Şirketleri Tarihi Bir Dönüşüm Bekliyor!

Abone Ol:google-news
0
13/07/2021

Blokzinciri, 1600’lerden beri hayatımızda olan şirketleri hızla dönüştürmekte. Ancak merkezi para ve merkezi muhasebe yerini merkeziyetsiz bir dünyaya bırakırken bu iki kavram ile birlikte yeşermiş bir yaratık olan şirket acaba nasıl bir yapıya evrilecek?

Üzerine rahat rahat 150-200 sayfalık kitap yazılabilecek bir konuyu bu hafta yazımda ele alıyorum. Meselenin gerektirdiği derinlikte bir yazı olmayacağı aşikar, ama ben yine de konu başlıklarını ve temel tartışma esaslarını buraya koyayım, ileride lazım olur.

Bilmeyenler için bir hatırlatma yapayım: 1600’lardan bu yana dünyada kullanmakta olduğumuz muhasebe sistemi, ki adına çift kayıt muhasebe denilir, blokzinciri ile beraber artık yepyeni bir yapıya kavuşuyor. Aktif ve pasif diye iki kanatlı bir kayıt düzeninden, işlemlerin temel alındığı ortak ve tek bir kayıt yapısına geçilmekte. Üstelik bu tekli kayıt yapısı herkesin görebildiği kamusal bir alanda, şeffaflık ve açıklıkla tutulmakta. Bu yeni sistemde kayda geçirilmekte olan işlemler, kişiler veya kurumlar arasında olabilir. Ne var ki kişiler ve kurumlar arasındaki bu işlemler, blokzincirinde itiraz edilemez kesinlikte ve açıklıkta, kamusal mutabakat alınarak sürekli kayıt edilmekte. Yani, eskiden audit-denetleme diye bir kurum lazım iken artık bu kuruma gereksinim de ortadan kalkmakta. İşlemler şeffafken neyi audit edeceğiz?

Şirketler, bugün dünyada devletlerin bile üzerinde güce sahip olan kurumlar haline gelmiş durumdalar. Bu hale gelen şirketler, geçmişten bugüne yaşadıkları gelişim çizgisi içinde neyi ifade ediyorlardı? Bundan sonra neyi ifade edecekler, nasıl bir yapıda olacaklar?

İşte bu soruların cevabını bu kısa yazıda bulamayacağımı bilmekle beraber konunun sandukasının kapağını açmış olayım istedim.

Tarihteki İlk Şirket: Hollanda’nın Doğu Hindistan Kumpanyası

Wikipedia maddesinden alıntı yaparak anlatayım: Tarihteki ilk halka açık şirket olarak kabul edilen Dutch East India Company 17. yy başında, tam olarak 1602’de IPO yapmış yani halka arzını gerçekleştirmiş.

[İLGİNÇ NOT: O sırada halka açık olmayan, özel mülkiyetli başka bir çok şirket var elbette… Örneğin, 1581’de Kraliçe I. Elizabeth tarafından kurdurulan Turkey Company, yani Türkiye Kumpanyası. Bu şirket sayesinde Kraliçe, o dönemin önemli bir Osmanlı paşasına ödenen (ve defterlerinde kayıtlı olan) rüşvetlerle alınan kapitülasyonlar sayesinde ticaretten fahiş karlar elde ederek bu paralarla daha sonra 1601’de ünlü İngiliz Doğu Hindistan Kumpanyasını kurduruyor. Halka açılmayan ve sonradan Levant Company ismiyle devam ettiği için unutulan ama uluslararası ticarette belki de ilk önemli şirket olan Türkiye Kumpanyasını tanıtmak için açtığım bu köşeli parantezi bitirerek asıl konumuza devam edelim.]

Hollanda Doğu Hint Kumpanyası, tarihte hissesinden pay veren ve bono ihraç eden ilk şirket olarak biliniyor, hatta resmi bir borsada ilk defa hisseleri satılan şirket olarak tarihte yer alıyor. Halka açık şirket denildiğinde hisseleri çok sayıda bireyin elinde olan firmalar kastediliyor. Eğer şirketin hisseleri az sayıda kimsenin elindeyse o zaman şirket kamuya açık sayılmıyor ve “özel şirket” kategorisinde değerlendiriliyor. Bu iki kavramı yalnızca bir sayı ayırıyor: ABD’de ve ülkemizde bu sayı 500. Yani bir şirketin 500’den fazla hissedarı varsa o şirket halka açık sayılıyor.

Halka açık şirket olmak ne kazandırıyor?

Özel şirketle halka açık şirket arasındaki önemli farkları da yazalım:

Halka açık şirketler, kendi hisselerinin bir bölümünü doğrudan halka satarak yatırımları için kaynak bulabiliyor. Oysaki özel mülkiyetli şirketlerde bu tür yatırımlar için yine özel yatırımcılar veya bankalar risk almak durumunda.

Halka açık şirketlerin finansal durumları ve gidişat hakkında bilgilerinin de halka açık olması zorunluluğu var; böylece bu kural şirketin ortağı olan halka yani kamuya şeffaf bir şekilde hesap verebilmesini sağlıyor. Hem de şirket ortakları olan biteni güncel olarak izleyebiliyor.

Eğer şirket karlı ise bu kardan ortaklarına da pay dağıtması bekleniyor. Buna da “kar payı” deniliyor. Şirketler bazen karlı da olsalar bu karlarını halka hemen dağıtmayıp yatırım için de kullanabiliyorlar. Buna da şirketin yönetimi karar veriyor. Meşhur örnek olarak amazon.com şirketi kurulduktan ve halka arz edildikten çok yıllar sonra ortaklarına kar payı dağıtmıştı.

Halka açık bir şirketin daha çok ortağı olduğu için, bu durum firma için yaygın tanınmayı da beraberinde getiriyor ve adeta otomatik reklam gibi oluyor.

Firmanın kurucuları, şirket hisseleri halka açıldığında kendi hisselerinden satarak bireysel kaynak sağlayabiliyorlar ve şirket yönetiminde daha fazla risk alabilir hale geliyorlar. Örneğin Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, şirket yönetiminde yüksek bir yüzdeyle yönetimi hep elinde tutup tüm kararlarda söz sahibi olmuştur. Bu anlamda modern şirketler arasında özel bir örnektir diyebilirim.

Yeni kurulan teknoloji şirketleri ya da risk alan ufak şirketler, çalışanlarına stoktan pay sözü vererek daha kaliteli çalışanları kendilerine çekebiliyorlar. Halka arz gerçekleştiğinde de bu erken dönem çalışanları hisselerini satarak gerçek düzeylerde zenginliğe kavuşabiliyorlar.

Bu faydaların yanı sıra, halka (kamuya) açık şirketleri anlatan ve benim alıntı yaptığım Wikipedia maddesine göre dezavantaj olarak da halka açık şirketlerin her yıl düzenli audit yani denetim geçirmeleri olduğunu yazmış.

İşte şimdi zurnanın zırt dediği yere geldik!

Blokzinciri ile şirketler nasıl bir dönüşüm geçirecekler?

Eğer yeni blokzinciri kayıt teknolojisi ile “audit” kavramı rafa kalkmaktaysa o zaman bu teknolojiyle işleyen yeni nesil şirketler nasıl izlenecekler? Nasıl halka arz edilecekler? Nasıl yatırım bulacaklar?

İşte tüm bu soruların cevaplarını şu ana kadar blokzinciri dünyası çoktan verdi. Sırayla bakalım:

Geleneksel borsalarda halka arz edilen şirketlere benzer biçimde blokzinciri teknolojisi ile kendi hisseleri için token ihraç eden kuruluşlar, bu token’larını satarak “halka arz”larını gerçekleştirebiliyorlar. Bu olaya 2017’de ICO deniliyordu, sonra isim değiştirdi IEO denildi, STO denildi. İsmi ne olursa olsun şu anda da bu işlem çeşitli gayri merkezi borsalarda yapılabiliyor. Örneğin UniSwap bu tür token satışları için kullanılan başlıca borsalardan biri.

Token satarak halka arz gerçekleştiren kuruluşların geleneksel firmalardan en önemli farkı, para toplamak için kar etmeyi hatta bir kuruş olsun satış yapmayı bile kural olarak almamaları. Bu firmalar, hatta kimi zaman firma bile olmayan oluşumlar “white paper” adı verilen bir tür izahname ile yatırımcılara kendilerini tanıtıyor ve onlardan para istiyorlar. Tabii istedikleri ve topladıkları para da eski fiat para olmuyor, Ether ya da BTC gibi yeni nesil varlıklar oluyor.

Kar payı da yine şirketin kendi token’ları ile verilebiliyor. Ancak kar payı vermek için yeni token ihracı yapılmadığına ortakların dikkat etmesi gerek.

Token satışı yapan firmalar, bu konuda fırsatı kaçırmak istemeyen erken yatırımcılara erişmek için sosyal medyayı ya da Telegram gruplarını kullanıyorlar. Kendini ağırdan satan şirketler genelde daha fazla talep görüyor.

Token satışı yapan bir şirketin kurucuları, aynı geleneksel halka arzda olduğu gibi kendileri için belli sayıda token’ı daha sonra onları şirket değerlendiğinde satmak üzere kenara ayırabiliyorlar.

Yine aynı klasik şirketlerdeki gibi erken katılan mühendislere de token olarak stock option, yani stoktan pay sözü ayrılabiliyor.

Şimdi tüm bunlara örnek olarak UniSwap şirketini ele alalım. UniSwap, şirket olmayan, belli bir yerde kurulu bile olmayan, 12 kurucusu olduğu söylenen tam anlamıyla yeni tür bir blokzincir start-up’ı.

Şu siteye bir bakın:

Burada UniSwap şirketinin tüm ortaklarının hisseleri (yani token’ları) listelenmiş durumda. Buna göre de oy veriliyor ve kararlar alınıyor. Aynı sayfada ortaklar kurulu kararı ile alınmış veya reddedilmiş öneriler de var. İşte artık bundan sonra şirketler böyle olacak ve bu şekilde şeffaf ve anlaşılır olacaklar. Sanırım derdimi ancak yazının sonunda anlatmaya başlayabildim değil mi…

Referanslar:

1- https://en.wikipedia.org/wiki/Public_company

2- https://en.wikipedia.org/wiki/Levant_Company

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Diğer 1.036 kişiye katılın ve bugün bizimle kripto para yolculuğunuza başlayın.

Asla istenmeyen posta göndermeyeceğiz ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayacağız.

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, 2017'de Bilgi Üniversitesi'nde vermeye başladığı "Blokzincirleri ve Kriptoparalar" konulu dersini 2020 başından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte.

https://www.btchaber.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 288.635,28 TL 2,51%
ethereum
Ethereum (ETH) 17.565,90 TL 5,21%
tether
Tether (USDT) 8,66 TL 0,21%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 2.716,95 TL 5,03%
cardano
Cardano (ADA) 11,35 TL 3,75%
xrp
XRP (XRP) 5,52 TL 1,88%
usd-coin
USD Coin (USDC) 8,66 TL 0,30%
dogecoin
Dogecoin (DOGE) 1,76 TL 5,25%
polkadot
Polkadot (DOT) 127,75 TL 4,55%
binance-usd
Binance USD (BUSD) 8,66 TL 0,16%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap