Twitter Hack Bitcoin Dolandırıcılığı Değildir!

Abone Ol:google-news

2000 Krizi’nden önce ABD’li enerji devi Enron çeşitli muhasebe hileleri ile varlıklarını 100 milyonlarca dolar daha fazla gösterdi ve yatırımcıların milyarlarca dolar zarar etmesine neden oldu. Hiç bir medya kuruluşu bu olayda dolar kullanıldığı için “Enron dolar dolandırıcılığı” diye başlık kullanmadı. Enron tarihin en büyük muhasebe sahtekarlığı olarak kayıtlara geçti.

2008 Krizi sırasında eski NASDAQ başkanı ve yatırım danışmanı Bernard Madoff, piyasadaki şöhretinden faydalanıp tam bir klasik saadet zinciri kurdu. Dünyanın en ‘bilinçli’ yatırımcılarını yaklaşık 65 milyar dolar dolandırdı. Tarihin en büyük saadet zinciri vakasında Madoff 150 yıl hapse mahkum oldu. Hiç kimsenin aklına “Madoff’un büyük dolar sahtekarlığı” diye başlık atmak gelmedi.

90’lı Yıllarda Türkiye’yi kasıp kavuran ve saadet zinciri kavramını ülkemize öğreten TİTAN dolandırıcılığında ise sisteme katılım bedeli 2400 Alman Markı’ydı. Milyonlarca mark tutarında büyük bir vurgun yapılmıştı. Kimse Türkiye tarihinin en büyük mark dolandırıcılığı diye bir başlık düşünmedi.

Yakın döneme gelelim. Almanya’nın en parlak elektronik ödeme şirketi “Wirecard” muhasebe hileleri ile kendi hesaplarında yaklaşık 2 milyar euro varmış gibi gösterdi. Alman finansal denetleme otoritesi Bafin, haberler üzerine suçlu şirkete değil haberleri yapan gazetecilere soruşturma açtı. Zombi şirketlerin kara gün dostu Japon teknoloji yatırım firması Softbank Wirecard’a 1 milyar dolar yardım yaptı. Hiçbir basın organı euro dolandırıcılığı ya da dolar dolandırıcılığı diye başlık kullanmadı.

Yine davası devam eden günümüz skandallarından bir örnek: Danimarka’nın en büyük bankası Danske Bank, çeşitli Baltık ülkeleri üzerinden ve bazı iskandinav bankalarının yanısıra Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank’ın da dahil olduğu bir suç organizasyonu ile 200 milyar euro’luk bir kara para aklama  operasyonu gerçekleştirdi. Ne yabancı ne yerli medya bu haberde “Tarihin en büyük kara euro aklama operasyonu” vb diye bir başlık kullanmadı.

Bakın şu kaderin cilvesine: 15 Temmuz 2020 gecesi tarihin en büyük sosyal medya hacklemesi Twitter üzerinde gerçekleştirildi. Ama bilen bilmeyen basın bu olayı “Bitcoin dolandırıcılığı” diye koca koca başlıklarla veriyor.

Yukarıda verdiğim örneklerde görüldüğü gibi bir dolandırıcılık olayında kullanılan para birimi değil yöntem önemlidir. Olay muhasebe hilesidir, saadet zinciridir ya da kara para aklamadır. Kullanılan para biriminin bir önemi yoktur. 15 Temmuz olayı da bir sosyal medya hacklemesidir.

Dünyanın en büyük sosyal medya platformlarından biri olan Twitter üzerinde yine dünyanın en güvenilir sayılan Twitter hesapları aynı anda ele geçirilmiştir. Bu hesapların takipçilerden Bitcoin istemek için kullanılmış olması olayın bir sosyal medya istilası olduğu gerçeğini değiştirmez.

Saldırıyı gerçekleştiren hacker’ların asıl niyetinin Bitcoin kazanmak olmadığı da ortadadır. Çünkü bu kadar büyük operasyon ile toplanan Bitcoinin değeri sadece 120.000 dolardır. Ele geçirilen milyonlarca takipçili hesaplardan sadece bir tanesinin sahibinden hesabı geri vermek için fidye olarak bu miktarın kat kat fazlası elde edilebilirdi.

Üstelik medyada yaratılan algının tam tersine böyle bir olayda Bitcoin kullanmak son derece dezavantajlıdır. Çünkü verilen Bitcoin hesapları takip edilebilir. Şu anda hackerın ne kadar Bitcoin topladığı, bunun nerede hangi hesapta olduğu hepsi belli. Büyük borsalar zaten bu hesabı çoktan kara listeye aldı. Yani amaç Bitcoin toplamak olsaydı bile bu Bitcoinleri alıp harcamak son derece güç olacaktı. Güvenlik kuvvetleri bu izlerden hareket ederek hacker’ı yakalayabilir.

Twitter saldırısı bazı yerlere gözdağı vermek amacıyla yapıldı. Twitter vb tüm sosyal medyada veritabanları merkezi olarak saklanır. Oysa Bitcoin modeli yapılarsa blockchain vb teknolojiler ile veriler dağıtık olarak saklanır. İşte twitter saldırısı merkezi veritabanlarının aslında ne kadar zayıf olduğunu ortaya koydu.

