Web3’ün Kitleselleşmesi ve Özgürlük Paradoksu

gettweb3un kitlesellesmesi ve ozgurluk paradoksu web 30

Açık konuşmak gerekirse bu yazıları boğa sezonunda kaleme alamazdık. Çok daha farklı gündemlerimiz olurdu. Fakat sektörün kışı geçirmesi bizi fiyatlardansa daha köklü problemlere odaklayabildi. Bu bir yönden güzel bir şey. Mutfaktayız. Kripto ekosistemi 3 yılı tarlada, 1 yılı ürettiklerini sunmak için pazarda geçen bir çiftçi gibi bazen.

Bu yazımızda ele alacağımız konu Web3’ün kitleselleşmesi önündeki engeller ve Web3’ün Özgürlük paradoksu. Öncelikle kitleselleşme ile başlamak gerekiyor. Ünlü İsmet Özel sözü “Allah insanı iddiasından vurur.” şeklindedir. Gariptir kripto ekosisteminin en yumuşak karnı da fiat para birimleri karşısındaki hızlı yükselişi olarak görülebilir. Çünkü hızlı yükselişler, hızlı düşüşleri beraberinde getirirken benimsenmeyi de güçleştirebilmektedir. Kitlelere bunun bir teknoloji olduğunu anlatmak bir hayli zor olabilmektedir. Örneğin “Coin Oyna” isimli arama kayıtlarına baktığımızda her boğa sezonunda hızla arttığı ayı sezonunda ise kaybolduğu görülmektedir. Eylül ayından itibaren aramalar sıfırlanma noktasına gelmiştir.

web3un kitlesellesmesi ve ozgurluk paradoksuA

Blokzincir aramasında ise aksine son 5 yılın en yüksek seviyesi geçtiğimiz günlerde yaşanmıştır.

web3un kitlesellesmesi ve ozgurluk paradoksuAD

Burada görüyoruz ki aslında iki farklı dünya var. Bir tarafta inşa edenler, diğer tarafta ise “oynayanlar”. Buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki kitlesel benimsenme için, toplumsal algı üzerine çalışmak ve bu konuda çok yönlü eğitimler vermek gerekiyor. Buradaki eğitimlerden kasıt elbette trader eğitimleri değil. Başta Web3 okuryazarlığı olacak şekilde farklı meslek gruplarının bu teknolojileri nasıl kullanacağı meselesi. Burada belki bir hat kurmalı ve dünyanın neresinde veya hangi blokzincir üzerinde olursa olsun kullanım senaryolarını bu hat üzerinden ilgili hedef kitlenin enformasyon alanına dahil etmeliyiz.

Bunların ötesinde halen daha bu teknoloji ile geliştirilen ürünlerin son kullanıcı tarafında sağladığı alternatifsiz hizmet ve erişim kolaylığı sağlanmış değil. Kitlesel benimsenme için önümüzdeki diğer ödevler de bunlar.

Bunların dışında gizli bir engel ise özgürlük paradoksu. Web3’ün ilk metinlerinden itibaren kullanıcı merkezli internet derken özgürlüğe atıf yapılır. Hatta Web3 tanımlanırken oku-yaz-sahip ol denilir. Eğer bir şeyin sahibi değilsen özgür değilsin! mottosundan yola çıkılır. Fakat burada düşebileceğimiz bir tuzak da olabilir.

Şöyle ki, Web2 aşamasında Facebook’a karşı kurulan ve başarıya ulaşamayan çoğu sosyal ağın temelde benzer bir söylemi vardı. “Facebook saçma bir yer, karışık bir yer! Çok daha iyisini yapacağız.” Bu kişilerin temel aldığı iddiaları şuydu. Facebook üzerinde bir futbol videosu ile aynı anda bir siyasi paylaşımı görüyoruz, altında ise bir akraba paylaşımı var. Her şey çok karışık, bunu sadeleştirirsek insanlar daha çok keyif alır. Hatta Google’ın Google Plus uygulaması da benzer bir bakış akışını arkadaşlar için kullanarak arkadaş çevreleri oluşturmuştu. Google şunu demişti özetle: “Tüm arkadaşlardan karışık bir içerik saçma!” 

Ama kullanıcılar bunu kabul etmedi. Saçma da olsa bu saçmalığı sevdiler. Çünkü bu gerçek hayatın bir yansımasıydı. Gerçek hayatta da insanlar çok farklı konuları aynı anda aklına getirebilir ve gündemine alabilir. Dolayısıyla Web3’ün “Biz sana özgürlük getiriyoruz, şu anki internet kullanımın çok saçma, teknoloji devleri seni sömürüyor.” tavrına kullanıcı “Sömürmesi ile ilgilenmiyor, varlıklarımın mülkiyeti ile ilgilenmiyorum. Sadece içinde olduğum şeyden o an keyif almakla ilgileniyorum. Bu da benim özgürlük alanım.” diyebilir.  Çünkü kullanıcının kendi varlıklarını yönetimi ayrı bir sorumluluk kapısı açacak ve bu da onun gündeminde istemediği bir yer doldurabilecektir.

Peki Sonuç Ne?

Sonuç aslında basit. “Herkesin hayatına kimse karışamaz.” Dileyen kullanıcılar Web2 içerisinde kalmayı, dileyen kullanıcılar ise Web3 teknolojisinin parçası olmayı tercih edecektir. Er ya da geç her internet kullanıcısı Web3 teknolojileriyle bir yerde temas edecektir ve eğer dilerse burada doğan zenginlikten faydalanacaktır. İlk bölümde ele aldığımız unsurları doğru kullanmak bu sürecin daha sağlıklı bir şekilde oluşmasını sağlayacaktır. Fakat bu ekosistemden faydalanmak istemeyen kullanıcıları anlamsız bulmak ve ötekileştirmek de onların özgürlük alanlarına bir müdahale olacaktır. Bizim odaklanmamız gereken şey herkesi buraya taşımak değil, inşa etmek isteyenlere yardımcı olmak olmalıdır.

Buğra Ayan

Buğra Ayan

Buğra Ayan 1989 yılında Erzurum’da doğmuştur. Lisans eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde, yüksek lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Bilişim Ensitütüsü’nde tamamlamış ve doktora çalışmasına Gazi Üniversitesi Bilişim Enstitüsü’nde devam etmektedir. Evli olan Ayan’ın Bilge ve Gökalp isimli iki çocuğu bulunmaktadır. Yayınlanan Kitaplar İnternet Sırları(2009) Mobil Uygulama Geliştirme(2015) Sosyal Ağlar Tarihi(2016) Girişimcinin Başucu Kitabı(2017) Çocuklar için Python Programlama(2018) Miniklerden Dijital Sorular(2018) Erzurumla Kodluyorum(2018) Eyvah Çocuğum Dijital (2019) Uygulamalarla Artırılmış Gerçeklik (2020) Algorand ile Blokzincir Geliştirme (2021) Covalent API ( 2021 ) Dijital Varlık Sözlüğü (2021) Moonbeam ile Akıllı Kontrat Geliştirme ( 2021 )

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoinBTC/TRY
429.755,03 TL 3,80%
ethereumETH/TRY
29.558,36 TL 4,22%
tetherUSDT/TRY
18,81 TL 0,05%
usd-coinUSDC/TRY
18,83 TL 0,02%
bnbBNB/TRY
5.892,86 TL 0,85%
xrpXRP/TRY
7,40 TL 5,52%
binance-usdBUSD/TRY
18,83 TL 0,03%
cardanoADA/TRY
7,00 TL 5,46%
dogecoinDOGE/TRY
1,71 TL 1,50%
matic-networkMATIC/TRY
20,54 TL 5,84%
Bağlantıyı kopyala