Bankaların Kripto Para Saklaması Ne Anlama Geliyor?

Abone Ol:google-news

Geçtiğimiz ayın son haftasında, Amerika’da Hazine Bakanlığı’na bağlı OCC’nin (Office of the Comptroller of the Currency – Amerikan Parasının Denetimi Ofisi) ulusal bankaların kripto para saklama hizmeti verebilmesi için yeşil ışık yaktığına dair açıklamalar gündemi oluşturdu. OCC tam olarak nedir diye soracak olursanız, Türkiye’de eğer Türk Parasının Kıymetini Koruma Kurulu gibi bir oluşum olsaydı, OCC’nin kelime anlamı olarak buna denk bir yapı olduğunu söyleyebilirdik. Ülkemizde 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu ile ilgili düzenleyici ve denetleyici tek bir kurum olduğunu söylemek doğru olmaz, ancak belirli konularda nihai denetleme ve karar alma yetkisinin Hazine Müsteşarlığına ait olduğunu söyleyebiliriz. OCC’nin faaliyet içeriğine bakıldığında ise aslında bizim BDDK’ya (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) denk bir kuruluş olduğunu söylemek mümkün.

OCC’nin kararı sonrası Bitcoin fiyatında kayda değer bir hareketlilik izlenmeye başlandı ve fiyat 12 Bin USD seviyelerine kadar yükseldi.

Bu karar ne anlama geliyor?

Tabii ki güvenli cüzdan hizmeti.

Karmaşık ve kullanım kolaylığı olmayan şahsi cüzdanlar yerine halen geleneksel banka yapısına inanan ve güvenen muhafazakar, veya daha çok jenerasyon ve alışkanlıklara bağlı olarak teknoloji adaptasyonu düşük kitlenin kolaylıkla kripto para saklaması için bir fırsat.

E-mailin nasıl çalıştığını veya whatspp’ta bir mesajın nasıl karşı tarafa gittiğinin altında yatan prosesi bilmesek de bu uygulamaları rahatlıkla günlük hayatımızda kullanıyoruz. Ancak mobil bankacılık kullanabilen bir çok kişi için bile online – offline wallet kullanımları halen karmaşık gelebiliyor. Kurtarma kelimeleri, komplike cüzdan adresleri, public key, private key kavramları havalarda uçuşuyor.

Bankaların kripto para varlıklarını saklama hizmeti vermeye başlaması işte tüm bu karmaşık akışları bankaya devretmek açısından belirli bir kitleye cazip gelebiliyor. Sonuçta bankalar denetlenen kurumlar – belirli standartlara ve kurallara tabiler – ve en önemlisi de insanlar için halen bir güven unsuru. Kripto paralar için saklama hizmetini hali hazırda veren bir çok kuruluş var, özellikle kurumsal yatırımcılar için bir aracılık hizmeti de sağlayan bu kuruluşlar, faaliyet gösterdikleri ülkelere bağlı olarak çeşitli lisans, izin ve denetimlere tabi faaliyet gösteriyorlar. Mesela Avrupa Birliği bünyesinde oluşturulan AMLD5 (5 nolu Kara Para Aklamayı Önleme Direktifi)  kapsamında müşteri kimlik tespiti için düzenleme ve denetim esasları belirlenen bu kuruluşlar ülkeler bazında ilgili ülke otoritelerince denetleniyorlar. Her ne kadar bu durum blokzincir ve kripto paraların sınır tanımama ilkesi ile çelişse de, bunları kurumsal adaptasyon için önemli girişimler olarak görmek lazım. Kurumsal adaptasyonun da bireysel kullanımı ve adaptasyonu teşvik edeceğini düşünmemek mümkün değil. Dolayısıyla şu anda elinde yatırım için fon bulunduran kitlenin özellikle X ve Y, hatta boomer kuşağı olduğu düşünülürse daha güvenilir bir yapı olarak bankaların bu hizmeti vermeye başlaması kitlesel adaptasyon için önemli bir adım.

Bankalar bu saklama işini nasıl yapacaklar?

Güvenli cüzdan hizmeti demiştik. Hedef kitle kurumsal yatırımcılar. Yani bu kurumlardaki bireysel veya kurumsal müşterilere ait kripto fonların saklanması için daha güvenilir bir ortam sunacak bankalar.

OCC açıklamasında kripto para ile fiat para (banka hesaplarımızda dijital bir kayıt olan ve günlük hayatta kullandığımız para) arasındaki farkı tasdik ederek,  – her ne kadar dijital varlıklar ile kripto para kavramlarını iç içe kullanmış olsa da – blokzincirde veya dağıtık defterde kaydı olan bir varlık olarak kripto paraların fiziksel bir mülkiyetinin olamayacağını belirtiyor. Bu nedenle, bir müşteri adına kripto para birimini  “tutan” bir banka, aslında o kripto para birimine ait “kriptografik erişim anahtarlarına” sahip oluyor. Yani aslında, fiziksel bir varlığı olmayan, sadece dijital bir kayıt olan kripto paralara ait bir nevi “sanal kiralık kasa” hizmeti sunuyor.

Günümüzde bankalar hem kiralık kasa hizmeti, hem de aracı kuruluşlara, mevzuat gereği müşterilerin sahip olduğu menkul kıymet (hisse senedi, tahvil vs…) varlıkları için saklama hizmetleri sunmaktadır. Geleneksel bir bankacılık ürünü olarak bunların kripto para saklama hizmetine evrilmesi sözde kolay, uygulaması ise oldukça zorluklar barındıran bir proses.

Öncelikle ileri teknolojik bir altyapı gerekiyor. Varlıklara erişilecek kriptografik şifrelerin, yani özel anahtarların tutuluyor olması ilave bir takım güvenlik sorunlarını da beraberinde getirecektir. Saklanan verinin güvenliği konusunda bankalar ne kadar yetkin olacak? Dönem dönem banka kayıtlarının hacklenerek müşteri bilgilerinin çalındığına birçok defa şahit olduk. Kurum içinden kötü niyetli kullanıcıların da bu bilgilere erişimi yetkilerinin nasıl düzenlenmesi gerektiği konusu da ayrı bir mevzuat gereksinimi doğuruyor. Kaldı ki OCC’nin tebliğinde bu varlıkların FDIC (Federal Deposit Insurance Corporation – bir nevi  Mevduat Sigorta Fonu diyebiliriz) sigortası kapsamına alındığına dair herhangi bir açıklama bulunmuyor.

Diğer yandan tebliğ bankalara, verilecek hizmetin kapsamını tercih edecekleri kapasiteye göre belirlemelerine izin veriyor. Mesela yeddi emin dahilinde olmayan (non-fiduciary) bir kapasitede kripto para birimi için saklama sağlayan bir banka, esasen müşterinin kripto para varlıklarının kontrolüne ve transferine izin veren kriptografik anahtar için koruma sağlıyor olacak, ancak bu varlıklar üzerinden işlem yapma yetkisi olmayacak.

Bankalar bunu neden yapıyor? Kripto Paraların var olma nedenlerinden biri zaten bankaların aracısızlığını sağlamak değil mi?

Bu konu işin en can alıcı noktası. Bükemediğin eli öpeceksin derler. 2017 yılını hatırlayın, JP Morgan CEO’su Jamie Dimon, tarihi gaflara örnek olacak beyanlardan birini verirken Bitcoin’in bir aldatmaca olduğunu söylemişti. Bu beyanın tarihi Eylül 2017 idi. Aralık 2017’de Bitcoin fiyatı tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı, 20.000 USD sınırına dayandı. JP Morgan bir yandan da bankacılıkta blokzincir uygulamaları alanında patentleri birer birer almaya başladı. Jamie Dimon o talihsiz beyanından 5 ay sonra yanlış bir değerlendirme yaptığını itiraf etti. Şu an JP Morgan uluslararası para transferleri için blokzincir teknolojisi ile mesajlaşma altyapısı sunan IIN projesinin lideri. “Bitcoin kötü, blokzincir şahane” söyleminin en ateşli savunucularından biri olarak geldiğimiz an itibariyle ilk kez Gemini ve Coinbase için kripto para borsası hesaplarını da açan ulusal banka kendileri.

Aslında bu kararı uygulamaya alan ilk ülke ABD değil. Geçtiğimiz yıl Alman bankacılık otoritesi BaFin bir tebliğ yayınlayarak bu konuda bankalara lisansa tabi olmak üzere yetki verdi. İsviçre’de de Finma hem bankalara bu yetkiyi verdi, hem de kripto para şirketlerine bankacılık lisansları verdi.

Amerika’nın bu kararın, özellikle kripto para varlıklarına karşı duruşu muhafazakar olan, ama bir o kadar da çok fazla düzenleme ile yatırımlara da yön veren bir ülke olması nedeniyle olumlu karşılandığını söyleyebiliriz. Aslında bu haberle beraber JP Morgan tarafından kripto para borsalarına hesap açılışına ilişkin kararının da gelmesi ve ilk kez Gemini ve Coinbase için bu hesapların açılması ayrı bir pozitif etki yarattı.

Diğer yandan bankaların bu varlıkları saklamaya ilişkin isteklerini geçici bir heves, günü kurtarma ve kripto ruhu için aykırı bir eylem olarak da görenler var. Hak vermemek elde değil.

Finansal özgürlüğe açılan kapı olarak görülen kripto paralar, 2008 yılında Bitcoin ile başlayan evrimini Ethereum’un akıllı sözleşmeleri blokzincire adapte etmesi ile bambaşka bir boyuta taşıyarak, son zamanlarda geliştirilen DeFi uygulamaları ile yepyeni fırsatlar olduğunu bizlere gösterdi. Bu tablonun içinde herhangi bir yerde bankalar yer almıyorken bu izinler ve teşvikler ile bankalar tekrar çerçevenin içine girmeye çalışıyor. Aslında bakıldığında ülkemizde de en büyük teknolojik yatırımları (yazılım – donanım – siber güvenlik vs…)  yapan kurumlar bankalar, dünyada da benzer bir  tablo var. Diğer yandan finansal piyasalar giderek daha teknolojik hale geldikçe bankaların da bu teknolojilere ayak uydurmaya çalışması gayet anlaşılır bir durum. Böylelikle müşterilerine geleneksel finans hizmetlerini daha daha teknolojik ve yenilikçi yollardan sunmaya çalışıyorlar.

Bu yazı 06/08/2020 tarihinde yayınlandı.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımızın sözünü veriyoruz.

Ebru Güven

Ebru Güven, Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel bankacılık kariyerine 1997 yılında başlamış ve 2018 Mayıs ayına kadar Türkiye'nin saygın bankalarında, ağırlıklı kurumsal bankacılık olmak üzere genel müdürlük ve şubelerde çeşitli görevlerde bulunmuştur. İstanbul'da yöneticisi olduğu şubenin müşterilerinden birinin ülkenin ilk kripto para borsalarından biri olması sayesinde Blockchain uzayı ve ekosistemi ile tanışmıştır. Blockchain teknolojisi ve gelecekte yaratacağı değişimden etkilenen ve ilham alan Güven, bu topluluğa aktif olarak dahil olmaya karar vererek 2018'de bankacılık kariyerini bitirmiş, hemen akabinde bir ITO projesinde CFO olarak görev almıştır. Bu projede tanıştığı Başak Burcu Yiğit ile birlikte İstanbul Blockchain Women Platformu'nu kurmuştur. Ebru, 2018’den itibaren Tim Danışmanlık bünyesinde eğitimler vermekte, aynı zamanda Blockchain ve ITO, ICO projelerinde danışman olarak çalışmaktadır.

https://www.btchaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 79.985,45 TL 0,60%
ethereum
Ethereum (ETH) 2.615,13 TL 0,62%
tether
Tether (USDT) 7,63 TL 0,10%
ripple
XRP (XRP) 1,77 TL 0,09%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 1.642,98 TL 1,19%
polkadot
Polkadot (DOT) 31,88 TL 4,50%
binancecoin
Binance Coin (BNB) 184,33 TL 3,67%
chainlink
Chainlink (LINK) 67,72 TL 0,39%
crypto-com-chain
Crypto.com Coin (CRO) 1,16 TL 0,47%
litecoin
Litecoin (LTC) 338,01 TL 2,55%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap