bitcoinBTC/TRY
1.598.221,03 TL 1,12%
ethereumETH/TRY
91.763,31 TL 1,49%
tetherUSDT/TRY
30,95 TL 0,11%
bnbBNB/TRY
11.682,84 TL 6,24%
solanaSOL/TRY
3.251,04 TL 3,18%
xrpXRP/TRY
16,96 TL 2,70%
staked-etherSTETH/TRY
91.819,26 TL 1,26%
usd-coinUSDC/TRY
30,95 TL 0,03%
cardanoADA/TRY
18,50 TL 3,96%
avalanche-2AVAX/TRY
1.160,25 TL 2,70%

Paylaş

Metaverse İşi (planlandığı gibi) Gerçekleşmeyecek!

metaverse isi planlandigi gibi gerceklesmeyecek

Metaverse konusunda son aylarda birçok konuşmaya, panele veya yayına davet edildim. Bunun sebeplerinden biri sekiz yıldır blokzincir teknolojisi ile uğraşmakta olduğum ise bir sebebi de 1995 ile 2015 yılları arasında 20 yıldan fazla bir süre çeşitli formlarında “Metaverse” imalatı ile ilgili çalışmış olmamdır. O zamanlarda başka isimlerle anılıyor olsalar da temelde benim hayatımda şu veya bu şekilde “analog dünyamızdan çıkıp başka, alternatif bir dijital dünyaya geçmek” diye özetlenebilecek bir çaba hep oldu, ki kaderimde yazılı olsa gerek. 

Şimdi geriye dönük olarak izlerime baktığımda bu dünyadan çıkıp alternatif ve dijital bir dünyaya transfer olma işlemine bu kadar emek, para ve zaman harcamış olmamın altında yatan asıl gerekçeyi merak ettim. Tabii, tüm bu işler ekip çalışması ve yetenekli arkadaşlar ve ortaklar gerektiriyordu, yalnız başıma yaptığım hiçbir şey yoktu. Taa 1997 yılında sanal dansöz diye bir ürün yaptık ve California’da, Los Angeles’de SIGGRAPH adlı ünlü bir bilgisayar grafiği fuarında sergiledik mesela. Dedim ya çeşitli formlarında bir şekilde hep “bu analog dünyayı terkedip bir internet dünyasında” var olmak üzerine kafa patlatıp dirsek çürütmüşüz. 

Bireysel bir çaba mıydı benimki? Basit bir üyesi olduğum insan toplumu adına mı yapıyordum yoksa! Neden Datça’da domates tarımına değil de alternatif bir internet evreni kurmaya ilgim var? Acaba kafada zaten oradayım da vücudumu mu oraya geçirmeye çabalıyorum? Bu ve benzeri felsefi soruları sormak için doğru zamandayız: Zira şu anda herkes bir “metaverse” sorgulaması yapıyor. Şimdi beni düşündüren ve olayların gidişatı hakkında şüpheler dolu bir yazı kaleme almama sebep olan nedir? Gelin bunu irdeleyelim:

İdeoloji, öznenin nesneye yansımasıdır. Gerçeklik kısmen ona boyun eğer, kısmen direnir. Bir ideoloji, eylem ve tepki arasındaki dengeyi koruyabildiği sürece etkilidir. Ancak bir noktada içsel yetenekleri tükenir ve artık gerçeklikle baş edemez, parçalara ayrılır. Bu tam olarak otuz yıl önce SSCB’ye olan şeydi. Bugün Batı’da ve her yerde küresel liberalizmle birlikte bu gözlerimizin önünde yaşanıyor.

Aynı zamanda Batı, SSCB’nin düşünmediği bir şeyi gerçekleştirmeye çalışıyor – gerçekliği tamamen sanallığa dönüştürmeye, insanlığı dijital alana göç etmeye, mutasyona zorluyor: insanlık ötesi bir proje olarak bulutta bir sürücüye bilinç yüklemekten, insanı makine ile birleştirmeye, genetik mühendisliği ile bilincin Yapay Zeka’ya aktarılmasına çabalıyor. Liberal ideoloji ancak bu şekilde -gerçekliği tamamen dışlayarak ve onu tamamen sanallıkla değiştirerek- bütüncül olabilir ve yaklaşan çöküşü önleyebilir.

