Tombul Protokoller Bize Yeni Bir Hikaye Anlatıyor

fat protocols.jpg

Joel Monero adlı genç bir Union Square Ventures stajyerinin 2016 yazında yazdığı “Fat Protocols” (Tombul Protokoller) isimli yazı blokzinciri üzerine yazan ve düşünen herkesin bir anda gündemine düşmüştü.

Bu yazının içeriği, geleneksel Silikon Vadisi yatırımcılarına ve Facebook, Google, Amazon gibi internet tekellerinin sonsuz bir ömür süreceğini hayal edenlerin kafasına kaynar su gibi indi, canlarını fena sıktı. Zira Joel’in yazısı ve yukarıda dilimize uyarladığım çizimi, blokzinciri inovasyonun sadece finansal çevrelere değil merkezde durup tekel olmayı hedefleyen her türlü yapıya tehdit olduğu gerçeğini gözler önüne serdi.

Web’de değerin paylaşımı solda, blokzinciri ile gelinen yeni durum ise sağda görülüyor.

 

Şimdi bu yazıyı ve çizimi sizin için yorumlayayım:

Solda ve sağda gördüğünüz, adına internet dediğimiz çok katmanlı tekno-sosyal yapının 7 katmanının iki gruba ayrılmış farklı halleridir. Soldaki durum kabaca şimdiki durumu özetliyor: Grafik, uygulama katmanında yer alan Facebook, Instagram gibi uygulamalar ve onların çalıştığı cep telefonu PC gibi cihazlarından şu anda elde etmekte oldukları tombul kazançları temsil ediyor. Biz elimizdeki Android ya da iOS telefonumuzda (ki özel amaçlı süper bilgisayarlar olarak kabul edebilirsiniz bu cihazları) sıradan bir uygulama, mesela Instagram çalıştırıyoruz diyelim. Bu uygulamaya nasıl bağlandınız? Facebook ile bağlan diye bir tuşa basarak değil mi?

Sözleşmeleri okumadan onaylıyoruz

İşte, Facebook ile bağlan ya da Google ile bağlan dediğimizde, girdiğimiz tüm uygulamalar, oyunlar, e-posta yazılımları, sohbet uygulamaları, çöpçatan siteleri ve benzerlerine bu dev şirketler üzerinden bağlanmış oluyoruz ve sonrasında da onların insafına kalmış hale geliyoruz. Paylaştığımız tüm fotoğraflar, arkadaşlık bilgileri, videolar ve aklınıza gelebilecek daha pek çok bilgi artık bizim olmaktan çıkıp, Facebook’un ya da Google’ın malı oluyor. İmzaladığımız, pardon okumadan onayla düğmesine basıp geçtiğimiz sözleşmeler tüm haklarımızı bu tekellerin eline teslim ediyor. O dakikadan sonra da artık elde edebileceğimiz tüm ekonomik kazancımızı bu şirketlere hediye etmiş oluyoruz.

Evet ne yazık ki şu anda tam da böyle kirli bir düzenin içindeyiz. Bu kirli düzende adını saydığım ve saymadığım pek çok internet tekeli, sadece gündelik hayatımızdaki basit bilgileri paylaşmakla ve sitelere girip çıkmakla üretmekte olduğumuz ekonomik değerlerin tamamının üzerine yatıyorlar. Bizi, bu değerlerin karşılığında sus payı olarak “bedava kullanıyorsunuz ya değerli sitemizi, bu neyinize yetmez” gibi bir argümanla oyalayıp, saf yığınları kandırıyorlar. Ben küçükken, yan mahallelerden bizim sokağımıza gelip küçük çocukların misketlerini üten iri kıyım oğlanlar olurdu, aynı onlar gibi. Görünürde kurallara uygun bir misket oyunu oynanıyor ama kesinlikle durum bambaşka.

Yukarıdaki sol çizimde anlatılan hikayenin yarısı bu: Facebook ile bağlan diyerek bizim kimliğimizi üten internet tekelleri, bizi reklamcılara satan devler… Diğer yarısı ise, içine bankaların, Visa ve Master Card gibi kurumların da dahil edildiği başka bir hikaye içeriyor. Orada da, demin anlattığım gibi kimliğimizi gasp ederek, sözde bizden izin alarak kullanılıp, sırtımızdan kazanılan değerin, paraya, yani banka sisteminde o internet şirketinin hesabında dolara ya da TL’ye dönüşmesi işlemi var. İnternet sitelerinde geziyoruz, geziyoruz… Sonra bir şeyi beğenip de satın alma aşamasına gelince ne yapıyoruz? Satın al tuşuna basıyoruz. Bu tuşu kim sağlıyor? Bankalar. Yani, sizin online olarak yaptığınız alış-verişlerde ödeme adımında karşınıza çıkan sayfayı (3D Secure vb.) o sitenin anlaşmalı olduğu bankalar sağlıyor. İşte bu da “tombul protokol” kavramının ikinci tombul parmağı…

Bilgilerimiz gasp ediliyor

Cep telefonlarımız ya da bilgisayarlarımızda, internet üzerinde yaptığımız her işte, uygulama katmanını gasp ederek bizler tarafından üretilen tüm değeri bizden habersiz bir şekilde cebine atan internet tekelleri ve onların bu işlerde küçük ortağı olan ödeme araçları ve bankacılık sistemleri.  Oysa ki internet protokol katmanlarını tasarlayanlar, idealde bu tür gaspçıları ve aracılıkları ortadan kaldırmayı hedefliyorlardı. İşte burada anlattığım iki tür araya girme hadisesi yüzünden bugüne kadar yaratıcı insanlar, müzisyenler, yazarlar, bu arada Cem Yılmaz ve başkaları, hepsi internete düşman oldular. Emeklerini çalanı internet sanıyorlardı. Bilmiyorlardı ki, asıl suçlu internet protokolleri değil, aradaki açıkları kullanan uyanık Silikon Vadisi girişimleridir.

Bu yanlışı düzeltmenin zamanı geldi.

Sağdaki resimde, yeni durum, blokzinciri sonrası hayat özetleniyor. Bu henüz tamamlanmış bir hayat, gerçekleştirilmiş bir hayal değil elbette. Ama sular oraya doğru akıyor artık. Protokol katmanlarının soyguna dur demesinin zamanı geldi. Bu soygunu durdurmak için iki şey gerekiyor:

  • Kimliğimizin tekrar elimize geçmesi, bizim olması;
  • Tüm aracıların yok olup, değer akışının sadece alıcı ve satıcı arasında kalması.

Bunlar nasıl olacak? Birincisi için örneğimiz artık yaygın olarak kullanılıyor: Public ve Private Key ikilisi… Eğer bugün bitcoin veya alt-coin satın almış birisiyseniz mutlaka bir kişisel bir de kamusal anahtarınız vardır. Bu iki anahtar sizin kimliğinizi tüm dış faktörlerden korumak üzere tasarlandı. Bu tasarımın yapıldığı bilimsel ve teknolojik çalışma alanına Public Key Cryptography deniliyor. Öyle görünüyor ki yakın gelecekteki ihtiyaçlarımız arasında bir de “Anahtar Saklama Dairesi” olacak. Hepinizin duymuş olduğunu tahmin ettiğim KVKK kısaltmalı kanun ile bunun yakın alakası var ama o alakayı başka bir yazıya bırakalım….

Bu iki anahtar ile artık kesin bir şekilde kimliğimizi koruyabiliyor, ürettiğimiz sanatsal ürünü ya da alış-veriş bilgisini mülkiyeti kendimizde kalacak şekilde saklayabiliyoruz. İşte blokzinciri inovasyonunun bu alanda önemli bir etkisi oluyor, artık internet şirketleri bizden habersiz bize ait verileri alamayacak, kullanamayacak. Bunlar üzerinden yaratılan  informatik/ekonomik değeri paylaşabilmeleri bizim insafımıza kalacak.

Aracılar ortadan kalkacak

İkinci madde, yani aracıların yok olması nasıl olacak? Onun için de hem birinci maddedeki anahtar ikilisi gerekecek hem de adına “token” dediğimiz yeni değer taşıma-aktarma sistemi yaygın hale gelecek. Bundan sonra internet üzerinde değer elde etmenin, bilgi satmanın, bilgiler üzerinden ekonomik değer yaratmanın kilidi token’lar olacak. Zaten bu aşamaya da girdik. Birinci dalga token tasarımları 2017 yılında ortalığı kasıp kavurdular, içlerinden ne yazık ki çok fazla sahtekar çıktı. Şimdi sıra ikinci dalgada: Artık daha ciddi ve gerçek token girişimlerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Yapılan tüm çalışmalar işleri artık bu yöne doğru götürüyor.

Silikon Vadisi yatırımcılarının açık ve net bir şekilde trenini kaçırdıkları inovasyon, bahsi geçen token’ların, bir satır protokol yazılımının içinden el değiştirmesidir. Yani parasal alışveriş artık banka üzerinden değil, teknik bir seviyede protokol kodunun içinden olmaktadır.  Onların yatırımları Stripe gibi, Square gibi klasik banka/visa sistemi içinden değeri adeta bir pipetle çeken start-up’lar üzerine oldu. Oysa, web sayfası kodu içine yazılan bir satır içinden alıcı ve satıcıyı buluşturan bir token adresi, bir de özel/kamusal anahtar ikilisi, hem bankalara, hem POS cihazlarına hem de Visa benzeri aracı ağlarına gereksinimi ortadan kaldıracak.

İşte Tombul Protokollerin bize anlattığı yeni hikaye bu. Tokenize edilebilen tüm işler artık protokol katmanının parçası olacak ve hayatımıza cep telefonlarımız vasıtasıyla kolaylıkla girip sosyal dokuyu ve toplumları derinden değiştirecek.

Cemil Şinasi Türün

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, 2017'de Bilgi Üniversitesi'nde vermeye başladığı "Blokzincirleri ve Kriptoparalar" konulu dersini 2020 başından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte.
https://cemilturun.medium.com/

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoin
Bitcoin (BTC) 366.839,85 TL 2,96%
ethereum
Ethereum (ETH) 25.482,61 TL 4,66%
tether
Tether (USDT) 8,68 TL 0,02%
cardano
Cardano (ADA) 18,32 TL 1,73%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 3.144,55 TL 3,08%
xrp
XRP (XRP) 8,10 TL 2,16%
solana
Solana (SOL) 1.130,37 TL 9,38%
usd-coin
USD Coin (USDC) 8,68 TL 0,16%
polkadot
Polkadot (DOT) 248,29 TL 4,76%
dogecoin
Dogecoin (DOGE) 1,83 TL 1,05%
Copy link
Powered by Social Snap