Vitalik Buterin’in Yeni Kimlik Önerisi Üzerine Eleştirilerim (Bölüm 2)

vitalik buterinin yeni kimlik onerisi uzerine elestirilerim bolum 2

Vitalik Buterin, geçen ay yayınlanan ve yazarlarından birisinin kendisi olduğu, “Decentralized Society: Finding Web3’s Soul” başlıklı makalede, Web3’ün sosyal kredi sistemini oluşturmak için kullanılabilecek devredilemez bir token tarif etti. Soulbound, yani “Ruhadenk” diye çevirebileceğim, kişiyle eşleştirilmiş bu yeni token’ları Vitalik, bundan sonra blokzincirlerde kimlik yerine kullanabilmeyi ümit ediyor. 31 Mayıs 2022 tarihli yazımda bu makale hakkında yaptığım ilk eleştirimi okuyabilirsiniz. İkinci ve daha kapsamlı eleştirimi ise bu hafta anlatacağım. Vitalik’lerin makalesinin orijinali okumak isteyenler en alttaki Referans kısmında linki bulabilirler.

Vitalik ve iki araştırmacı tarafından yazılan makalenin özetini geçen hafta vermiştim ama burada tekrarlayayım (tl;dr):

1. SBT diye fiziksel dünyadaki kimliğimize karşılık gelen bir token öneriyorlar.

2. SBT token’ı devredilemez, bunu kişisel bir NFT olarak da tarif edebiliriz.

3. Web3’te kimlik eksikliği, Web2 altyapısına yoğun bağımlılık ve kripto hırsızlıkları dahil olmak üzere birçok soruna yol açtı.

4. SB token’ları, NFT sahtekarlığını azaltmak, teminatsız kredi vermeyi etkinleştirmek, DAO’lara yapılacak Sybil saldırılarına karşı vb. kullanılabilir.

5. Nihayetinde SBT konsepti pasaportumuzu, tıbbi verilerimizi veya diplomalarımızı SB token’larına dönüştürebilir.

DeSoc Kavramı

Mevcut Web3’de olaylar çoğunlukla finansal hayatımız etrafında döndüğü için, kaçınılmaz olarak insanlarda blokzincir inovasyonlarının para merkezli olduğu izlenimini bırakıyor. Ethereum blokzincirinin yaratıcısı Vitalik Buterin, ideal bir gayri-merkezi toplumun (DeSoc- Decentralized Society) bu şekilde para-merkezli olmaması gerektiğini düşünüyor. Bu sebeple de SBT’leri, parasal işler dışında kullanımlar için öncelikli olmak üzere öneriyor. Bu yeni DeSoc toplumunun temelini SBT’lerin inşa edeceğini söylüyor makale. Şu andaki para sistemi merkezi olduğu için bu noktada kendisine katılıyorum. Ne var ki, DeSoc oluşturulacaksa mutlaka gayri merkezi kredi yaratımı da oluşturulmalı.

Şu anda blokzincir platformları üzerinde, yani Web3’de bizi temsil eden tek bir numara bulunuyor: Cüzdan adresimiz. Eğer cüzdan adresimizi kaybedersek ya da çaldırırsak varlıklarımızı geri almanın bir yolu yok. Bu sıkıntılı durum Web3’ü insanlara anlatırken yaşadığımız en önemli sorun olarak görünüyor. 

İşte bu soruna çare olarak ben de uzun süredir blokzincirlerde nasıl bir kimlik kaydı yapılması gerektiği üzerine düşünmekteydim. En nihayetinde bu sorunun gelip dayanacağı yerin cihazlar içindeki CPU yongaları (cihazların beyinleri) olacağını düşünüyorum. Ne var ki, Vitalik ve arkadaşları yazdıkları bu yeni makalede sorunu SBT’lerle, salt yazılımla çözebileceklerini düşünmüşler. Burada ben makalenin yazarlarından farklı düşünüyorum. Daha detaylı anlatayım:

Meseleyi Örneklemeyle Anlatayım

Makale SBT’leri recover etmenin, yani kaybedildiğinde geri kazanmanın yollarını anlatmış. Kişilerin arkadaşlarının ve ait oldukları sosyal kurumların bu amaçla kullanılmasını önermişler. Argent adlı kriptovarlık cüzdanının ilk defa kullandığını gördüğüm bu recovery metodu akla yatkın görünüyor. Ama şu an itibariyle mesela Türkiye’de kimlik meselesinde ilk akla gelen oyuncular kimler olabilir diye bir gözden geçirelim ve örneklerle anlayalım.

Önce adayları görelim ve eleyerek gidelim:

  1. Kişilerin blokzinciri üzerindeki kimlik kayıtlarını bir devlet kurumu (mesela e-devlet portali) tutar,
  2. Kişilerin kayıtlarını devlet bankalarından biri (mesela Ziraat Bankası) tutar,
  3. Kayıtları mesela Turkcell gibi bir operatör tutar,
  4. Kayıtları hem bir operatör hem de bir devlet kurumu tutar, ikisinin beraber recover etmesi gerekir.

Bu ilk dört maddedeki adayların hiçbirisi kayıtlarını gayri-merkezi ve kamusal bir blokzincir üzerinde tutmuyorlar. Yakın gelecekte de bu şekilde bir girişimde bulunacaklarını tahmin etmiyorum. Merkezi veri tabanlarında data tutmanın sakıncaları var, zira her geçen gün devletin tutmasını beklediğimiz değerli kayıtlarımız dark-web denilen ve tutanın elinde kalan yere düşüyor. Sorumluluğu olan kimse de bu data-breach hadiseleri hakkında bir şey yapmıyor. Dolayısıyla bu listedekileri eliyorum. 

5) Üniversitelerin blokzincir kulüplerinde kurulacak node’larda yaşayan bir blokzincirinde tüm dünyanın kimlik kayıtları tutulur. 

6) Bir “Kimlik-DAO” kurulur ve bu kurum global bir kimlik kooperatifi şeklinde faaliyet gösterir. 

7) Altıncı maddedeki kurumu üniversiteler kurar ve işletir.

Bu son üç maddenin hepsi sosyal gruplama ile kimlik koruması yapmayı öneriyor. Üniversiteleri bu sosyal gruplamanın başlama noktası olarak alıyor. Bunlar ilk dört maddeye göre DeSoc kavramına erişmede daha doğru yöntemler. 

Benim işi CPU’ya dayandırmak istememe karşılık Vitalik ve arkadaşları bu tür bir çözüm hayallerde henüz olmadığı için başka bir alternatif öneriyorlar. 

Makalenin damarını oluşturan fikir, 8.3’ncü bölümde anlatılmış:

Proof of Personhood protokolleri (PoP), Sybil saldırılarını önlemek ve finansallaştırılmamış uygulamalara izin vermek için bireysel benzersizlik belirteçleri sağlamayı amaçlar. Bunu yapmak için sosyal grafiklerin küresel analizi, biyometri, eşzamanlı küresel anahtar taşıyıcıları veya bunların bazı kombinasyonları gibi yaklaşımlara güvenirler. Bununla birlikte, PoP protokolleri, ilişkileri ve dayanışmaları haritalayan sosyal kimlikler yerine (evrensel benzersizliğe ulaşmaya odaklanan) bireysel kimlikleri temsil etmeye çalıştığından, PoP protokolleri tüm insanlara aynı şekilde davranan uygulamalarla sınırlıdır. İlgilendiğimiz uygulamaların çoğu (örneğin itibar kazanmak gibi) ilişkiseldir ve benzersiz bir insan olmanın ötesine geçerek farklılaşmış bir insan olmaya doğru ilerler”.