Bu arada, liberal ideoloji ile gerçeklik kontrolü arasındaki çelişkiler hızla büyüyor ve sanallığa tam ve geri dönüşü olmayan göçteki herhangi bir gecikme, tüm projenin kesintiye uğraması ve küresel liberal hegemonyanın çökmesi riskini taşıyor. Liberalizmin varsayımlarına göre bugün insanlık, ikincil (endüstriyel) ve hatta daha da önemlisi, birincil (tarımsal) yaşam biçiminin yerini alan üçüncül – hizmet ve dijital – ekonomide yaşıyor. Ancak buna rağmen endüstriyel ve tarımsal faktör önemini kaybetmedi, oysa plana göre kaybetmeliydi.” (Ref-1) [Not: Koyu renkli kısım benden.]

Batı Matrix’i ile imtihanım…

Bu üç paragraflık alıntıyı çok sevmemin nedeni, “…bir noktada içsel yetenekleri tükenir ve artık gerçeklikle baş edemez, parçalara ayrılır.” bölümü. Bunu yazan kişinin (Dugin) dijital dünyalarla veya internetle uzaktan yakından alakası yok. Ama havadan yakaladığı ve bu cümlede güzel ifadesini bulan “içsel yeteneklerin tükenmesi ve gerçeklikle baş edememesi” fikrinde onunla aynı sayfadayım. Batı’nın küresel liberalizm ile dünyaya hakim olma çabasında artık “içsel yeteneklerini tüketip çaresiz kalması ve parçalanması” metaforunu, en az Aleksandır Dugin kadar belki daha bile fazla kavradığımı sanıyorum. Çünkü ben de Batı medeniyetinin kendi içsel tükenişini yaşamaya başladığını, 29 yaşımda doktora öğrencisi olarak gittiğim Ohio State Üniversitesinde farketmiştim. Oraya hayatımın geri kalanını geçirmek üzere gitmiştim. Rahmetli annem, “evladım oradan bize ilim, irfan getir” diyerek beni Amerika’ya yolcu etmişti. Ama orada üç ayımı henüz tamamlamıştım ki, kendini Matrix içinde bulan Neo gibi olmuştum. 

Amerika Birleşik Devletlerinde öğrenci ve aynı zamanda asistan hoca olarak yaşamaya başladığım 1994 Ekiminde, cebimde Bilkent Üniversitesinde güzel sanatlar asistanı olarak geçirdiğim çok verimli 5 yılın bilgisi ve deneyimi vardı. Ayrıca, ortaokuldan beri üyesi olduğum mahallemizdeki güzel kokulu Amerikan Kütüphanesinde bulduğum herşeyi okuyarak ve inceleyerek Amerika ve Batı medeniyeti konusunda kendimi yetiştirdiğimi sanıyordum. Ama işte teorik bilgiler ile gerçeklik arasındaki farkı ancak vücudunla ve içinde nefes alarak anlayabiliyorsun. Ben de 1994 yılının sonunda Ohio State üniversitesinde Batı gerçeği ile karşılaştım. Ortaokuldan beri çalıştığım ve öğrendiğim Batı’dan çok farklıydı; Ankara’lı, Doğu’lu bir Türk gencine anlatılan herşeyden farklı bazı şeyler vardı havada. Mahallemizdeki Amerikan Kütüphanesinde olmayan, bambaşka kokular vardı orada ve bunları vücudumla algılamaya başlamıştım. Gerçek Batı’yı kendi gözlerimle, benliğimle yaşadığım zaman aradaki farkı görebilmiştim. Batı, benim kitaplardan ve teorik olarak öğrendiğim yer değildi, orada bize anlatılmayan bir “backgound” vardı ve bunu okuyarak öğrenmek imkansızdı. İşte bu diğer bilgi ile donandığımda, henüz o tarihte Matrix filmi çıkmadığı için ne olduğunu anlamadığım bir “metaverse” içinde, sanal bir dünyada kendimi bulmuş ama adını koyamamıştım. Bunun Batı’nın normal gözlere görünmeyen mistik ve zahiri bir görüntüsü olduğunu, ancak arkasında başka bir ideoloji olduğunu anlamıştım.

Gerçekliği sanallığa dönüştürme…

Dugin’den yaptığım alıntıdaki ikinci paragrafı bir daha okuyalım: “(…) Batı, SSCB’nin düşünmediği bir şeyi gerçekleştirmeye çalışıyor – gerçekliği tamamen sanallığa dönüştürmeye, insanlığı dijital alana göç etmeye, mutasyona zorluyor:” Bu cümlede italik olan son kısım enteresan. İnsanlığı dijital alana göç etmeye zorlamak…

1990’larda üç boyutlu grafiklerle ve 3D sanal dünyalarla uğraşan, bunları hayal eden bir güzel sanatlar öğrencisi iken, kendimi dijital alana göç etmeye zorlayan biri değildim. Tam tersine aniden yeni bir şeyin farkına varmıştım: Tüm dünyada kullanılan sistemin, Dugin’in tabiriyle global liberalizm’in, eski tabirle kapitalizmin içine gömülü bulunduğu finansal sistemin, ortaya yeni çıkmakta olan internet ağı ile uyumsuz olduğunu farketmiştim. İnternet üzerinde dijital şekle girebilen her ürünün milyonlarca kopyasının hızla ve çok ucuza kopyasının yapılabileceğini farketmiştim. Mesela MP3 formatına geçirilen bir şarkının aniden internet üzerinde milyonlarca defa kopyalanıp insanlarca dinlenebileceğini görmüştüm. Bu durumda bu şarkının üreticilerinin eline gerçek dünya parası geçemeyecekti. Çünkü bu yeni dünyada merkez bankası paraları geçmiyordu. Merkez bankası paralarının (bugün bunlara fiat diyoruz) dijitalleşmeleri de çözüm değildi, zira onların sorunu fiziksel olmaları değil, tek bir merkezden yaratılmakta olmalarıydı. Yani siz, 1995’den önce şarkınızı satabilmek için parayı merkezde basan kişilerden izin almak, onların parası ile satış yapmak, dahası müzik mağazalarındaki raflarda yer bulmak zorundaydınız. 

Ancak internet ile birdenbire şarkınız özgürleşiyor ve seven kişilerce internet üzerinde yayılmaya, dağıtılmaya başlıyordu. Burada bir ikilem de vardı: En çok sevilen ve dinlenen şarkılar en çok yayılanlardı. Bu durum ilgimi çekiyordu ve bunun üzerine doktora tezimi yazmaya karar vermiştim. 

Konuya ilgim derinleştikçe, aslında dijitale geçme işinin sadece şarkılarla, kitaplarla, oyun ve filmlerle sınırlı olmayacağını anladım. Tüm uygarlık, 500 yıllık belki de daha eski, 2500 yıllık bir dönüşüm geçiriyordu. Para da bu yeni uygarlıkta başka bir form almak zorundaydı. Tek bir merkezden üretilen para artık bitmek zorundaydı, yerine bambaşka, bilgiye (information) dayalı bir sistem gelmeliydi. 

Benim 1990’larda sonradan adına blokzincir denilecek olan inovasyonu hissetmemden sonra kendimce bu inovasyonun ancak içinde yaşadığımız fiziksel dünyaya paralel bir başka internet dünyası kurulursa orada işleyeceğini düşünmemle birlikte bu dünyalara ilgim başladı. Yani, bu dünyadaki görüntümden ya da kimliğimden rahatsız olup da alternatif arayan biri değildim: Beni rahatsız eden sistemin ta kendisiydi. Ohio State Üniversitesine geldikten üç ay sonra varlığını aynı Matrix filmindeki karakter Neo gibi hissedip de farkettiğim Batı’nın ideolojik ve merkezci dünyasıydı asıl içinden çıkılması ve yıkılması gereken. Batı’nın kendini içine hapsettiği zahiri ve yalan Matrix. Yıkılması gereken buydu.

Yani?

Yani, ben Dugin ile aynı sonuca varıyorum ama gittiğim yol bambaşka. Benim yürüdüğüm yolda gördüğüm şey şu: İnternetin kendi yapısal gerçekliği içerisinde kalındığı müddetçe liberalizm ve merkezi para sistemi ayakta kalamayacak. Dugin’in son paragrafında işaret ettiği gibi, tarım ve endüstri, yani reel ekonomi aslına dönecek ve kendini yeniden gerçek kılacak. Ama buna yol açacak olan şey, insanlığın fiziksele alternatif bir hizmet ve dijital ekonomi içerisinde yaşaması değil, internet ekonomisinin ikisi de zahiri olan para sistemini ve merkezci Matrix’ini içine almayı kabul etmemesidir. Global liberalizm’in savunucuları, bildiğiniz malum çevreler, internetin merkeziyetsizlik ve açık kaynak gibi temel varsayımlarını yok sayıp, kendi köhnemiş sistemlerini adeta zombileşmiş bir oyun sonu canavarı gibi ayakta tutmaya çalışırken sürekli sahte para basarak canavarın yere yıkılışını geciktirmekteler. Web3 denilen teknoloji ile internet, aslına rücu edip bu yıkılışı hızlandırdı. Yıkılışın gerçekleşmesi için son hamleyi de Batı’nın Rusya’ya koyduğu yaptırımlar ile ona karşı gelen cevap hamleleri olarak gördük. 

Metaverse ya da Matrix neresinde bunun?

Ne kadar ters ve ikilem dolu görünse de yıkılmakta olan küreselci Batı merkezli liberal sistemin bütün olarak kaçabileceği bir 3D Metaverse yok. Bütünüyle oraya girerek tüm varlıklarını ve sermayelerini yıkılmadan önce sanal dünyalara (merkezci metaverse’lere, dev Matrix’lere) aktarmayı başaracaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Yanılmalarının sebebi, bugün dünyada değerli olarak gördüğümüz şeylerin, altın, ev, arsa, para gibi varlıkların gelmekte olan Web3 evreninde anlamını yitecek olmaları ve bunların yerine saf bilgiye dayalı yeni bir internetin kurulmakta olduğunu görememeleri. Fiziksel mal ve mülkün, parlak metallerin, eşyaların sadece kullanım değeri olanlarının anlamını koruyacağı, başka her türlü değer ve anlamlarını yitireceklerini bir an önce anlamalısınız. 

Sonuç:

Özetle, Spielberg’in yönettiği “Ready Player One” isimli filmde izlediğiniz gelecek gelmeyecek. Oradaki Oasis adlı Metaverse, belki Mark Zuckerberg’in hayali olabilir ama tanrıya şükür işler oraya varmayacak. İşler oraya varmadan önce Batı liberalizminin zahiri ve mistik dünyası olan Matrix yıkılacak. Yerini gerçek, dağıtık internet uygarlığı alacak.  Üstelik şu son ay bu yeni uygarlığın gelişini hızlandıran döneme de girdik. 

Referans:

1) Aleksandır Dugin, 30 Ocak 2022’de Nezygar isimli telegram grubuna yazdı bunları. Ben Rusça aslından dilimize çevirdim. Dugin, Uluslararası Avrasya hareketinin lideri sayılan bir yazar ve düşünür. 

Cemil Şinasi Türün

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, 2017'de Bilgi Üniversitesi'nde vermeye başladığı "Blokzincirleri ve Kriptoparalar" konulu dersini 2020 başından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte.
https://cemilturun.medium.com/

Yanıt verin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Blokzincirin ve kripto paraların, geleceği nasıl değiştireceğini bugünden öğrenin.
No coins selected
Bağlantıyı kopyala