etabı blokzincirin herhangi bir bileşenini içermiyor. Tarım ve hayvancılıktan dolayı oluşan sera gazı salınımının ölçümü ve doğrulanmasında geleneksel yazılım araçları ve data kullanılıyor olacak. Buradaki asıl geliştirme ise spot karbon piyasasına ek olarak bir forward piyasası oluşturmak ve bu piyasaya bir token entegre etmek. Bu forward piyasası açık artırma bazlı bir konsepte dayalı olacak, ve fiyatlar da bu şekilde oluşacak.

Bir çiftçi CO2 salınımını azalttığında ve bu doğrulandığında, blokzincirde depolanmış bir Nori Karbon Giderme Ton (NRT) elektronik sertifikası verilecek, ve bu da bir NORİ token karşılığında alıcılara satılabilecek. Bir token her zaman ton değerinde olacak, ancak token’ın fiyatı piyasada arz ve taleple belirlenecek. Aslında karbon giderme sertifikaları Ethereum üzerinde çalışan devredilemez bir NFT Token haline gelecek.

Nihai olarak gezegen için çok acil eylem planı gerekiyor. Ortalama küresel sıcaklık artışını kontrol altında tutmak için hepimizin üzerine çok büyük görev düşüyor. Karbon kredileri özellikle ülkelerin ve büyük firmaların karbon salımlarını takip edebilmek ve finansal anlamda yaptırım sağlamak açısından önemli bir aksiyon olsa da yukarıda bahsettiğimiz üzere her türlü suistimale açık yapılar. Bunların şeffaf bir şekilde takibini gerçekleştirecek ve birey olarak da bizlerin katılımını sağlayacak bu tür blokzincir tabanlı projelerin yaygınlaşması çok önemli, ancak bunlar da zaman alacak.

Bizim üzerimize düşen mümkün mertebe doğayı, dengeyi koruyacak şekilde az tüketmek, yaşam standartlarımızı ve tüketim alışkanlıklarımızı doğayla uyumlu hale gelecek şekilde değiştirmek. Ama en önemlisi herkesin bilinç kazanmasını sağlamaya yardımcı olmak. Yoksa geri dönülmez noktaya doğru yaklaşıyoruz.

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” – Kızılderili Atasözü

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Diğer 893 kişiye katılın ve bugün bizimle kripto para yolculuğunuza başlayın.

Asla istenmeyen posta göndermeyeceğiz ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayacağız.

Ebru Güven

Ebru Güven, Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel bankacılık kariyerine 1997 yılında başlamış ve 2018 Mayıs ayına kadar Türkiye'nin saygın bankalarında, ağırlıklı kurumsal bankacılık olmak üzere genel müdürlük ve şubelerde çeşitli görevlerde bulunmuştur. İstanbul'da yöneticisi olduğu şubenin müşterilerinden birinin ülkenin ilk kripto para borsalarından biri olması sayesinde Blockchain uzayı ve ekosistemi ile tanışmıştır. Blockchain teknolojisi ve gelecekte yaratacağı değişimden etkilenen ve ilham alan Güven, bu topluluğa aktif olarak dahil olmaya karar vererek 2018'de bankacılık kariyerini bitirmiş, hemen akabinde bir ITO projesinde CFO olarak görev almıştır. Bu projede tanıştığı Başak Burcu Yiğit ile birlikte İstanbul Blockchain Women Platformu'nu kurmuştur. Ebru, 2018’den itibaren Tim Danışmanlık bünyesinde eğitimler vermekte, aynı zamanda Blockchain ve ITO, ICO projelerinde danışman olarak çalışmaktadır.

https://www.btchaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 361.130,97 TL 1,24%
ethereum
Ethereum (ETH) 11.907,61 TL 7,84%
tether
Tether (USDT) 7,53 TL 0,14%
cardano
Cardano (ADA) 8,43 TL 1,66%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 1.688,54 TL 1,95%
polkadot
Polkadot (DOT) 249,13 TL 2,29%
xrp
XRP (XRP) 3,45 TL 0,74%
uniswap
Uniswap (UNI) 211,88 TL 7,54%
litecoin
Litecoin (LTC) 1.354,05 TL 4,42%
chainlink
Chainlink (LINK) 205,70 TL 1,62%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap