Dünyanın Zor Problemleri ve Blokzinciri

Abone Ol:google-news
0
10/11/2020

Bu haftaki yazımda dünyanın en zor problemlerine bakacağım ve bunların çözümü için blokzinciri teknolojisi nasıl kullanılabilir bunu sorgulayacağım.

Dünyanın en zor üç problemi nedir diye bana soran olsa ne cevap verirdim?  Düşünüp şu aşağıdaki sıralamayı yaptım:

  1. Atmosferimizdeki karbondioksit ve metan gazlarının yüzdesini yükselten, dolayısıyla ekolojik hayata (bitki, hayvan ve insan) geri dönülmez zararlar veren fosil yakıtların enerji kaynağı olarak dünyanın her tarafında kullanılmaya devam etmesi. (Bu konuda yakın zamanda Netflix’de güzel bir belgesel yayınlandı: “David Attenbrough ile Gezegenimizden Bir Yaşam”, izlemenizi tavsiye ederim.) Bu sorunu başka şekilde şöyle de ifade edebilirim: Sınırlı doğal kaynaklarımız olmasına rağmen, sanki sınırsızmışçasına, hesapsızca tüm doğal kaynakların bazı tekellerin güdümünde hızla bitirilmekte olması.
  2. İnsanlar arasında eşitsizliğe ve yoksulluğa yol açan bir kaynak kısıtlılığı. Yani dünya kaynaklarının kullandırılmasında insanlara eşit değer ve fırsat verilmiyor olması. Burada da, sanki birinci maddedeki sorunun tersini görmekteyiz: Sınırlı doğal kaynaklarımız hesapsızca israf edilirken, o kaynaklar küçük bir zümrenin insaf ve denetiminde dağıtılıyor.
  3. Üçüncü sırada gördüğüm sorun ise temel sorunların ortak kaynağını göremememiz ve insanlık olarak kolaylıkla kandırılabilmemiz. Amaç ve anlam kayması yaşadığımız bir dünyadayız. İlk iki maddede yazdığım temel sorunlar üzerinde bile mutabakat sağlayamıyoruz. Kafalarımız fena karıştırılmış durumda.

Tüm bu sorunların kaynağını başka yerlerde hatta en kötüsü kendi içimizde aramaktayız. Oysa ki hemen tüm esaslı sorunlarımızın kaynağı aynı: Merkezi tekelci yapıların tüm kaynakların üzerine çökmüş olmaları ve bu durumu gizleyecek şekilde planlı ve yüksek bütçeli dezenformasyon kampanyaları yapmaları.

Tüm Bu Sorunların Asıl Kaynağı Ne?

Makro olarak baktığımızda tüm esaslı sorunlarımızın kaynağı, “merkeziyetçilik” ve merkezi olarak herşeyi idare edebileceğine kendileri inanan daha fenası bizi de inandırmış olan bir grup insanın varlığı. Bu az sayıda kişi, dünyada kullandığımız tüm parayı da tüm enerji kaynaklarını, ayrıca sosyal ağlar ve internet yardımıyla bir süredir bize ait olan tüm bilgileri de küçük bir ağ içinde tekelleştiriyor ve bize geri satıyorlar. Sonra da ele geçirdikleri, gaspettikleri maddi ve bilgisel kaynakları dünyanın geri kalan insanlarına, kuralları ve yöntemleri şeffaf olmayan bir biçimde kullandırıyorlar.

Birinci maddedeki sorunun kaynağı ne örneğin? Kullandığımız enerjinin yeryüzüne çıkarılması ve insanlara kullandırılması ile ilgili dünyada merkezi bir tekelin varlığı ve bu tekelin elinde muazzam güç ve kaynak olması. Tekel dediğimde, duopoly veya oligopoly formlarında da olsa, küçük bir zümrenin tekelinin söz konusu olduğunu ifade etmek istiyorum. Sadece bir şirket veya kurum olmayabilir, ama çıkarları aynı tarafta olan bir grup insanın tekelleşmesi ve anlaşması söz konusu. Dünyada dönen yıllık ekonomik aktivitenin yaklaşık yarısı enerjiye harcanıyor. Dolayısıyla burada da merkezi bir şekilde “basılan” para söz konusu. Yer altından çıkarılan petrol ve gaz kaynakları küçük bir zümre tarafından kontrol edilmekte ve bunların değeri de yine aynı zümreye çalışan kişilerce belirlenmekte. Örneğin, 10 dolara maledilen bir varil petrol 70 dolardan satıldığında, aradaki fahiş fark, yani varil başına 60 dolar karşılıksız olarak para basmaya denk gelen bir aktiviteye dönüşüyor.

İkinci maddedeki sorunun, yani eşitsizliğin kaynağı da yine merkezi olarak kredi ve paranın yaratılması tekelinin küçük bir grubun elinde olması ve kuralların şeffaf olmayan bir şekilde işlemesi. Benim için dünyanın en önemli meseleleri işte bunlarla başlıyor. Bunların arkasından gelenler de aslında bağımsız vektörler değil, yine bu üç temel sorunun doğrudan ya da dolaylı türevleri. Mesela ahlak bozulması, mesela yoksulluk, ya da sağlık problemleri. Tüm dünyanın temel sorunlarından birisi olan ahlaki bozulmaya, insanlık olarak ahlakımızın bozulmasına en çok hizmet eden şeylerin, yine parasal ve ekonomik meselelerin alt kümeleri olduğu görülebilir.

Üçüncü sıraya koyduğum sorun olan, bizlerin kitlesel olarak uyutulması da zorunlu olarak merkezi yapının kaynak ve düşünce harcaması gereken önemli bir işleri. Stratejik bir konu bu ve emin olun bizler ayrık otlar gibi dururken karşımızda çok örgütlü ve birlikte hareket eden akıllı medya sihirbazları ve askeri-sivil strateji uzmanları var. Bunlara karşı kendimizi nasıl koruyacağız?

Eskiden bu sorunların kaynağını çeşitli -izm’lerle açıklamaya çalışıyordum, örneğin kapitalizm ya da neoliberalizm gibi kavramlarla anlatmaya çalışıyordum. Şimdi bundan vazgeçtim. Z kuşağı ve Millenial dediğimiz gençler olayları zaten bu eski kavramlarla anlamıyorlar, ve bence sorunları öncelikle onların anlaması gerekiyor.

Tüm Bu Sorunlar Nasıl Çözümlenecek?

Her ülkeden her insan kendince bu sorunları düşünebilir ve çözüm önerileri getirmeye çalışabilir, bunda da fırsat eşitliği olması gerektiğine inanıyorum. Her şeyden önce cesur insanların bu sorunları çözebileceğine inanıyorum. Cesaret burada çok lüzumlu bir akçe.

Teknoloji olarak ise blokzinciri ve interneti görüyorum. Sadece blokzinciri yazmadım, çünkü bakıyorum çevremdeki insanlar blokzinciri tabirini sanki olan bitenden bağımsız, internet ağından başka bir gelişmeymiş gibi algılıyorlar. Oysa ki blokzinciri internet devriminin olağan devamı niteliğinde.

Birinci sorun örneğin, enerjinin merkezi olmayan üretme biçimlerinin yaygınlaştırılması ile çözülecek. Bedava güneş enerjimiz ve bol bol rüzgar enerjimiz ve çeşit türlü biyoenerji üretim biçimlerimiz var. Bolluk içindeyiz, enerji bolluğu içinde yüzüyoruz! Ama merkezci globalist tekel, bu bedava kaynakları yaygın bir şekilde kullanmamızı engellemek için her yıl milyarlarca dolar harcıyor.

Mesela, inovasyonu daha küçük bir firma boyutunda iken satın alıp öldürüyorlar. Petrol ve gazın alternatif doğal enerji kaynaklarından daha ucuz olduğuna bizi inandırmışlar örneğin! Nasıl olur da inanırız? Yapılan pahalı kampanyalar sonucunda çevremizde çok fazla bilgi kirliliği olduğunu söylemeliyim.

Yukarıdaki üçüncü maddeye tekrar dikkatinizi çekerim, eğer içinizde en ufak bir şüphe varsa emin olun bunu birileri istikrarlı bir şekilde ve stratejik olarak oraya yerleştirdi. Sorun onlara, ucuzluğu ve pahalılığı nasıl hesaplıyorsunuz diye. Yarınımızı satanlara yok ettikleri doğayı kaç dolar olarak hesaba kattınız diye sorun.

Sorunlar Kişisel Anahtarlarımızla Çözülecek!

Arkadaşlarım bana ütopyacı diyorlar, zira ben sürekli bu sorunların blokzinciri-internet kullanarak çözülebileceğimizi iddia ediyorum. Aklını ve ahlakını çok sevdiğim, çok değer verdiğim üniversite arkadaşım Prof. Dr. Cem Say, yazdığı son kitabında şöyle demiş:

“Blokzinciri mantığını ilk öğrendiğimde aklıma ilk gelen soru, insanlığın bu devrimci fikre hazır olup olmadığı idi. Merkez bankalarının devreden çıkmasına hazır mıyız? Gizli anahtarınızı (birkaç yüz harften oluşan karışık bir diziyi) yazdığınız kağıdı veya diski kaybederseniz paranızın uçup gitmesi, başvurabileceğimiz bir merciin olmaması kabul edebileceğiniz bir risk midir? Devletler kayıt tutma tekellerini gönül rızasıyla bırakırlar mı? Zaman gösterecek.” – 1

Bu paragrafından arkadaşımın merkez bankalarının devreden çıkmasına hazır olmadığımızı düşündüğü, devletlerin kayıt tutma tekellerini gönül rızasıyla bırakmalarına çok ihtimal vermediğini anlıyorum. İşte bu bir örnek: Pek çok akıllı arkadaşımdan sürekli duyageldiğim düşüncelere sadece bir örnek.

Biz insanların, birkaç yüz harften oluşan bir sayı dizisini saklamayı beceremediğimiz için doğanın yok olmasına, küçük bir zümrenin üzerimizde baskı kurmasına, parayı merkezde basmalarına razı gelmemiz gerekiyor mu gerçekten? Burada Cem’in belki de bilinç altına dokunarak yakaladığını düşündüğüm bir ikilem var: Arkadaşım çok zeki bir bilim insanı olduğu için, ütopik gibi gelen bir paragrafın içerisinde, meselenin aslında kişisel anahtarımızı saklama basitliğine indirgenebileceğine de işaret etmiş. Eğer kamusal blokzinciri sistemlerimizi inşa edip, insanlara kişisel anahtarlarını kaybetmeden kullandırmayı başarırsak, merkezi tekellerin zincirini kırabileceğimizi söylüyor aslında. Devletlerin hiçbir şeyi bizlere gönül rızasıyla bırakmayacakları ortada, devletlerden kimse bunu beklemiyor zaten.

Sonuç:

Blokzinciri/internet üzerinde işleyecek merkezsiz sistemleri bizler, teknik ve analitik insanlar halihazırda kurmaktayız. Dünya insanlarına düşen ise sadece kişisel anahtarlarını saklayabilme yeteneği olacak. Bunu da onlara öğretebiliriz sanıyorum.

1: Kaynak: Yeni Dünya, Yeni Ağ, sayfa 165. yazarı Cem Say, Destek Yayınları, Mayıs 2020.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Diğer 96 kişiye katılın ve bugün bizimle kripto para yolculuğunuza başlayın.

Asla istenmeyen posta göndermeyeceğiz ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayacağız.

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, Türkiye Bankalar Birliği’nin resmi blokzincir eğitmeni olmakla birlikte Bilgi Üniversitesi’nde “Blockchain & Cryptocurrencies” dersleri vermeye devam ediyor.

https://www.btchaber.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 141.655,08 TL 6,08%
ethereum
Ethereum (ETH) 4.313,45 TL 7,11%
ripple
XRP (XRP) 4,87 TL 11,31%
tether
Tether (USDT) 7,81 TL 0,22%
chainlink
Chainlink (LINK) 103,70 TL 5,60%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 2.188,29 TL 4,75%
cardano
Cardano (ADA) 1,27 TL 9,70%
litecoin
Litecoin (LTC) 595,39 TL 7,39%
polkadot
Polkadot (DOT) 39,07 TL 5,26%
binancecoin
Binance Coin (BNB) 232,33 TL 4,34%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap