EY’nin Blokzinciri ile İlgili Görüşleri…

eynin blokzinciri ile ilgili gorusleri

Dünyada şu aralar Bitcoin’in fiyatının yüksek seyretmesi ile birlikte yeniden blokzinciri konuşulmaya başladı. Bu da havalar gibi oldu, hava yağmurlu ise birden her şey duruyor, hava güneşli olursa blokzinciri birden akıllara geliyor… Oysaki teknolojik tarafta altyapı çalışmaları hiç hız kesmeden sürmekte. İşte size bu yazıda önemli bir örnek anlatacağım. Eskiden Ernst & Young diye bildiğimiz kuruluşun blokzinciri teknolojisi konusundaki duruşundan örnekler sergileyeceğim.

Yeni yıla girmemiz ile birlikte beni şaşırtan bir gelişme oldu: Ernst & Young (artık kendisini EY diye anıyor) firması 2020 ile birlikte blokzinciri teknolojisine müthiş bir destek verdiğini ilan etti. Sene başında epeyce bir PR yaparak dünya medyasında yazılar yayınladılar, ya da yayınlattılar. Bu yazılarda işlenen temel konu, EY’nin net ve ciddi bir şekilde blokzincirine yatırım yapmakta olduğu idi.

Bilmeyenler olabilir, EY’nin kim olduğunu anlatayım: Dünyadaki büyük şirketlere, muhasebe denetimi başta olmak üzere tüm mali konularda danışmanlık veren ve “Big Four”, yani “Büyük Dörtler” diye anılan bir grup şirket vardır. Bunlar, daha önceden Enron skandalı ile ismi kirlenen ve sonra batan Arthur Andersen de grubun üyesi iken Big Five diye anılırlardı, artık sayı bir azaldı, Big Four deniliyor.

Diğerleri de şunlar: Deloitte (yıllık cirosu 2019’da 46 milyar dolar), PwC, yani Price Waterhouse Coopers (2019 cirosu 42,5 milyar $), EY yani eskiden bilinen adıyla Ernst & Young (36,5 milyar dolar) ve son olarak da KPMG (30 milyar dolar).

Bildiğiniz gibi blokzincirinin bir diğer adı da “dağıtık muhasebe sistemi” ya da “dağıtık defter-i kebir”. Defter-i Kebir (Büyük Defter) tabiri, ülkemizde muhasebe kayıtlarının tutulduğu büyük boydaki defterler için kullanılan eski bir tabir. Demek ki blokzinciri aslında bir muhasebe kayıt teknolojisi. Bazı yerlerde “üçüncü kayıt muhasebe” de denilmekte, ama bu sizi yanıltmasın: bu tabirin varlık sebebi, 1400’lü yıllardan bu yana dünya üzerinde kullanılan muhasebe standardının adının “çift kayıt muhasebe” olmasından ve blokzincirinin, ticari iş yapan iki firmanın ortasında üçüncü bir kayıt oluşturmasından kaynaklanıyor. Bugüne kadar ticari ilişki içerisinde olan şirketler, kendi başlarına defterlerini tutarlar ve kanuni bir gereksinim ortaya çıktığında, mesela vergi denetimi olduğunda, ilişki içindeki iki firmanın defterleri kıyaslamalı olarak incelenirdi.

Oysa şimdi, blokzinciri protokolü, ki yakında bir internet protokolü olup katmanlar arasındaki yerini alacaktır, ticari ilişkileri olan şirketleri ya da kişileri, onların tuttuğu kayıtlardan farklı olarak, inkâr edilmez matematik ispatlarla bezeli bir şekilde üçüncü ve ortak bir veri tabanında bağımsız olarak kaydetmektedir. Adeta, 1400’lerden bu yana hep gerekmiş olan mali denetim (audit) kurumunun gerekliliğini ortadan kaldırdı. İşte bu acayip duruma bakıp da bugüne kadar çok derin bir şey söylememiş olan rakiplerinin aksine, EY şirketi, sene başından beri net bir pozisyon almış durumda.

EY’den seçmeler

EY’nin ortağı ve blokzinciri yöneticisi Paul Brody’nin Linkedin ve kendi sitelerindeki bazı yazılarından birkaç alıntı yaptım. Aşağıda bu alıntılardan yaptığım (Google destekli) çevirilerden bir potpuriyi sunuyorum:

“Bugün, çoğu şirket hala ticari işlemlerini yönetmek için e-postayla gönderilen Excel tabloları gibi noktadan noktaya mesajlaşmaya güveniyor. Blokzincirleri ise, şirketler arasında koordinasyonu sağlamayı vaat ederek hem gerçek veriler hem de iş mantığının bir ekosistem genelinde standart, yapılandırılmış ve güvenli bir şekilde paylaşılmasını sağlamaktalar. Bununla birlikte, şimdiye kadar, işletmeler kendilerini bu teknolojinin basitleştirilmiş bir başlangıç ​​modeliyle sınırladılar ve bu yaklaşımın da kısıtlamaları artık görülmeye başlandı.

Bitcoin ve Ethereum gibi genel blokzincirleri bir teknoloji devrimine neden oldu, ancak bunların ilk sürümleri işlem gizliliğini desteklemiyordu. Bunu düzeltmek için, merkezi olarak kontrol edilen özel blokzincirler (private blockchains) geliştirildi ve işlemleri doğrulamak için merkezi bir makam atayarak işlem verilerinde gizliliği sağlandı. Böylece şirketlerin, gizli verilerinin ifşa edilmesi korkusu olmadan blokzincir dünyasına ayak uydurmaları mümkün oldu. Ancak bu yaklaşımın sınırlamaları artık bariz şekilde ortaya çıktı: Blokzinciri teknolojisinin öncelikli değer teklifi gayri merkezi doğası ise, bunun merkezi bir versiyonunu oluşturmak manalı olmayabilir. Kasım 2019’da EY adına Forrester Danışmanlık Şirketi tarafından yürütülen bir komisyon çalışması olan “Genel Blokzincirler Ufukta Göründü” adlı rapor, bize özel blokzincirleri döneminin sona ereceğini gösteriyor”.

Blokzinciri inovasyonu dünyasında en acil soru, kendi blokzincirinizi mi başlatıyorsunuz yoksa başka biri tarafından başlatılan bir ağa mı katılıyorsunuz? Tahmin etmişsinizdir, şimdiye kadar tercih edilen şuydu: bir konsorsiyuma veya başka birinin ağına katılmak isteyen her kuruluş kalkıp önce kendi özel ağını kurmaya kalktı. Burada yaygın bir ağ etkisi için fazla umut yok haliyle”.

Genel blokzinciri ağlarının değeri

 “Blokzincirleri, çoğu ağ teknolojisi gibi doğal tekellerdir. Ne kadar çok kullanıcıya sahip olurlarsa, o kadar yararlı olurlar ve bir egemenlik pozisyonuna ulaştıklarında, üyelerinden agresif bir şekilde “kiralar” almaya başlarlar. Birçok tüketici uygulamasında bu modeli gördükten sonra, EY olarak bizler, çoğu işletmenin B2B alanında güçlü bir özel blokzinciri tekeli ile karşı karşıya kalmak yerine, eski klasik araçlarına bağlı kalmayı tercih edeceğine inanıyoruz. (Yazarın notu: Burada gelecekteki potansiyel blokzinciri tekelleri olarak Facebook ve Google’ın da kastedilmiş olduğunu düşünüyorum.)

Ethereum gibi genel (public) blokzincirler, kurumsal kullanıcılar için daha iyi bir seçim sunar. Tekele benzer bir ağ hakimiyeti elde etseler bile, aşırı kar elde etmek üzere ağı manipüle eden merkezi bir varlık ortada yoktur, sadece rakip hizmet sağlayıcılarının oluşturduğu bir ekosistem söz konusudur.

Bu avantaja rağmen, Ethereum’un faydaları konusunda belirgin bir farkındalık eksikliği var ve bunun üstesinden gelinmesi gerekiyor. Aslında, Devcon 5 Ethereum konferansı sırasında özel bir blokzinciri geliştiricileri, araştırmacıları ve uzmanları anketi yapıldı. Bu anket, katılımcıların %90’ının, genel halkın Ethereum’un amacını anladığına inanmadıkları sonucunu buldu. Katılımcılar arasında, Ethereum’un geleceğine inandıklarını söyleyenlerin yüzdesi ise %60”.

Burada tekrar sazı elime alayım ve Brody’nin bu gözleminin bizim ülkemizde de son yıllarda yaşadığımız deneyimlerle bire bir uyumlu olduğunu vurgulayayım. Ayrıca EY’nin bu kadar keskin bir şekilde “private” yerine “public” blokzinciri kullanmamız lazımdır diye vurgu yapması tarihi öneme sahip bence. Buna şu noktada kayıt düşüyorum.

Paul Brody’nin sabit akçeler (stable coins) hakkındaki düşünceleri:

Paul Brody
EY Global Blockchain Leader

“Sabit akçeleri yönetmeye gelince; büyük ölçekli varlıkların (asset’lerin) blokzincirler kullanılarak gerçek dünya ile aralarında bağlantı kurulmasının ilk örneklerinin yapıldığını görüyoruz. Özellikle, blokzincirindeki varlıkların zincir dışı bir finansal kurumdaki varlıklarla eşleştirildiğinden emin olmak, ama AYNI ZAMANDA bu varlıkların başka herhangi bir yere mükerrer taahhüt edilmemiş olduğunu bilmek çok önemlidir”.

Sabit akçelerin önemine vurgu yaparken Brody, çok ilginç bir noktayı vurguluyor! Mesela hisse senetleri için bir blokzinciri sistemi kuracaksanız, burada mükerrer kayıt oluşmamasına dikkat edilmesi lazım diyor. Zira şu anda özellikle Amerika’daki mali kayıtların tutulduğu firmalarda mükerrer varlık kayıtları olduğunu ifşa eden pek çok kaynak var. Demek ki bu kaynakların söylediklerinde gerçek payı var. Bizde ise bu kayıtlar Borsa İstanbul bünyesinde, merkezi ve çok iyi korunan bir veri tabanında tutuluyor.

ERP’ler tedarik zincirleri ve blokzinciri…

Ve son olarak Paul Brody’nin asıl güçlü tarafı olduğunu anladığım ERP yazılımları açısından blokzinciri teknolojisinin gücünü vurguladığı paragraf:

“Neredeyse tüm dünyanın önde gelen şirketleri ERP (entegre muhasebe) ve tedarik zinciri yönetim yazılımları işleterek varlıklarını uçtan uca tüm yolculuklarında takip ediyor.

Bununla birlikte, dijital altyapıya rağmen çoğu şirket, ürünlerinin herhangi bir anda nerede olduğu konusunda sadece sınırlı bir görünürlük ve veriye sahip. Neden? Suçlu genellikle işletmelerdeki sistemler ile işletme sınırları arasındaki analog boşluklardır. Örneğin, üretim dijital olarak kaydedilebilir, ancak nakliyeye taşındığı anda, irsaliye için bir bilgisayar çıktısından biraz daha fazlası olan basit bir PDF belgesi oluşturulur.

Sadece blokzinciri teknolojisi ile şirketler, tedarik zinciri yönetimine ekosistem düzeyinde yaklaşımlarını yeniden oluşturabilir ve iç görü adalarından (islands of insight) entegre bir küresel görünüme geçebilirler”. :))

İç görü adaları sözünüzü sevdim Bay Brody. Hepinize iyi haftalar.

Cemil Şinasi Türün

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, 2017'de Bilgi Üniversitesi'nde vermeye başladığı "Blokzincirleri ve Kriptoparalar" konulu dersini 2020 başından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte.
https://cemilturun.medium.com/

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoin
Bitcoin (BTC) 406.190,61 TL 0,45%
ethereum
Ethereum (ETH) 30.102,78 TL 2,05%
cardano
Cardano (ADA) 20,52 TL 1,95%
tether
Tether (USDT) 8,44 TL 0,22%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 3.574,43 TL 2,00%
xrp
XRP (XRP) 9,29 TL 1,89%
solana
Solana (SOL) 1.260,14 TL 5,85%
polkadot
Polkadot (DOT) 309,51 TL 2,07%
dogecoin
Dogecoin (DOGE) 2,17 TL 4,65%
usd-coin
USD Coin (USDC) 8,44 TL 0,05%
Copy link
Powered by Social Snap