Buradaki ana düşünce, bireysel kimliklerimizle ve biyometrik tarayıcılarla fiziksel varlığımızı eşleştirmek yerine, ait olduğumuz sosyal gruplar tarafından bilinmemiz ve SBT gibi sosyal token’larla tanımlanmamız gerektiğidir. Sosyal olarak tanımlanmak konusunda da ülkemizdeki Vadeli Çek’lerde gördüğümüz gibi itibar ile para yaratabilen tüccarlarının aralarında oluşan ticari/sosyal ağlarda, ilişkisel (görünmeyen) token’lar olduğu fikrine katılıyorum. Ancak Vitalik ve arkadaşları sadece bizde olan bu sosyal kredi sistemini tanımadıkları için olayı daha romantik bir biçimde ele alıp daha kavramsal yol alıyorlar. PoP protokolleri denilen ve kişilerin fiziksel varlıkları ile sanal varlıklarını eşleştirmeye yarayan protokollerin yetersiz kalacağını, bunların sybil ataklara açık olduğunu, dolayısıyla bizleri tanıyan sosyal ağlarla bunları yer değiştirmemiz gerektiğini ifade ediyorlar. Chip düzeyinde bir kişiselleştirme olmayacağını varsaydıkları için kendi açılarından haklılar. 

İpoteksiz kredinin önemini Vitalik de anlıyor ancak ona anlattığımızda vadeli çekleri kavraması mümkün olur mu bilemiyorum. Gerçek dünyada vadeli çeki yazan kişi ile alan kişi arasındaki güven ilişkisini blokzincirlere aktarmayı ben de hiç kolay bir mesele olarak görmüyorum. Ticari ilişki sırasında kurulan güvene dayalı ilişkinin blokzinciri mühendislerince anlaşılmadığını ve küçümsendiğini, ancak bunun ileride temel problemlerden biri olacağını, bu güvenin gayri-merkezi ağlara aktarımının kolay olmayacağını daha 2018’de söylemiş ve yazmıştım. (Ref:2). 

Sonuç:

Son iki haftada Vitalik’in SBT önerisi hakkında yaptığım gözlemlerin toplu sonucunu  bu kısımda özetliyorum:

  1. Kredi yaratan kişilerin kendi aralarındaki güven ilişkisinin salt kriptoloji ile yer değiştirme düşüncesi bence eksik. Gerçek dünya kredibilitesinin ve güveninin tesisi göründüğünden daha çetrefilli bir konu. Bu konuda Vitalik ve arkadaşlarını (makaledeki fikrileri çerçevesinde) naif buluyorum. Dolayısıyla, kimliklerimizi dünya çapında nasıl bir sosyal grubun (ya da grupların) tutacağı meselesi daha çok çalışılması gereken bir konu.
  2. Fiziksel varlığımız ile sanal kimliğimiz (ya da SBT’ler) arasında ilişkinin nasıl kurulacağı konusu da henüz sonuca bağlanmış değil. Benim burada CPU düzeyinde çözüm getirilmesi ısrarım sürüyor.
  3. Vitalik ve benzeri blokzinciri düşünürlerinin ülkemizdeki kredibilite ve kredi yaratma ağından haberdar edilmesi artık şart oldu. 

Referans:

  1. https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=4105763
  2. https://medium.com/t%C3%BCrkiye/bitcoin-yolun-sonu-mu-e60489b88dbf

Not: 2018’de yazılan bu makalenin içindeki tüm fikirlerde de bu yazıdaki düşüncelerimde de ortağım ve yol arkadaşım Onur Kılıç’ın da çok fazla katkısı olduğunu belirtmem gerekir.

Cemil Şinasi Türün

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, 2017'de Bilgi Üniversitesi'nde vermeye başladığı "Blokzincirleri ve Kriptoparalar" konulu dersini 2020 başından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte.
https://cemilturun.medium.com/

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoinBTC/TRY
436.157,10 TL 0,55%
ethereumETH/TRY
34.650,25 TL 2,58%
tetherUSDT/TRY
17,95 TL 0,08%
usd-coinUSDC/TRY
17,95 TL 0,03%
bnbBNB/TRY
5.732,44 TL 2,05%
cardanoADA/TRY
10,24 TL 2,52%
xrpXRP/TRY
6,82 TL 0,02%
binance-usdBUSD/TRY
17,95 TL 0,16%
solanaSOL/TRY
809,11 TL 3,25%
dogecoinDOGE/TRY
1,43 TL 7,96%
Bağlantıyı kopyala