Hashrate Savaşları ve POS Kriptoparalar

Abone Ol:google-news
0
05/02/2021

‘Hashrate Savaşları Kapıda’ başlığı ile yayımladığım bir önceki yazımda Bitcoin Kıtlığı ve “Hashrate Savaşları” konularını ayrıntılı olarak ele almıştım. Bu alanlarda Türkiye’nin neler yapabileceğine değinmiştim.

Özetle büyük şirketler, fonlar, küresel ödeme ağları, yerel yönetimler ve hatta bazı ulus devletler Bitcoin almaya başladı. Bu ortamda Bitcoin madencilik üretimi Mayıs 2020’de Halving ile yarı yarıya düştü. Borsalarda tutulan Bitcoin miktarı da yaklaşık son 9 ayda 3 milyon adetten 2,4 milyona indi. Bitcoin kıtlığı olarak nitelendirilen bu durum fiyatları yukarı doğru itiyor.

“Hashrate Savaşları” ise kimin Bitcoin madenciliği alanında ne kadar yeri olacak mücadelesi. Cambridge Üniversitesi’nde yayınlanan verilere göre Çin’de konuşlu madencilik firmaları toplam Bitcoin hash rate’inin %65,08’ini üretiyor. ABD’de yer alan girişimcilerin payı %7,24, Rusların payı %6,9, Kazakistan’ın %6,17, Malezya’nın %4,33 ve İran’ın %3,82. Kanada, Almanya ve Norveç’in payları %1’in altında. Onların ardından gelen Venezuela’nın bile hash rate’de %0,42 payı var. Belarus, Ukrayna ve benzeri nükleer enerji fazlası olan yeni oyuncular da sırada.

Türkiye enerji fazlası olan bir ülke değil. Bu nedenle hemen Bitcoin madenciliği yapılması mantıksız gibi görülebilir. Ancak hash rate’de şu an en büyük paya sahip olan Çin’de de enerji fazlası yok. Çin dünyanın en büyük enerji ithalatçılarından biri. Türkiye’deki firmalar da yurt dışından ucuz enerji temin edip Bitcoin üretmek için teşvik edilebilir. Bitcoin fiyatı madencilik maliyetinin üzerinde kaldığı sürece bu girişimciler için karlı bir iş Türkiye için bir döviz kazanma kapısı olacaktır. Dolar basamayız ama Bitcoin üretebiliriz. Türkiye’de üretilen Bitcoinler İran’nın yaptığı gibi Merkez Bankası rezervlerine de eklenebilir. Altın madenciliğinde de benzer yöntem uyguluyoruz.

Dolar yerine Bitcoin ile rezerv tutma hem şirketler hem de devletler için geç kalınacak bir konu değildir. Üstelik arada yaşanan büyük düşüşlere rağmen. Hemen bir örnek: Türkiye 2017 yıl başında döviz rezervinin sadece %2,72’sini oluşturan 2,5 milyar doları Bitcoin’e çevirseydi, arada yaşanan %80’den fazla çöküşe rağmen, bugün 90 milyar dolar kar etmiş olacaktı. Citibank’ın 2021 sonu için yaptığı 318.000 dolarlık Bitcoin fiyat tahmini gerçekleşirse de kâr 792,5 milyar dolara yükselecekti!

Bitcoin iş kanıtı (proof of work – POW) ile çalışan bir teknolojidir. Yüksek düzeyde enerji harcayarak sistemin bütünlüğünü ve güvenliğini sağlar. Yani Bitcoin üretimi ciddi enerji gerektirir. Ancak yüksek miktarda enerji harcamayan, yeni model blockzincir ve kriptoparalar da geliştiriliyor. Bu sistemler pay kanıtı (proof of stake – POS) ile çalışır. Yani kriptopara üretimi enerji sarfiyatı ile değil sisteme yatırım yapılarak, sistemden pay satın alarak gerçekleştirilir. Bir önceki yazıda Türkiye’nin herkesten önce Merkez Bankası rezervlerinin küçük bir kısmını POS sistemlere çevirerek büyük avantaj elde edebileceğini belirtmiştim. Gelin şimdi bu senaryoda neler olabileceğini tartışalım:

POW sistemler için “Enerji harcamak mantıksız çünkü enerji açığımız var” iddiası gibi POS sistemler için de “Net döviz rezervimiz ekside, bürüt döviz rezervimiz zaten çok az; nasıl POS sistemlerden pay alalım” görüşü öne sürülebilir. Bu önerme ilk bakışta doğruymuş gibi de görünebilir. Bakalım ne kadar doğru ne kadar mantıklı?

Bitcoin’den sonra piyasa değeri olarak en büyük kripto para birimi olan Ethereum, POW’dan POS’a geçiyor. Şimdi bir düşünce deneyi yapalım. Deneyimizde Ethereum ilk çıktığından bu yana bir POS sistemi ve kriptoparası olsun. Bundan 3 yıl önce tam 5 Şubat 2017’de Ethereum fiyatı 11,35 dolardı. Yaklaşık 11 ay sonra Ocak 2018’de Ethereum 1417 dolar ile 2017-18 yükseliş sezonu rekoruna ulaştı. Yani o yükseliş sezonunda 1 yıldan kısa sürede 124,8 kat artış gösterdi.

Eğer Türkiye döviz rezervlerinin sadece 1 milyar dolarını Şubat 2017’de POS bir Ethereum’a çevirseydi hem sistemde Ethereum üreticisi haline gelirdi hem de 1 yıldan az sürede 123,8 milyar dolar kar ederdi. Yani o dönemin tüm döviz rezervlerinden daha fazla para kazanırdı. Ancak düşünce deneyimiz işte bu noktada geçersiz hale geliyor. Çünkü zaten 5 Şubat 2017’de tüm Ethereumların piyasa değeri sadece 1 milyar dolardı.

Zaten hem Bitcoin hem de Ethereum için verdiğimiz örnekler geriye dönük olarak işliyor. Yani “Halamın bıyıkları olsa amcam olurdu” tarzı örnekler. Bu örneklerde POW bir sistem olan Bitcoin’de fırsatı kaçırdığımızı; POS olduğunu hayal ettiğimiz Ethereum’da ise zaten fırsatın hemen hiç var olmadığını gördük. Ümitlerimiz tükendi mi? Hayır! Günümüze geldiğimizde belki de en iyi fırsatlar hâlâ önümüzde. Nasıl mı?

Günümüzde Ethereum’a rakip POS sistemi ile çalışan bir sürü proje var. Ve bunların birçoğu Ethereum’un Şubat 2017’de olduğu konum ya da fiyatlarda. Türkiye’nin toplam döviz rezervleri 4 Şubat itibariyle 95,5 milyar dolar. Bu miktarın sadece 1 milyar dolarını yani %1,05’ini anlattığımız POS projelerden 10 tanesine çevirebilir. 2017’deki Ethereum ile benzer performans göstereceklerini düşünürsek Türkiye gibi bir ülke 1 yıldan az bir zamanda bu işlemden 120 milyar dolardan fazla gelir elde edebilir. Ayrıca hiç enerji harcamadan hiç yeni altyapı vb yatırım yapmadan tüm bu POS kriptoparaların aynı zamanda üreticisi haline gelir.

Muhtemelen bu yükseliş sezonundan sonra bir düşüş sezonu gelecek. Türkiye bu düşüş sezonunu umursamayıp POS kriptopara üretimine devam edebilir. Böylece 2024-2025’te başlayacak yeni yükseliş sezonunda gelirini büyük olasılıkla en az 200-300 milyar dolara yükseltebilir.

Böylece dünyanın geleceğini belirleyecek blockzincir-DLT alanında çok stratejik bir konum elde edilir ve ekonomiyi baştan yenileyip ülkeyi bilgi toplumuna taşıyacak finansal kaynak oluşturulabilir. Bu yazıyı tarihe not olarak düşelim. Bakalım önümüzdeki ay ve yıllarda teorimiz geçerli olacak mı?

Şimdi söyleyin bakalım: Türkiye hangi 10 POS projesine yatırım yapsın?

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Diğer 1.041 kişiye katılın ve bugün bizimle kripto para yolculuğunuza başlayın.

Asla istenmeyen posta göndermeyeceğiz ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayacağız.

Erkan Öz

Erkan Öz, Siyaset Bilimi ve Gazetecilik eğitimi almasının ardından İHA’da habercilik hayatına başladı. Daha sonra aralarında the Wall Street Journal, Dow Jones Newswires, Al Jazeera ve DHA’nın da bulunduğu ulusal ve uluslararası yayın organlarında teknolojinin dünya ekonomisi üzerinde yaptığı etkileri inceleyen çalışmaları ile tanındı. Öz, 2013 ve 2014’te 2020 Yeni Ekonomi ve Büyük Finansal Tufan isimli iki adet de kitap kaleme aldı. Erkan Öz kitaplarında dünya para sisteminin büyük bir değişime uğrayacağını ve başta Bitcoin olmak üzere kripto paraların yeni küresel para düzeninde çok önemli bir yer edineceğini vurguladı.

https://www.btchaber.com/

“Hashrate Savaşları ve POS Kriptoparalar” için 5 cevap

  1. Tuğhan dedi ki:

    Kesinlikle Avax (Avalanche)

  2. sinem dedi ki:

    avax a katılıyorum. vizyoner ve cesaretli hamlelere karar verilebilir olmalı. yazınızın tavrı gibi 🙂

  3. Mete dedi ki:

    Tek bir pos değil.
    Polkadot, Algorand, Avax ve Iota.

    Bu 4’ü ?

  4. ömer ş. dedi ki:

    Kesinlikle uzun soluklu ve DeFi alanında rakipsiz olan Avalanche platformuna yatırım ve hatta katkı yapılmalı. Bizzat TCMB nin platforma yeni projeler üreterek desteklemesi ise tadından yenmeyecek bir tablo oluşturur. Sadece biraz araştırma ve vizyon gerek bunun için. Umarım Naci Ağbal blokchain konusunda bilgili bir kişidir.

  5. sedat özlü dedi ki:

    en çok güvenilir bulduğum avalanche

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 270.160,04 TL 1,63%
ethereum
Ethereum (ETH) 16.056,19 TL 2,49%
tether
Tether (USDT) 8,53 TL 0,02%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 2.559,79 TL 3,78%
cardano
Cardano (ADA) 9,98 TL 4,13%
xrp
XRP (XRP) 4,98 TL 3,68%
usd-coin
USD Coin (USDC) 8,53 TL 0,11%
dogecoin
Dogecoin (DOGE) 1,50 TL 2,01%
polkadot
Polkadot (DOT) 103,27 TL 5,32%
binance-usd
Binance USD (BUSD) 8,53 TL 0,29%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap