Paylaşım Ekonomisi Gerçekten Paylaşım Vaat Ediyor mu?

Abone Ol:google-news

Pandeminin etkisi altında yaşadığımız bu karantina günlerinde tüm insanlık farklı bir deneyimden geçiyor. Birçok ülkede halkın çok büyük kısmı karantina altında haftalardır hiç olmadığı kadar evlerinde zaman geçiriyor. Global olarak tüketimin ve üretimin azaldığı, hayatın yavaşladığı, bu sayede gezegenin bir nebze de olsa nefes alabildiği bir dönem yaşıyoruz. Ancak insanlar bir yandan sağlıklarını korumaya çalışırken, bir yandan da daha ne kadar süreceğini bilemediği bu dönem sonunda hala bir işlerinin olup olmayacağı endişesini de taşıyor.

Kurumların, şirketlerin, bireylerin her anlamda iş yapış şekillerini, alışkanlıklarını, alışılmış norm ve düzenlerini sorguladığı bu süreçte, iş modellerini önceden dijital akışlara adapte edebilmiş olan yapılar, evden çalışma ortamlarına daha hızlı uyum sağlayarak avantaj yaratıyorlar. Ancak üretim sektörleri ve sahada çalışmak zorunda kalanlar için hayat mücadelesi bambaşka boyutlar kazanıyor. Değişen ihtiyaçlara kendini hızlı adapte edebilen işletmeler ayakta kalabiliyor, fakat geleneksel iş modellerini sürdürmeye çalışanlar için pek de kolay günlerin beklenmediği aşikâr.

Önümüzdeki dönemlerde tedarik zincirlerinin yapılarında oldukça önemli değişikliklere gidilecek, aracıların sayısı azalacak veya tamamen ortadan kalkacak, direkt üreticiden tüketiciye satışlar başlayacak. Daha yerel, çok sayıda küçük ölçekli dağıtım ve tedarik sistemleri belki gündeme gelecek.

Kurtarma Paketleri Geniş Bir Yelpazede Uygulanacak

Devletlerin ve merkezi otoritelerin önlem paketleri ile bu döneme müdahale çabalarının ise, ekonomik açıdan ileride çok daha büyük zorlukları beraberinde getireceği de tartışma konuları arasında. Tam bir şalter indirmenin yaşandığı günümüz kriz ortamında hükümetler ve Merkez Bankaları bu defa kurtarma paketlerini sadece finansal kurumlar değil, kepenk kapatmak zorunda kalan küçük işletmelerden dev havayolu şirketlerine kadar çok geniş yelpazedeki iş koluna uygulamayı hedefliyor. Ancak belirli sektörlerde durma noktasına gelen tüketim nedeniyle gelirleri ciddi ölçüde azalacak bu kurumlara müdahalelerin sürdürülebilir olamayacağı da tahmin ediliyor. Sonuç olarak büyük iflasların yaşanabileceği bir döneme doğru ilerliyoruz. Bu da maalesef ciddi bir işsizlik boyutu anlamına geliyor. Bu noktada birçok devletin vatandaşlarına temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik direkt aylık nakdi yardımlara başlayacağını da görüyoruz.

Salgın aslında bu açıdan, günümüzdeki materyalist ve sahiplenici dünya görüşünden ziyade bir bakıma yeni jenerasyonun da hayata bakış felsefesi olan paylaşımcı bir akıma doğru geçişi hızlandıracak gibi görünüyor.

Her yönden paylaşım artacak. Kullanımdan arta kalan aylık internet kapasiteleri, tüketimimizden arta kalan elektriğin şebeke üzerinden kişiden kişiye paylaşılabildiği yapılar, deneyim paylaşımları, bağışlar, yardımlar önem kazanacak. Tabii bu akışlar özellikle 2008 krizi sonrası hayatımıza giren, yeni iş alanlarının yaratıldığı, düşük gelirli kitlelerin de alternatif bulabildiği ve dahil olabildiği “paylaşım ekonomisi” olgusu altında gerçekleşmesi pek de kolay olmayan yapılar.

Geleneksel sermaye ve fiziki varlığa dayalı iş modeline karşıt bir argüman sunarak hayatımıza giren paylaşım ekonomisi modeli, geçtiğimiz zaman süreçlerinde paylaşım ve iş birliğine aracılık etmekten ziyade, hizmet verenden yüksek komisyonlar alan, belirli mal ve hizmetlere erişmek için ödeme yapan kullanıcıları önceliklendiren bir modele doğru evrildi.  Böylelikle paylaşım ekonomisi kavramı, bir “erişim ekonomisi” kavramına dönüşerek geniş katılım ve sürdürülebilirlik argümanlarından kapitalist girişim sermayelerinin çıkarlarına hizmet eden dijital pazar yeri merkezlerine dönüştü.

Pazaryerleri Tartışılıyor

Bu platformlar aracılığı ile hizmet verenlerin haklarının gözetilmemesi, faaliyet alanlarındaki diğer iş kollarına ve piyasalara olumsuz etkileri tartışılmaya başlandı. Ev sahipleri yüksek aracılık komisyonlarını karşılayabilmek için yüksek kira bedelleri ile kısa dönemli kiralamalar yapmaya başlayınca bu defa uzun süreli kiralama imkanları daraldı. Bu da belirli bölgelerde kira fiyatlarında yukarı yönlü baskı yapmaya başladı. Diğer yandan bu platformların içerdiği algoritma modellerinin inandırıcılığı ve güvenilirliği de oldukça sorgulandı. Yapılan yorumların, geri bildirimlerin, puanlamaların doğruluğu ve gerçek kişiler tarafından yapılıp yapılmadığı tartışma konusu oldu ve olmaya devam ediyor.

Peki bu platformlara neden ihtiyaç duyuyoruz? Hizmet veren ve hizmet alanı bir araya getirmek üzere aracılık etmek dışında nasıl bir işlev üstleniyorlar?

Tabii ki birbirini tanımayan tarafların sanal ortamda gerçekleştireceği bir alışverişte gerekli “güven” ortamını sağlayabilmek için. Bu aracılık hizmetleri doğal olarak belirli maliyetler, ücret ve komisyonlar karşılığı gerçekleşmekte. Bunun için platformlar kullanıcı dostu uygulamalar, kolay erişim imkanları, hızlı ödeme ve tahsilat entegrasyonları, kişiselleştirilmiş sayfalar ve puanlama sistemlerine yönelik algoritmalar gibi teknolojik geliştirmeler yapıyorlar.

Bu aracılara sadece “güven” sağlamaları için bu maliyetlere katlanmamız, yine kendileri tarafından hiçbir şekilde güvenliğini sağlayacakları yönünde taahhütte bulunmamalarına rağmen bilgilerimizi gönüllü olarak paylaşmamız ne kadar doğru?

Artık kullanıcılara ait veri dağlarının üzerinde imparatorluklarını ilan eden merkezi platformlar, teknolojik pazaryeri modellerinin yerine sağlam ve dağıtık yapıların oluşması gerekiyor.

Blokzincir Öne Çıkacak

Blokzincir veya dağıtık kayıt sistemi ile oluşturulacak şeffaf, ancak kullanıcı bilgilerinin gizliliğinden ödün vermeyecek âdem-i merkezi yapılar geleceği şekillendirecek. Hatta geçtiğimiz ay İtalyan Kızılhaç’ının HelperBit platformu üzerinden Bitcoin ile bağış toplamaya başlaması buna anlamlı bir örnek teşkil ediyor. Zira açık kayıt yapısına sahip Bitcoin blokzincirinde bu toplanan bağış miktarlarının şeffaf bir şekilde hangi cüzdanlara anonim de olsa transfer edildiğini izlemek mümkün. Bu da sisteme güvenilirlik ve inandırıcılık sağlıyor. Akıllı kontratlar ile yapılandırılmış modellerde ise hem bu bağışların belirli koşulların sağlanması durumunda serbest bırakılması sağlanacak, hem de amaca uygun kullanımın teyidi de yapılmış olacak. Akıllı kontratlar sadece bağış ve yardımların dağıtımında değil, aynı zamanda birbirini tanımayan taraflar arasında yapılacak her türlü alışveriş işleminde yasal zemini hazırlayan anlaşma şartlarını barındıran kodlar olarak hayatımızda yaygın olarak yer alacak.

Bununla birlikte, blokzincirdeki güven faktörünün de sınırlamaları var. Sisteme bilgi giren kişi yanlış bilgi girişi yaparsa, blokzincir bunu değişmez bir şekilde kaydedecektir ve girişlerin kontrol edildiğini teyit edecektir. Ancak bilginin gerçekliğini doğası gereği doğrulayamayacaktır. Blokzincir güven için bir altyapı vadediyor; gerçeğin doğrulanması için değil. Bilginin doğru ve gerçeğe uygun olmasını sağlamak için farklı altyapılar, sistemler ve süreçler var. Farklı veritabanları ile konuşabilecek entegre sistemler, IoT cihazları ve sensörlerden bilgi akışı sağlayacak altyapılar, çoklu veri doğrulama sistemleri ile bu sorunlar çözülebilir.

Gelecekte dijital teknolojilerin hayatımızdaki yeri arttıkça hem alışkanlıklar, hem de ihtiyaçlar teknolojinin kullanım uygulamalarını da şekillendirecek. Blokzincir ve dağıtık veri tabanı sistemleri, aracıyı ortadan kaldıran düşük maliyet yapıları ile merkezi platformlara meydan okuyacak.

Bu yazı 3 Nisan 2020 tarihinde yayınlandı.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımızın sözünü veriyoruz.

Ebru Güven

Ebru Güven, Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel bankacılık kariyerine 1997 yılında başlamış ve 2018 Mayıs ayına kadar Türkiye'nin saygın bankalarında, ağırlıklı kurumsal bankacılık olmak üzere genel müdürlük ve şubelerde çeşitli görevlerde bulunmuştur. İstanbul'da yöneticisi olduğu şubenin müşterilerinden birinin ülkenin ilk kripto para borsalarından biri olması sayesinde Blockchain uzayı ve ekosistemi ile tanışmıştır. Blockchain teknolojisi ve gelecekte yaratacağı değişimden etkilenen ve ilham alan Güven, bu topluluğa aktif olarak dahil olmaya karar vererek 2018'de bankacılık kariyerini bitirmiş, hemen akabinde bir ITO projesinde CFO olarak görev almıştır. Bu projede tanıştığı Başak Burcu Yiğit ile birlikte İstanbul Blockchain Women Platformu'nu kurmuştur. Ebru, 2018’den itibaren Tim Danışmanlık bünyesinde eğitimler vermekte, aynı zamanda Blockchain ve ITO, ICO projelerinde danışman olarak çalışmaktadır.

https://www.btchaber.com

Yorum Yapın, Görüşlerinizi Paylaşın

bitcoin
Bitcoin (BTC) 63.772,54 TL 0,33%
ethereum
Ethereum (ETH) 1.659,81 TL 0,86%
tether
Tether (USDT) 6,87 TL 0,07%
ripple
XRP (XRP) 1,38 TL 0,58%
bitcoin-cash
Bitcoin Cash (BCH) 1.625,82 TL 0,26%
litecoin
Litecoin (LTC) 306,49 TL 0,53%
cardano
Cardano (ADA) 0,870577 TL 0,82%
eos
EOS (EOS) 17,92 TL 0,46%
tezos
Tezos (XTZ) 19,77 TL 5,05%
chainlink
ChainLink (LINK) 49,91 TL 17,81%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap