Siz Hiç Tüketerek Mutlu Olan İnsan Gördünüz mü?

aysel gundogdu tuketerek mutlu olan insan

Sevgili okuyucular, 

İçinde bulunduğumuz ekonomi sisteminde hızlı tüketim ile mutluluğun ilişkilendirildiği beyin oyunları ile tüketici bir yöne çekiliyor. Özellikle kitlelerin yönlendirilmesi konusunda bilim insanlarının araştırmalarına başvuran büyük şirketler ürünlerini satmak için renk, koku, tat ve ses gibi özellikleri kullanarak insanı zayıf noktasından yakalıyor. 1980’lerden sonra yoğunlaşan neoliberal sistem, hızlı ve sürekli tüketim sarmalına soktuğu kentli toplumların kazancını ihtiyaçtan çok isteklerimiz etrafında şekillenen bir pazarda harcama amacında. Eskiden büyüklerimiz kumaşlarının ne kadar kaliteli, eşyaların ne kadar dayanıklı olduğundan bahseder. Oysa günümüzde aldığımız tüm ürünlerde geçerli olan bir gerçek var o da çabuk bozuldukları. Örneğin akıllı telefonlarımız, bir akıllı telefonu ömür boyu kullanmanız çok zordur. Çünkü buna göre tasarlanmıştır. Amaç bir süre sonra işlevsiz kalan ürün yerine bir üst modelini almanız. Böylelikle ürünün devamlı satışı sağlanır. Çok dayanıklı bir buzdolabı üreten bir fabrika düşünün. Bir buzdolabının 40 yıl dayandığını varsayalım. Her müşteri 40 yılda bir buzdolabı alırsa o fabrikanın satışları çok düşük olacaktır. Oysa 10 yılda ancak dayanan bir buzdolabı ile çok daha fazla satış yapılabilir. Tüm bunların yanında “yeni”ye olan algının tüketiciye sürekli yansıtılması da ayrı bir durum. İnsan, uyarıcılardan çok etkilenen bir varlık. Her fırsatta telefonunuza gelen kampanya mesajları, insanların sahip olduğu şeyleri sosyal medyada paylaşmaları, TV reklamları vb. çok sayıda uyarıcı ile beynimize verilen bazı mesajlar var. Bu mesajları kullanarak ürün pazarlamaya “nöropazarlama” deniliyor. İnsan beyninin zayıf noktalarını kullanarak tüketime yönlendirme çabalarından ibaret. 

İhtiyaç kavramının giderek değiştiği aşikâr. İlkel insan için ihtiyaç barınma ve beslenmeydi. Giderek bunun yanına farklı amaçlar da eklendi. Artık şehirde yaşayan biri için eskiden istek olan pek çok şey ihtiyaç niteliğinde. Tüketimlerimizi sadece fizyolojik ihtiyaçlarımız için yapmıyoruz, psikolojik açıdan kendimizi ifade ediş biçimlerimiz bile satın aldığımız ürünlerde gizli. Mesela beyaz yakalı 30 yaşlarında bekar bir erkek için markalı bir saat bir ifade biçimidir. Kendini daha havalı, daha özgüvenli hissettiğini düşünür. Burada satın alınan saat, zamanı gösteren bir eşyadan çok daha fazlasıdır. Saat markasının istediği de budur zaten. Reklamlarında öyle sözcükler kullanır ki, o saati takanın otomatik olarak o duygulara bürüneceğini anlatır. 

“X marka saatler, şık tasarımları ile tarzınızı tamamlar. X marka saatleri ile seçkinliğinizi simgeleyin.” 

İnsanlarda duyguların çağrışımı ile tüketim arasındaki etkileşime verilebilecek belki de en iyi örnek ABD’de sigaranın yaygınlaşması üzerineydi. 1. Dünya savaşından sonra tüketim toplumu olma yolunda ilerleyen Amerika’da sigarayı yalnızca erkekler içiyordu. Bu nüfusun yarısı demekti. Satışların artması için nüfusun diğer yarısı olan kadınların da sigara içmesi gerekti. Ancak kadınların sigara içmesi toplumda ayıplanıyordu. Bunu yıkmanın kolay olmadığı açıktı fakat imkânsız da değildi. Halkla ilişkilerin babası olarak kabul edilen Ünlü psikiyatr Sigmund Freud’un yeğeni olan Edward Bernays bu konu üzerine kafa yordu. Çeşitli algı yönetimi ifadeleri ve toplantıları ile kadınların sigaraya başlamasında büyük rol oynadı. O dönem Amerika’da kadınların özgürleşme hareketlerine dikkatini veren Bernays, sosyeteden pek çok ismin katıldığı bir defilede mankenin birinin elinde sigara ile objektiflere poz vermesi ve gazete röportajlarına “Sigara içiyorum çünkü erkekler kadar özgürüm” demesi satışların artmasını sağladı. Hemen ardından pek çok reklamda kadınların iyi analiz edilmesi ile farklı algılar içeren reklam kampanyaları yapıldı. Örneğin birinde “Tatlı yemek yerine sigara içiyorum” diyen bir manken vardı. İnsan beyninin çok ilginç olduğunu ve yönetilebileceğini keşfeden markalar zamanla bu algı yönetimlerini kendi reklamlarında kullandı. 

Beynimizin bize oynadığı oyunları kendimize bakarak anlayalım. Örneğin; gardırobunuza bir bakın. Onlarca kıyafetin hemen hemen hiçbiri şu an mutluluk vermez. Oysa onları satın alırken nasıldı hislerimiz? 

Mutluluğu arıyor bulamıyoruz, satın almaya çalışıyoruz ancak ona erişemiyoruz. Yaptığımız alışveriş bize en fazla eve gidene kadar haz veriyor. Sonra? Sonrası bir tane daha…

Hepimiz mutluluğun peşindeyiz. Bunu bilen kapitalist sistem insanın en çok bu zaafını kullanıyor. Özellikle büyükşehirlerde hele de İstanbul’da yaşayan biri bunu daha iyi anlar. İçinde yaşarken normalleştirdiğimiz durumlar aslında başka bir canlı üzerinden izleyince dehşet verici! Videoda insanlar yerine fareler eğer bu kısa mutluluklar peşinde koşsaydı nasıl olurdu sorusu gözler önüne serilmiş. Hiç düşündünüz mü? Lüks bir aracınız var ama saatlerinizi trafikte harcıyorsunuz. Bu, gerçek zenginlik mi? Ya da hayatta hiçbir çocuğu sevindirmemiş bir hanım mağazalardan çıkmıyor. Bu örnekler arttırılabilir. Durup düşünmek gerek… 

Sevgili okuyucu, hadi bir düşün en son hangi tüketimini duygularınla yaptın? 

Düşünürken aşağıdaki şu videoyu izlersen sevinirim.

Aşağıda Steve Cutts’un “Hapiness” (Mutluluk) isimli kısa film çalışmasının QR (Resimli Karekodu) var. Akıllı telefonunuzdan herhangi bir QR uygulaması indirip bu barkodu okuttuğunuzda ilgili video karşınıza çıkacak…

Yine de akıllı telefon kullanmayı tercih etmeyenler için videonun linkini verelim. https://www.youtube.com/watch?v=e9dZQelULDk

Aysel Gündoğdu

Aysel Gündoğdu

Doç. Dr. Aysel GÜNDOĞDU, 1985 yılında doğdu. İlköğretim ve liseyi İzmir’de bitirdi. 2007 yılında Marmara Üniversitesi Sermaye Piyasası Bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Öğrenciliği esnasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda staj yaptı. 2007–2010 yılları arasında finans sektöründe analist olarak çalıştı. 2010 yılında Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Sermaye Piyasası ve Borsa Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Gündoğdu, ardından aynı Enstitüden Bankacılık Anabilim Dalında doktor unvanını aldı. 2018 yılında finans alanında doçentliğini alan Gündoğdu, halen bir üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmalarına devam ediyor. Gündoğdu’nun bankacılık ve finans alanında yayımlanmış 17 kitabı, 100’ü aşkın uluslararası ve ulusal makale ve bildirisi mevcuttur. Aynı zamanda Banka ve Sermaye Piyasası Araştırmaları Dergisi’nin editörü olan Gündoğdu’nun çalışma alanı finans, yatırım ve davranışsal ekonomidir. Finansal teknoloji ve finansal hizmetler alanındaki şirketlere danışmanlık hizmeti veren Gündoğdu, kurumsal şirketlere eğitim, seminer ve danışmanlık hizmeti de sunmaktadır.
http://www.finansoloji.com

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoin
Bitcoin (BTC) 492.965,96 TL 0,73%
ethereum
Ethereum (ETH) 32.769,10 TL 0,60%
tether
Tether (USDT) 13,37 TL 0,02%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 5.128,41 TL 3,35%
usd-coin
USD Coin (USDC) 13,37 TL 0,30%
cardano
Cardano (ADA) 13,90 TL 2,73%
solana
Solana (SOL) 1.265,76 TL 2,31%
xrp
XRP (XRP) 8,27 TL 0,66%
terra-luna
Terra (LUNA) 846,74 TL 3,66%
polkadot
Polkadot (DOT) 248,21 TL 2,68%
Bağlantıyı kopyala