Bitcoin klasik-eski medya için adeta “uçak kazası” etkisi yapan bir araç haline geldi. Klasik medyada beş kişi otomobil kazasında hayatını kaybederse bu bazen haber bile değildir. Ama beş kişi uçak kazasında hayatını kaybederse bu mutlaka haberdir. Hatta hiç kimse ölmese bile herhangi bir uçağın bırakın düşmeyi pisten çıkması bile haberdir. Çünkü uçak insanlara daha yabancıdır. Bunca geçen seneye rağmen insanlar hala o demir yığınının havada nasıl durduğunu tam olarak kavrayamaz. Ve istatistikler uçak yolculuklarının en güvenli yolculuk olduğunu ortaya koysa da insanlar karada kendini daha güvende hisseder. Bitcoin de para dünyasında benzer bir etki yapıyor. Klasik medya da bunu kullanmaya bayılıyor.

Bu olayda klasik-eski medya okuyucularını bilerek veya bilmeyerek Bitcoin ile oyalarken asıl 15 Temmuz hack saldırısının ortaya koyduğu şok edici gerçek şudur: Binlerce çalışan ve milyarlarca dolar harcama yapılsa bile merkezi sistemlerde dünyanın en güçlü insanlarının bile verileri güvende değildir.

Klasik sistemlerde veriler belirli merkezlerde tutulur. Tüm sosyal medya şirketlerinin ve bankalar gibi finansal kuruluşların verileri tuttuğu merkezler vardır. En fazla bu verilerin yedeklerini alıyorlardır. İşte 15 Temmuz gecesi olduğu gibi herhangi bir yöntemle bu merkeze girilirse sistem tamamen ele geçirilmiş olur. Oysa Bitcoin dayandığı blockchain vb dağıtık veritabanı teknolojilerinde (DLT) veriler belirli bir merkezde değil sisteme üye bilgisayarların hepsinde aynı anda ve senkronize şekilde tutulur. Herhangi bir merkez olmadığı için merkeze erişip sistemi ele geçirme diye bir durum söz konusu da değildir. DLT’de sistemi ele geçirmek, çeşitli yöntemler de değişiklik göstermekle beraber, sözkonusu sistemi ayakta tutan bilgisayar işletim gücünün büyük bir kısmını ele geçirmeyi gerektirir. Bu da DLT’nin yapısı gereği büyük para harcamak demektir. DLT ne kadar çok üyeye ve bilgisayar işlem gücüne ulaşmışsa onu ele geçirmenin masrafı da o kadar artar. 340 Milyon üyesi ile Twitter blockchain-DLT üzerinde çalışıyor olsaydı 15 Temmuz gibi bir saldırı yapmanın maliyeti muhtemelen 10 milyarlarca dolar olurdu.

Klasik-eski medyanın cahilliğinden ya da korkusundan görmek istemediği acı gerçek şudur: 15 Temmuz gecesi saldırganlar Bill Gates, Elon Musk, Barack Obama vb’nin twitter hesaplarını bile ele geçirmişse hepimizin hesaplarını ele geçirebilirlerdi. Ve bunu Twitter üzerinde yapabildilerse gelecekte merkezi olarak tutulan bankacılık ve finans verileri üzerinde de çok rahat bir şekilde yapabilirler.

Twitter hack saldırısının akıllı insanlara gösterdiği bir gerçek de var: Merkezi veri saklamanın devri kapanmıştır. Gelecek blockchain vb DLT yani dağıtık veri saklama teknolojilerindedir…

Bu yazı 17 Temmuz 2020 tarihinde yayınlandı.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımızın sözünü veriyoruz.

Erkan Öz

Erkan Öz, Siyaset Bilimi ve Gazetecilik eğitimi almasının ardından İHA’da habercilik hayatına başladı. Daha sonra aralarında the Wall Street Journal, Dow Jones Newswires, Al Jazeera ve DHA’nın da bulunduğu ulusal ve uluslararası yayın organlarında teknolojinin dünya ekonomisi üzerinde yaptığı etkileri inceleyen çalışmaları ile tanındı. Öz, 2013 ve 2014’te 2020 Yeni Ekonomi ve Büyük Finansal Tufan isimli iki adet de kitap kaleme aldı. Erkan Öz kitaplarında dünya para sisteminin büyük bir değişime uğrayacağını ve başta Bitcoin olmak üzere kripto paraların yeni küresel para düzeninde çok önemli bir yer edineceğini vurguladı.

https://www.btchaber.com/

Yorum Yapın, Görüşlerinizi Paylaşın

bitcoin
Bitcoin (BTC) 78.093,51 TL 1,21%
ethereum
Ethereum (ETH) 2.681,21 TL 1,10%
tether
Tether (USDT) 6,97 TL 0,12%
ripple
XRP (XRP) 2,09 TL 0,96%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 2.018,68 TL 1,88%
litecoin
Litecoin (LTC) 401,76 TL 1,71%
cardano
Cardano (ADA) 0,954208 TL 0,12%
eos
EOS (EOS) 20,85 TL 2,09%
tezos
Tezos (XTZ) 20,78 TL 2,18%
chainlink
ChainLink (LINK) 58,57 TL 2,13%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap