Bitcoin ve Revizyonist Savrulmalar Üzerine

Abone Ol:google-news

Düşünce tarihi bize,  çeşitlilik sunma iddiası ile ortaya çıkan fraksiyonların devrimsel bir düşüncenin özünü gölgelemek, sinsice temellerini sarsmak ve devinim gücünü kısıtlamak adına en tehlikeli kırılmalar olduğunu göstermiştir.

Tam anlamıyla görüş ayrılığından ziyade bir tür düşünsel revizyonizmdir bu.

Fikrin temeline sadık kalır gibi gözükürken zaman zaman biraz da farkında olmadan hoyrat meydan okumalar içerir.

Fraksiyonlar varlık sebeplerinin orijinal fikir olduğunu unutur ve bu fikri ayakta tutan sütunlara vurduğu darbeler ile sembolize ettiği devrimsel yaklaşımın tam zıttında ellerini ovuşturarak bekleyen “karşı devrimci” odağa bilinçli ya da bilinçsizce hizmet eder.

Fraksiyonel kopuş Frankfurt Okulu ile tarih sahnesinde yerini alan “Eleştirel Teori”den farklıdır.

Zira eleştiri, orijinal fikri tartarak olumlu yönde dönüştürme üzerine kafa yormayı merkeze koyarken, fraksiyon, bir statükonun ortaya atılmış olan devrimsel düşünce içerisinde nasıl eritilebileceği tartışmasını masaya getirir.

Keskin uçları törpüleyerek normalleştirme gayretine girer. Tam da bu özelliği itibarıyla tehlikelidir.

Durum her düşünsel yenilik için ne ise kripto para fikri için de odur.

Önceki yazıda kripto para fikrinin arka planı ve tarihçesi hakkında bilgi vermeye çalışmış, merkezi otoriteye karşı hak ve özgürlüklerini savunmak üzere yola çıkan bireylerin yüzyıllara yayılan hikayesinden bahsederken, bu kazanımların finansal anlamda ne tür yansımaları olması gerektiğine dair Avusturya Ekolü gibi düşünce gruplarının geliştirdiği teorileri anlatmıştık.

Bitcoin(ve kripto paralar), teknolojinin de olanak sağlar hale gelmesi ile kolektif ve tarihsel finansal özgürlük fikrinin vücut bulmuş şekli olarak yaklaşık 10 yıl evvel karşımıza çıktı.

O tarihten bu yana Bitcoin başta olmak üzere kripto paraların ilgi görmesinin sebebi dağıtık temelde, geri döndürülemez parasal işlemlere ev sahipliği yapan bir network oluşturması ve yarı anonim olma özelliği ile kişiye özel gizlilik ve özgürlük sağlaması oldu.

Kripto anarşistler, liberaller, “2008 Ekonomik Krizi”nde canı yananlar ve benzer felaketlerin kurbanı olmaktan çekinen kitleler nihayet kendilerini özgür ve güvende hissedebilecekleri bir araca kavuşmuşlardı. Kripto paralar aracılığı ile birikimlerini kendilerine ait bir saklama alanında muhafaza edebilecek ve oluşması muhtemel yeni bir finansal krizde yatırımlarını koruyabileceklerdi.

Bitcoin’in tüm dünyada bu denli ilgi görmesinin sebebi bu ürünü oluşturan fikirlere uzun yıllar boyunca özlem duyulmuş olmasıydı.

Bir başka erdem “açık kaynak koduna sahip olma” özelliği Bitcoin’e yeni alternatiflerin oluşmaya başlamasına da imkân sağladı. Daha hızlı, daha anonim olma iddiaları ile kodlanan çeşitli kripto paralar piyasada hızlı yerini aldı.

Bu noktada hangi kripto paranın teknik özelliklerine göre Bitcoin’e kıyasla daha efektif(hız, ölçeklendirme, transferde ücretlendirme vb.) olmasına rağmen Bitcoin’in akla gelen ilk tercih olması konusuna girmeyeceğiz.

Zira “schelling noktası” ve oyun teorisi dinamikleri derinlemesine ayrıca kaleme alınması gereken bir konu. Fakat kripto para piyasasının çeşitli ihtiyaçlara yönelik alternatifler oluşturduğu bir gerçek.

Diğer taraftan Bitcoin belli tarihlerde çetin tartışmalara da konu oldu. İşin meraklısı birçok kişi tarafından yakın takip edildiği üzere örneğin mevcut ölçeklendirme limitinin Bitcoin’i işlevsel olmaktan uzaklaştırdığı düşüncesi, topluluğun ayrılmasına ve sert çatallanma(hard fork) yolu ile yeni Bitcoin zincirlerinin oluşmasına sebep oldu.

Ancak günün sonunda bu ayrışmalar fikrin özündeki taahhüdün yerine getirilmesine yönelik “Eleştirel Teori” kapsamında değerlendirilebilecek hareketler olarak kaldı ve bu hareketlerin amacı hiçbir zaman Bitcoin’i ve temsil ettiği finansal özgürlük fikrini zedelemek olmadı.

Gelinen noktada zaman zaman karşılaştığımız ve bu yazının işaret etmek istediği şey ise Bitcoin’i evcilleştirme niyetleri.

Evcilleştirme ile kastedilen fiyat/değer bağımsız, temsil edilen fikirlerin karşısında duran ve finansal özgürlük fikri ile tümüyle çelişebilecek figürleri kıyısından resme dahil etme niyeti. Bu figürleri merkezi, finansal korumacı ve hatta otoriter yönetim anlayışları şeklinde tanımlayabiliriz.

Kişi bu sarmala girdiği andan itibaren Bitcoin’i önceler gibi gözüküyor olsa bile, merkezi bir yönetimin Bitcoin’i çeşitli yollar ile himayesine alarak tekelleştirmesi (ve dolayısıyla fiyatı speküle edebilir hale getirmesi) riskini gözlerden belki de kasıtlı şekilde kaçırır hale gelir.

Ya kripto paranın özgürlükçü motivasyonunu ve kişiyi finansal açıdan özgürleştirme misyonunu akılda tutarak topluluğa katkı ne olabilir üzerine kafa yorulmaya devam edilmeli ya da nihai hedefin merkezi otoriteyi güçlendirme noktasında Bitcoin’e bir kaldıraç olma görevi atfedildiği itiraf edilmeli.

Zira iki zıt görüş aynı potada erimiyor ve ana fikrin altı normalleştirme manevraları ile ne kadar boşaltılmaya çalışılsa da kolektif hafıza tarafından tarih önünde yargılanmak üzere not ediliyor.

Bu yazı 3 Nisan 2020 tarihinde yayınlandı.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımızın sözünü veriyoruz.

Fidelitas Lex

1979 Ankara doğumlu Fidelitas Lex, Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunudur. Yaklaşık 15 yıl Bankacılık sektöründe Hazine, Ürün Yönetimi, İş Geliştirme ve Pazarlama Bölümlerinde yöneticilik görevini yürütmüştür. Son 5 yıldır Teknoloji sektöründe faaliyet gösteren bir Şirkette Dijital Entegrasyon konusu özelinde portföy yöneticiliği yapmaktadır. 2013 yılından bu yana Kripto Para ve son dönemde DeFi başta olmak üzere Blockchain genelinde analizler geliştirmekte olan Fidelitas Lex, ekosisteme dair Türkiye'de farkındalık yaratmak ve yaygınlık kazandırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır.

https://www.btchaber.com/

Yorum Yapın, Görüşlerinizi Paylaşın

Share via
Copy link