Krizden Sonra Yapılması Gerekenler

krizden sonra yapilmasi gerekenler

Başlıkta koronavirüs krizini değil, dünyadaki parasal krizi kastediyorum. Krizin sonraki aşamalarında virüsün de katkılarıyla finansal sorunlar gitgide büyüyecek. Karşılıksız para basılarak bu günlere bizi getiren statüko, yani büyük bankalar ve dev enerji şirketleri, illüminati vs. adına ne derseniz deyin, HEPSİ ŞAŞKINLIK İÇİNDE. Sanmayın ki, bu olanları tasarlayan ve istediği şekilde yönlendiren birileri var. Hayır yok. Virüs ve ekonomik kriz aynı anda vurdu ve bunun kimseyi ayırdığı ya da ayıracağı yok. Herkes ölüme ve paranın erimesine karşı aynı çaresizlik içinde. Thor’un baltası vurdu yere…

İlk olarak, kavramların karıştırılmasını önlememiz lazım. Az önce televizyonda bir astrolog, dünyada olan bitene açıklık getirirken bu yılın yarısından itibaren dijital paraya geçileceğini ilan etti.  Herkes acaba dijital para deyince aynı şeyi mi anlıyor? Hiç sanmıyorum! Batık Merkez Bankaları ve IMF, bize yenilik adı altında yeni dijital bir para dayatacak yakında, acaba bu mu bize gerekli olan? Bunları nerede sorgulayacağız?

Bir defa, ekonominin aslında ürünlerin ve servislerin değiş tokuşundan başka bir şey olmadığını yeniden hatırlayalım. Buna takas deniliyor ama bu kelimenin tam olarak anlatmadığı bir şey var: Takas sözü bir ürünün mesela bir kilo elmanın bir başka ürüne, mesela bir kitabın tasarımına nasıl denkleştirileceğini anlatmıyor. Ancak bu sorun çoktan çözülmüş durumda. Artık herşeyin online satışı var ve satılan herşeyin bir fiyatı var. Fiyatlar birbirlerine orantılı olarak belli ve kayıtlı. Fiyatlar belli yerlerde kayıtlı derken, sabit demek istemiyorum. Mesela N95 maskelerin fiyatı son 3 ayda 5 kat, kolonyanın fiyatı en az 4 kat arttı. Talebe göre fiyatların değişiklik göstereceğini de ekonomik hayatın bir gerçeği olarak kabul edelim. Ama bir yere kadar! Nereye kadar olacağını yazının ilerleyen bölümlerinde anlatacağım.

Borçluyuz Ama Kime?

4500 yıl önce Sümer şehir devletlerinde, tüm insanlar devlete çalışırlardı. O zaman tüm tarım işçilerinin kazancı aynıydı: bir aylık emek 18 Kg buğday ile ödenirdi. Bunun metal karşılığı da belliydi: 12 gram gümüş.

Şimdi de tüm dünyada 7 küsur milyar insan sürekli çalışıyoruz ve hep borçluyuz. Borç ne kadardı? Ocak ayı başında 257 Trilyon dolardı. (Milyar değil trilyon) Geçen hafta bundan 27 Trilyon dolarlık borç eridi gitti. Birileri bu parayı kaybetti.

Peki bizler, yani dünya insanları kime borçluyuz bu kadar trilyon doları? Yine o parayı basan kişilere! Saçma bir kısır döngü değil mi? Birileri parayı basıyor (siyah takım elbiseli adamlar) ve geri kalan herkes de onlara (yani siyah giyen adamlara) borçlanıyor. İkisini de devreden çıkarsak ortalık temizlenmez mi? Temizlenir, zaten ikisi diye bir şey yok, aynı siyah giysili adamlar ikisi de. Ortada ne borç kalır ne de alacaklı. Bizler de tüm insanlık olarak boyunduruğumuzdan kurtuluruz. Halbuki bugünkü durumumuza bakınca Sümer’den bu yana 4500 yılda bir arşın yol gitmemişiz gibi değil mi?

İşte yapmamız gereken şey bu kadar basit. Bunu yapmamız da bir tek karara bakar: O borcun oluşturulduğu kâğıt para sisteminden çıkıyoruz dememize… Bunu hep beraber dersek kimsenin bize diyebileceği bir şey olamaz. Sadece bazılarımız derse bunu, o zaman olmaz, eksik olur.

Nasıl bir finansal yapıya geçileceği konusunda mutabık olmalıyız. Bundan sonra yine merkezi yapılar istemiyor olmamız lazım. Bundan sonra aynı siyah giyen adamları çağırıyor olmamamız lazım. Gayri merkezi ve dijital bir sistem hepimize yeterli gelirleri ve üretim-tüketim döngülerini ortaya çıkartacaktır. Çalışan bir örneği bizim 40 yıllık vadeli çeklerimizde var zaten.

Ekonominin temelde bir mal ve hizmet takas sistemi olduğunu ve araya giren, siyah giyen adamların dijital veya renkli kağıt paralarına ihtiyacımız olmadığını anlayalım. Bu kağıtlara veya hatta altın ve gümüş denilen metallere de ihtiyacımız yok. Her şeyin fiyatı aslında topraktan yetişen ürünler ve bunları yetiştiren kişilerin emeği ile tayin ediliyor. 5000 yıl önce de böyleydi, şimdi de böyle. Geri kalan tüm ürün ve hizmetler de buradan yola çıkılarak tayin edilebiliyor.

Öncelikle tarımda tedarik zincirini ayakta tutacağız, yoksa kısa sürede kaos bizi yer bitirir. Şu aralar bu konuda hızlı adımlar atılması lazım, uzmanlar da ısrarla bunu söylüyorlar. Sonra KOBİ’ler tarafında parasal akışın durmaması için ticari/iş döngüleri çıkartılıp şirketlerin birbirlerini peer-to-peer yani imece usulüyle ve elden ele fonlayabileceği blokzinciri yapıları kurulmalı.

Şu anda nüfusun çoğunluğu, sadece ülkemizde değil, tüm dünya ülkelerinde şehirlerde yaşıyor. Şehirlerde tükettiğimiz ürünleri hassas bir tedarik zinciri yardımıyla üretim yerleri olan uçlardan şehirlere taşımaktayız.

Peki Bu Olaylar Sonucunda Tedarik Zinciri Ne Olacak?

Üretim-tüketim ilişkisinde ideal akış nasıl olmalıdır?  Üreticiler ve tüketiciler arasında lojistik (L) diye özetleyeceğim,  üretim-tüketim ilişkisini destekleyici her türlü destek ünitesi ve yardımcı sektörler yer almaktadır. Üretime katkı olarak sağlanan gübre, ilaç, tohum, küspe ve benzeri tüm yan ürünler de ürünleri tüketim noktasına taşıyan araçlar da aşağıda (L) noktası içinde ele alınmıştır.

İdeal akış bu olamamaktadır, çünkü, yukarıdaki şekilde (Ü), (T) ve hatta (L) arasında enformasyon akışı bu şekilde sağlanamamaktadır. Uçlardaki iki nokta arasında bugünkü düzende enformasyon asimetrisi vardır, zira bu iki yapı arasında şu andaki bakış açısıyla bir çıkar birliği yoktur. (Ü) ve (T)’nin çıkarları eğer üst bir noktadan, yani makro seviyeden bakılmazsa birbirine zıt görünmektedir, oysaki çıkarları zıt değildir, biri diğerini var etmektedir.

Sanal olarak oluşan enformasyon asimetrisini de finans kapital ya da başka aracılar kullanmakta ve araya girip lüzumsuz masraflar oluşturmakta ve bu yapıdaki her üç daireyi de sömürmektedirler.

Mart 2020 çöküşüyle birlikte finans kapital dünyası, bu temel ilişkinin, yani (Ü)— (T) ilişkisinin içine tüm sorunlarıyla beraber girerek bu akışı da zora sokmuştur. Şu anda bu ilişkinin sırtında bir asalak gibi yerleşmiş borç maliyetleri ve faiz gibi gereksiz mali yükler bulunmaktadır ve bu yükler önümüzdeki dönemde daha da artacaktır. Aşağıdaki şekilde bu akışın nasıl bozulduğunu, açık renkli dairelerin arasındaki koyu renkli finans kapitalin sistemdeki gelir ve verimliliği azaltan unsurlar oldukları grafik olarak ifade edilmiştir.

Üretim sırasında, tarlada ve yolda ciddi ürün kayıpları (%40’a kadar) olmaktadır. Ancak bunun bir kısmını daha makro bir perspektifte organize olarak ve verimlilik artışları ile azaltabiliriz. Ancak finans maliyetleri, ürün kayıpları gibi (Ü)— (T) ilişkisine içkin, yani işin doğasından gelen bir sorun değildir. Finans maliyetlerinin burada tamamen ortadan kaldırılması şarttır.

Bütün bunların başka türlü bir çözümü olabilir mi? İdeal olmaya yakın bir yapı nasıl kurulabilir?

Önerdiğimiz yeni yapıda, üretim ve tüketim noktaları arasında hiçbir dış yapı, asalak birim yer almamalıdır. Şekilde (Y) olarak belirtilen yönetim dairesi, hem lojistik (L) hem de idari ve kredisel (F) özellikleri bünyesinde barındıran, dış finansmana da ihtiyaç bırakmayan, bilgi teknolojilerine dayalı bir yapıdır: Sistem içerisinde oluşan enformasyon asimetrisini yok eden üçüncü ve temel bileşendir.

Üçgeni oluşturan siyah çizgiler de blokzincirini temsil etmektedir. (Y) noktasındaki kişiler ve onların denetlediği blokzinciri, üzerinde yeni bir token yapısını taşıyacak ve noktalar arasında döngüsel olarak artacak ve azalacak borç alacak ilişkisini ve vadeleri kayıtlı olarak silinemez ve hack’lenemez bir şekilde tutacaktır. Şunu anlamak önemlidir: (Y) noktası bu yapının merkezi değildir, merkez olma rolü yoktur. Burada sadece döngüye ait bir noktadır ve o da sadece görevini yapmaktadır.

Fiyatlar Nereye Kadar Yükselebilir?

Yazımın başlarında dediğim gibi, talebe göre fiyatlar artabilir ama bir yere kadar.  (Y) noktasının bir görevi de blokzinciri üzerinde çalışan üretim ve tüketim döngüsü içinde kimsenin hakketmediği bir payı almamasını sağlamaktır. Yani bu döngü içerisinde AHLAK da blokzinciri seviyesinde kodlanmış durumda olmaktadır. Her dairenin (Ü), (T) ve tüm yan servislerin elde edeceği gelir dengeli ve sınırlıdır. Herkesin hakkı ödenecektir. Kimse kimsenin sırtından aşırı gelir elde etmeyecektir. Faiz de olmayacaktır tabii bu sistemde, çünkü gerek olmayacaktır.

Cemil Şinasi Türün

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, 2017'de Bilgi Üniversitesi'nde vermeye başladığı "Blokzincirleri ve Kriptoparalar" konulu dersini 2020 başından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte.
https://cemilturun.medium.com/

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoin
Bitcoin (BTC) 352.666,83 TL 3,41%
ethereum
Ethereum (ETH) 23.859,40 TL 6,27%
tether
Tether (USDT) 8,66 TL 1,14%
cardano
Cardano (ADA) 17,20 TL 3,35%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 3.000,39 TL 3,43%
xrp
XRP (XRP) 7,58 TL 3,22%
solana
Solana (SOL) 1.075,40 TL 7,75%
usd-coin
USD Coin (USDC) 8,66 TL 0,88%
polkadot
Polkadot (DOT) 230,57 TL 4,64%
dogecoin
Dogecoin (DOGE) 1,74 TL 1,93%
Copy link
Powered by Social Snap