Para İşleri ile Devlet İşlerini Birbirinden Ayırmak!

cemil sinasi turun 5

Bu hafta sıkı bir konuya el atacağım ve bir süre bu konuyu çeşitli yönleri ile inceleyeceğim: Para ile Devleti ayırmak! Nasıl yüzlerce yıl “Din işleri ile Devlet işlerini ayırmak” Batı dünyası için büyük mesele olmuşsa, şimdi de “Para işleri ile Devlet işlerini” ayırmak bize düşüyor. Biz dediğim şu devirde yaşayan Web3 geliştiricileri ve blokzinciri uzmanları…

Bugün bu konuya yakın zamanda yayınlanmış bir makaleyi çevirerek ve yorumlayarak giriş yapacağım. Blokzinciri girişimcisi ve melek yatırımcısı Balaji Srinivasan’ın, Parag Kahanna ile beraber 10 gün önce Foreign Policy dergisinde kaleme aldığı önemli makaleyi (Ref:1) Google yardımıyla çevirdim. Makalenin tamamı uzun olduğundan bu haftaki yazımda ilk kısmına yer vereceğim, haftaya da kalan yarısını inceleyeceğim.

Bu önemli yazıda kripto dünyasının parlak çocuğu olarak anılan Balaji’nin işaret ettiği temel hususlar var ki ben de bunlara çoğunlukla katılıyorum. Katılmadığım zaman veya eleştirdiğim zaman çevirinin altına kendi cümlelerimle ekledim. Yazının çevirisi düz metin, benim yorumlarım ise italik olanlar.

”Siyaset bilimci Ian Bremmer, yakın tarihli iki makalesinde, Büyük Teknoloji şirketlerinin küresel düzeni yeniden şekillendireceğini iddia ederken, FP köşe yazarı Stephen Walt’un dostane yanıtı, devletlerin ileride de baskın kalacağı yönünde oldu. Bu yazımızla üçüncü bir görüş ortaya atıyoruz: Teknoloji, küresel düzeni zaten değiştirmiş durumda ama bununla yetinmeyip, aynı zamanda hem şirketlerin hem de devletlerin doğasını değiştirmekte. 21. yüzyıl Çin’e veya Amerika Birleşik Devletleri’ne ya da geleneksel olarak anlaşıldığı şekliyle teknoloji şirketlerine ait değil, İnternete ait olacaktır.

Buna neden olan birçok faktör var; bunlardan belki de en önemlisi, ne devletler ne de şirketler tarafından kontrol edilemeyen Bitcoin ve Ethereum gibi merkezi olmayan protokollerin yükselişi. Bremmer bunlardan yazısında bahsediyor bahsetmesine, ancak yine de önemlerini küçümsüyor. Küresel teknoloji firmalarının hem Bremmer’in hem de Walt’ın tartıştığı zayıflıklarının çoğuna (mesela ABD veya Çin’de yerleşik olmaları, sözleşmelerin uygulanması için bu ülkelerin yargı sistemlerine bağımlı olmaları, şirketlerin devletlerin sahip olduğu siyasi meşruiyete sahip olmamaları ve arada bir güçlerini belli etmelerinin küresel bir tepkiyi doğurmuş olması gibi) geleneksel ulus devletlerin erişemeyeceği yerlerde çalışan akıllı sözleşmeler vasıtasıyla mülkiyeti koruyacak olan kripto protokoller cevap verecek.

Ancak teknolojinin geleneksel jeopolitiğe karşı meydan okuması, fiziksel dünyayı yeniden şekillendirmeye başladığı için kripto protokollerinin, teknoloji şirketlerinin ve hatta dijital alanın kendisinin bile ötesine geçiyor. İşte jeopolitik çağından tekno-politika çağına geçişimizi tarif eden 10 madde.

1. Ağa yakınlığımız artık fiziksel coğrafya ile aynı seviyede

Mackinder’in geleneksel jeopolitik ekolü, bölgesel güçlerin ebedi coğrafi konumuyla ilgilenir. Bu ekol, “Rusya ve Japonya zaman içinde farklı ideolojilere sahip olsa da coğrafyaları sabit kalacaktır” der.

Ancak internet buna yeni bir boyut kazandırıyor. İnternet, yalnızca fiziksel dünyayla etkileşen ve rekabet eden pasif bir veri katmanı değil, aynı zamanda kapsam olarak onunla karşılaştırılabilir yeni bir coğrafya türüdür [Bkz. Not:1]. Dijital bir Atlantis düşünün— içinde eski güçlerle rekabet eden yeni güçlerin ortaya çıktığı, bulutta yüzmekte olan yeni bir kıta. Bu bulut kıtada, iki insan arasındaki mesafenin birimi, dünya üzerindeki konumları arasındaki seyahat süresiyle değil, sosyal ağlarındaki ayrılık dereceleriyle ölçülmektedir.

2. Ulusal para birimleri dijital paralarla rekabet etmek zorunda kalacak

Gazetelere ne olduğunu bir düşünün: Önce hepsi internete girdi. Ardından, Google Haberler hepsini kendi dizinine ekledi. Ardından, kağıt gazete sahipleri, fiziksel gazetelerini kamyonlarla dağıtmanın artık gerekli olmadığını gördüklerinde coğrafi tekellerinin buharlaştığını farkettiler.

Benzer bir kader ulusal para birimlerinin de başına gelecek. Halihazırda, ulusal paralar kripto paralar ile rekabet halindeler çünkü bireyler ve kurumlar artık, içi değiş-tokuşu yapılabilen varlıklarla dolu dijital cüzdanlara sahipler. Bu olay, merkez bankası dijital paraları (CBDC’ler) çıkınca daha da hızlanacaktır. Her varlık, CBDC’ler de dahil olmak üzere, “defi matrisi” (defi, merkezi olmayan finansın kısaltmasıdır) olarak adlandırdığımız devasa bir tabloda diğer tüm varlıklara karşı işlem görecektir.

Ulusal paraların, her günün her saatinde (o ülke vatandaşlarının bile) dijital cüzdanlardaki yerlerini haketmelerini gerektiren bir küresel rekabet çağına girmek üzereyiz. Japon yeninin dijital versiyonu, İsviçre frangı, Brezilya reali ve Bitcoin de dahil olmak üzere serbestçe hesap açılabilen tüm varlıklarla kafa kafaya küresel rekabete girecek. Herkes yürüyen bir döviz bürosu olacak ve yalnızca en iyi ulusal para birimleri değil, tüm kripto paralar da hepimiz tarafından saklanabilir hale gelecek.

Mevcut kontrolsüz enflasyon ve devalüasyon ortamında, elindeki cüzdanda ulusal paralara yeni tür disiplin dayatan bir defi matrisi olunca, milyarlarca insan hangi para birimlerini elinde tutacağı veya tutmayacağı konusunu yeniden gözden geçirecek.

Burada Balaji’nin CBDC’lere torpil yaptığını düşünüyorum. Stabil paralarla (USDT gibi) CBDC’lerin aynı ortamda işlemesinin nasıl sonuç vereceği bence henüz meçhul.

3. Uzaktan çalışma tüm insanlara yeni bir yetenek pazarı sunuyor

Walt, vatansız dijital tekno-ütopyaların savunucularının hala bir yerde yaşamaları gerektiğini, dolayısıyla bir devletin mutlaka onlar üzerinde kontrol sahibi olacağını iddia ediyor. Ancak rekabetçi bir dünyada bu yerin herhangi bir yer olabileceği, insanları davet

edebilecek, yargısal anlamda otoriter olmayan bölgelerin her zaman olabileceği unutulmamalı.

Estonya, Yeni Zelanda, Singapur, Tayvan, Portekiz, Birleşik Arap Emirlikleri ve Şili gibi çeşitli yerler, “göçebe vizeleri” ve benzeri programlar aracılığıyla yeni mobil yetenekler için yarışıyor. Ne de olsa hayatın birçok yönü (e-posta, eğitim ve e-ticaret gibi) zaten bulutta ve diğer pek çok yönü de kısmen dijitalleştirildi (para transferi ve yabancı ülkelerde şirket kurmak gibi). Hükümet dediğin, ekonomist Mancur Olson’un ünlü deyimiyle “sabit haydut” olarak adlandırdığı şeydir, fayda sağlamak karşılığında kendisi de kazanç elde eder.

Artık insanlar paraları yettiği ve bulundukları ülkeden ayrılmalarına izin verildiği sürece, daha misafirperver bir ev sahibi devlet bulmak için epeyce seçeneğe sahipler. Son on yılda ikiye katlanan sayılarıyla, dünyanın dört bir yanına dağılmış 9 milyon Amerikalı gurbetçi en güzel örnek. Büyük Göç artık başlamıştır.

4. Bit’ler nihayet atomları yeniden şekillendiriyor

Son on yılda girişimci Peter Thiel, geliştirici J. Storrs Hall ve ekonomist Tyler Cowen, dijital teknolojinin ilerlediği ve fiziksel teknolojinin durgun kaldığına dair ikna edici vaka örnekleri ortaya koydu. Ancak insansız hava araçları, robotik, kendi kendine giden arabalar, beyin-makine arayüzleri, aşı pasaportları, CRISPR gibi gen düzenleme araçları ve mRNA aşılarının yanı sıra nükleer gücün geri dönüşü, uzay yarışı ve süpersonik uçakları düşünürsek – nihayet fiziksel dünyada yeniliğin yeniden canlandığını görüyoruz. Bir şey çevrimiçi olarak çalıştığında, herhangi bir yerden yazdırılabilir ve her zamankinden daha hızlı ölçeklenebilir.

Bu nedenle Walt’ın yazdığı gibi, devletlerin “fiziksel alanı” kontrol ettiği argümanı (ki buna “territoriality” deniliyor) geçerli olmayabilir: Dijitali anlamayan bir idare fiziksel olanı hiç kontrol edemeyebilir. Daha az yetenekli devletler, yeni çıkan fiziksel teknolojileri geldikleri garaja geri döndürmek için beyhude, gerici girişimlerde bulunarak kontrolü sürdürmeye çalışacaklar, bu arada daha akıllı bölgeler(*) ise onları kucaklayacak.

Başka deyişle, teknolojinin daima dijital dünyayla sınırlı kalacağını düşünmek de dar görüşlülüktür. Devletlerin hem dijital hem de fiziksel yeni teknolojilerde ustalaşmaları gerekecek veya geride kalıp en iyi vatandaşlarının dünyada bunu yapan farklı bölgelere göç etmelerine tanık olmaları gerekecek.

(*) Burada Balaji’nin bölge dediği, finansal sistemlerde denizaşırı hesapların açılabildiği Britich Virgin Islands veya Isle of Man gibi bölgeler. Kripto paralar için de uygun kanuni düzenlemelerin yapılabildiği yeni bölgeler çıkacağını düşünüyor. Ben de bu görüşüne katılıyorum.

5. Bulut regülatörleri, devlet regülatörlerine rakip oluyorlar

Klasik taksi regülatörleri, plaka sahiplerini üstünkörü incelerler. Bunlar asla şöförlerini, Uber, Lyft, Grab, Gojek ve DiDi kadar agresif denetleyemez. Yani, her sürüşü GPS ile izleyemez, hem sürücünün hem de yolcunun bir yolculuğu bitirdiğinde her iki tarafın yıldız

derecelendirmelerini kaydetmeyi ve özetle bir “bulut düzenleyici“nin erişebildiği teknolojik araçları kullanamazlar [Not 2].

Gerçek anlamda, bu teknoloji şirketleri, 20. yüzyılın kağıt tabanlı (analog) modellerinden daha esaslı regülatörlerdir. Bu nedenle, sistem üzerindeki tekellerini korumak isteyen eski aktörlerden önemli tepkiler aldılar. Bunun belki de en iyi örneğini, 21. yüzyılın paylaşım ekonomisinin kare çivisini yasal olarak 20. yüzyılın hayat boyu istihdam başlıklı yuvarlak deliğine sıkıştırmaya yönelik girişimlerde gördük.

Ancak bu hareket geri tepecektir.

Birincisi, bu şirketler, önemli durumlarda, devletin amaçlarına devletlerden daha hızlı ulaşıyorlar. Örneğin, araç paylaşım hizmeti Gojek’in ana şirketi olan GoTo Group, şu anda Endonezya’nın 1 trilyon doları aşan GSYİH’sının yüzde 2’sinden fazlasını yaparak milyonlarca iş olanağı yaratıyor ve vergilendirilebilir kayıtlı ekonomiye yaklaşık 2 milyar adet yıllık işlem getiriyor. Bu da, Gojek’e büyük bir halk desteği ve tabanı sağlıyor.

İkincisi, bu şirketler sonsuza kadar şirket olarak kalmayacaklar – kullanıcıları ile kazancı paylaşacak protokoller tarafından aşamalı olarak devre dışı bırakılacaklar. Politik bir bakış açısından bakıldığında, teknoloji karşıtı aktivistler yeni düzenlemeler için yalnızca zayıf bir destek toplayabildiler çünkü uygulama çalışanları paylaşım ekonomisinin yükselişinden uygulama geliştiricileri kadar kâr edemediler ve bu da sınıfsal eylemler için bir gerekçe oluşturdu.

Bununla birlikte, bir sonraki adım, internetteki pazaryerlerinin ve paylaşım ekonomisi hizmetlerinin, çevrimiçi DeFi borsaları sayesinde tamamen Web3 tabanlı ve merkeziyetsiz hale gelmesi olacaktır. Uygulama kullanıcılarının platformlarının nasıl çalıştırılacağı konusunda pay ve söz sahibi olduğu bu yeni ulus-devlet ötesi düzenleme biçimleri, kripto paraların da ilerisine geçerek zaman içinde tüm mal ve hizmetlerin eşten eşe (peer-to-peer) alışverişine kadar genişleyecektir.

Bu kısım çokomelli! Gayri-merkezi iş modellerine sahip olmasına karşın Uber ve Airbnb gibi global şirketler iş tahsilata gelince paraları hemen bankaya ve kendi merkezlerine topluyorlar. İşte Balaji de bu durumun da artık biteceğini ve tahsilatın kripto ile olabildiği bir dünyada artık KriptoUber ve KriptoAirbnb’lerin yeşereceğini söylüyor.

Neden mi? ABD Gıda ve İlaç İdaresinin kuruluş amacının, 1 milyon biyohacker’ı değil, Merck ve Pfizer’i düzenlemek olduğundan. Federal Havacılık İdaresi, 1 milyon drone meraklısı için değil, Boeing ve Airbus için inşa edildi. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), 1 milyon Web3 geliştiricisinin değil, Goldman Sachs ve Morgan Stanley’nin peşine düşmek için kuruldu. Bu kurumları yöneten kişiler tipik devlet memurudurular; demokratik olarak seçilmezler ve kolay kolay da kovulmazlar. Bu nedenle, hizmet ettiklerini iddia ettikleri halka karşı net bir şekilde sorumlu değillerdir.

Buna karşılık, kripto protokoller, bir pazardaki milyonlarca aktif katılımcı (müşteriler ve üreticilerin) için iyi çalışan gayri-merkezi düzenleyici mekanizmalar geliştirilmesine olanak tanır, dahası, bu mekanizmalar kurumsal öz düzenleyicilerin ve kafese alınabilen devlet regülatörlerinin vereceği hasarlara karşı da hazırlıklıdır. Kripto paraların da ötesinde, endüstrilerin merkezi olmayan şekilde düzenlenmesi için bulut tabanlı yapıların ortaya

çıkması sadece bir zaman meselesidir. Daha da önemlisi, bu organlar, günümüzün coğrafi olarak kısıtlı ulusal düzenleyicilerinin aksine, gerçekten küresel ve sınırları aşan yapıda olacaktır.

Evet, aynı bir zamanlar din ile devletin ayırıldığı gibi, artık para ile devletin de ayrılması gerekli. Yoksa devlet hayatta kalamayacak! Yani devletler ya kendilerini batmakta olan merkezi para sisteminden ayrıştıracaklar ve ticaretin, sanayi üretiminin içinde bir şekilde yer almaya devam edecekler, ya da onlar da merkezi paralarla birlikte anlamsız kalma yoluna girecekler. Bakalım bunu başarabilen devlet çıkacak mı?

Referans:

1) https://foreignpolicy.com/2021/12/11/bitcoin-ethereum-cryptocurrency-web3-great- protocol-politics/

Notlar:

  1. 1)  2007 yılının sonunda Yoğurtistan ismini alacak olan sanal bir dünya kurmaya başlamıştık. Bu projede aynen bu yazıda ifade edildiği gibi internet üzerinde kendi parası olan fiziksel ülkelere paralel bir ülke kurmak istediğimiz için “-istan” diye biten bir sanal ülke ismi vermiştik.
  2. 2)  Şahsen ben bunu Türkiye’de denedim. BiTaksi’ye başlı çalışan şöförlerle geçmişte oturup epeyce sohbet ettim, ve BiTaksi’ye kendi başlarına (yani üye oldukları kooperatif bünyesinde) rakip çıkartmalarının imkansız olduğuna karar verdim. Devlet nasıl böyle bir uygulamayı yapsın? İBB’nin başlattoğı iTaksi’nin çalıştığını gördünüz mü?
Cemil Şinasi Türün

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, 2017'de Bilgi Üniversitesi'nde vermeye başladığı "Blokzincirleri ve Kriptoparalar" konulu dersini 2020 başından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte.
https://cemilturun.medium.com/

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoinBTC/TRY
469.407,38 TL 0,85%
ethereumETH/TRY
31.170,04 TL 1,41%
tetherUSDT/TRY
15,84 TL 0,22%
usd-coinUSDC/TRY
15,86 TL 0,07%
bnbBNB/TRY
4.786,43 TL 1,95%
xrpXRP/TRY
6,55 TL 0,85%
binance-usdBUSD/TRY
15,84 TL 0,19%
cardanoADA/TRY
8,32 TL 1,90%
solanaSOL/TRY
813,50 TL 1,17%
dogecoinDOGE/TRY
1,36 TL 1,71%
Bağlantıyı kopyala