Kredinin Protokol Olması Ne Demek? (Bölüm 2)

kredinin protokol olmasi ne demek bolum 2

TL;DR: Para ve kredi döngüsü bankaların verdiği bir hizmet olmaktan çıkıp, blokzincir teknolojisi ile protokol seviyesinde işleyen bir kamu hizmeti haline gelmekte. Kredi veren ve ödeme sistemlerini düzenleyen kamu hizmeti de protokoller seviyesinde oluşturulacak. Bu hafta iki bölümlük bir yazı dizisinin ikinci kısmını okuyacaksınız.

Protokol Ne Demek?

Önce bu kavramı hatırlayarak başlayalım. Protokol dediğim zaman benim kastettiğim, internet ağı üzerinde 7 gün 24 saat işleyen, önceden belirlenmiş kurallara göre otomatik olarak ve insan müdahalesi olmaksızın çalışan yazılım programlarıdır. Bugün kullandığımız e-mail sistemleri ve web sayfaları da bu şekilde protokol seviyesinde işleyen servislerdir.

Bir banka örneğin, bu şekilde işlemez. Mesai saati diye bir kavramları vardır, hafta sonu kapalıdır, ve asli işleri insanlar yerine getirir. Nedir asli işler dediğim? Bir bankanın asıl para kazandığı işler olan kredi verme, ayrıca kredinin kime verileceğine karar verme gibi hizmetler bankalarda yetkin ve eğitimli kişilerce yapılır. Hatta bir süredir Türk bankacılık sektöründe bu kararlar sadece genel müdürlüklerden verilmeye başlandı. Eskiden KOBİ’lere açılan kredilerde yetkiler şube müdürlerindeydi, ancak zamanla bunlar merkeze alındı.

Parasal hizmetler internet protokollerine transfer edildiğinde hem basit para transfer işlemleri bu protokoller dahilinde yapılacak hem de kredi verme kararları bu şekilde protokol bünyesinde verilecek. Şu anda kullandığımız blokzincir programları, token’lar vs. sadece birinci türden işlemler için tasarlanmış ve imal edilmiş. İkinci türden, yani kişi ve kurumlara kredi veren, kredi limitleri tanımlayan, skorlama yapan bir blokzinciri aplikasyonu veya protokolü henüz mevcut değil. Ancak bu tür protokollerin yazılmakta olduğunu ve yakında kullanıma gireceğini de söylemeliyim. Bu konularda çalışmalar an itibariyle dünyanın her yanında yapılıyor.

Kredi ve teminat protokolleri geliyor, para sistemleri ters-yüz oluyor

Tüketim yerine üretime endekslenerek; güç yerine güven; sigorta (insurance) yerine güvence (assurance), çokuluslu şirket yerine KOBİ ile geliyor. İşin özeti bu.

Kredi demek ileride para yerine geçecek bir söz demektir. Bugün parayı yaratan yapı, temelinde güce dayalı bir yapı. Muhasebe sistemi olarak kullandığı “double-entry book keeping”, ya da bizdeki şekliyle “çift kayıt muhasebe” sistemi, geçmiş yüzyıllarda dünyanın yeni keşfedilen bölgelerini sömürgeleştiren küresel imparatorlukların kullandıkları alacak/borç hesaplama biçimiydi. Aslen bir İtalyan buluşuydu, hatta Amerika kıtasını keşfeden Kristof Kolomb da bir Ceneviz idi, yani Cenova’lıydı ama onlar dünyayı denizlerden sömürgeleştiren bir ulus olmadılar.  Sonradan, 16.YY ve devamında yapılan coğrafi keşiflerde el konulan kıta ülkelerinde bu çift-kayıt sistemi kullanılarak yerli kabile insanları ve uluslar (haberleri bile olmadan) muhasebede borçlu hanesine kaydediliyordu. Alacaklı da Hollanda, İngiltere gibi sömürgeci milletlerin denizaşırı şirketleri (East India Company, Hudson Bay Company vb.), dolayısıyla da sömürgeci ülkelerin kralları ve kraliçeleri idi. 

2022’den sonra tüm bunlar ters-yüz oluyor ve güç kullanarak para ve kredi yaratmak yerine, tekrardan toprak ve üretime, küçük insan ve doğadan gelen eski yapıya dönülüyor. Yeni bilgi mimarisi ile artık şeffaflık ve açıklık dönemi başlıyor, tek tek ve tüm işlemlerin kaydedildiği, kayıtların da istenirse açık olarak herkesçe incelenebildiği evrensel tek kayıt muhasebe sistemine geçiliyor. Bu sisteme de genel olarak blokzincir diyoruz.

Bugün Batı medeniyeti diye adlandırdığımız yapıda şu özellikler var:

  1. Beşyüz yıllık bir sömürgecilik geçmişi üzerine inşa edilmiş olmak, 
  1. Para ve banka işlerinde karalar hukuku yerine sömürgeciliği haklı kılan denizler hukukunu kullanıyorlar. Örneğin bir Türk bankasının yöneticisi ABD’de sokakta yakalanıp hapise konulduğunda işlem bu özel hukuk çerçevesinde yapılmıştır, ülkelerin adalet normlarının üzerinde bir işlemdir. 
  1. İşine geldiğinde dilediği ülkelere saldırmayı kendisinde hak görüyor, bunu yaparken de haklı gerekçeler yerine oldu bitti yapıyor. Zaten özgür basını, bağımsız sesleri de son on yılda tamamen yok ettiler. 
  1. Ülkeler ve insanlar üzerinde kurabildiği sömürge uzantısı tahakkümünü, denizlerde ve havada (ve hatta uzayda) sağlamış olduğu askeri gücü ile desteklemeye çalışıyor. Yani hikayesini güç kullanarak, gençlerin kullandığı tabirle “bullying” ile ayakta tutmaya çalışıyor. 
  1. Batı, güce dayalı bu hikayesinin devamlılığı için merkezde bastığı paranın hala değerli olduğuna insanları inandırmaya devam etmek zorunda. Ancak artık bu inandırıcılığı hızla kaybolmakta. Rusya-Ukrayna savaşı da bu süreci hızlandırmış görünüyor.

Ekonomi ve insanlar arasında değiş-tokuş olmadan hiçbir sistem devamlılığını sürdüremez. Batı’nın hikayesinin inanılırlığını devam ettirebilmesi için de alış-verişin devam etmesi, gıdaların temini, ekonominin canlılığına ihtiyaç vardı. Bunu da dünya insanlarını, tek değerin kendisindeki yeşil kağıt paralar olduğu masalına inandırarak, modern sömürgecilik yaptığını gizleyip Hollywood filmlerinde ve sosyal medyada özgürlük satarak yapmaya çalıştı. Ama artık bu yolun sonuna gelindi…

Peki Ne Değişti?

Değişen en önemli şey, Batı sisteminin ekonomik sürdürülebilirliğini ayakta tutan karşılıksız para basma düzeninin inanılırlığını yitirmesidir. Artık insanlar dolar adı verilen hikayeye inanmıyorlar, bu hikayenin çok fazla ve karşılıksız dolar üretilmiş olduğu için yakında sona ereceğini düşünüyorlar. Çin başta olmak üzere ABD’nin güç odağı olarak uluslararası planda rakipleri de doların rezerv para özelliğini yok etmek için ekstra gayret içindeler. 

Bu arada bitcoin ve arkadaşları…

Tabii ki, 2009’da bitcoin ile başlayan blokzincir devrimi olmasaydı, ethereum, avalanche gibi protokoller, DeFi gibi kavramlar geliştirilmemiş olsaydı belki hikaye daha uzun sürebilirdi. Ama oyalama kampanyaları ve şovların artık sonuna gelindi. 

Ne var ki, bundan sonra yakın gelecekte yeni çalışmaların yapılmasına ihtiyaç var. Bitcoin ve ether’in değer saklama özelliği ve uluslararası varlık transferlerinin hızlı ve ucuza yapılabilmesi artık gerçekleşen değişime yetmiyor. Değişmelere ayak uydurulması ve üretimi destekleyecek şekilde küçük ve orta ölçekli şirketlere vadeli borç (kredi) verebilecek blokzincir yapılarının ortaya çıkması gerekiyor. Bunun zamanı geldi.   

Kriptopara uzayında bitcoin’in mucidi Satoshi Nakamoto bitcoin protokolünü tasarlarken güvenin (trust) yerine şifreleme yerleştirmişti. Transfer ve saklama protokolü için kriptoloji yani şifreleme kullanılması nedeniyle bu yeni tür varlıklara kripto-para diyoruz.

Diğerine, yani kredi blokzincirleri üzerinde yaratılacak varlıklara da söz gelimi, “söz-para”  (reputation-credit) diyelim. Repütasyon ve güvencenin bu yapıda çok önemi var; zamanla sistematik bir güvence mekanizmasının blokzincir ve internet, kısaca Web3 protokolleri arasında yerini aldığına tanık olacağız. 

Teminat meselesi

Bu konuyu geçen haftaki yazımda işlemiştim: Assurance kavramından bahsediyorum. Güvence veya teminat diye dilimize çevirebileceğim bu kavram önümüzdeki dönemde insurance yani sigorta kavramının yerine geçmeye aday olacaktır. Dolayısıyla güvencenin de yeni para/kredi protokolünün bir parçası olması gerekecektir

Özünde, sigorta negatif, güvence ise pozitif bir kavramdır. Birincisi bardağın yarısı boş derken ikincisi bardağın dolu tarafına odaklanır. Güvenceyi de sistematik olarak blokzincir protokolü içinde tanımlamak gerekecek. Bunu nasıl yapacağız diye sorarsanız, size sadece şunları söyleyebilirim. Güvence, sigorta gibi istatistiki bir kavram olmayıp, işin başında kredi verilecek yapıların taşıması gereken bir “attribute” (teknik özellik) olarak protokole dahil edilecektir.  Bu attribute, kredi talep eden yapının geçmiş performansını ve başkaca değişkenleri, örneğin sektör risklerini, iş alanının ne kadar stratejik olduğunu (tarım, eğitim, sağlık) gibi bilgileri de içerecektir.  Bunların neticesinde, protokol içerisinde kredi alanın tazmin havuzuna ödemesi gereken risk primi otomatik olarak hesaplanacaktır. Yani teminat miktarı, risk analizinin ve tazmin miktarının dinamik bir fonksiyonu olarak hesaplara dahil edilecektir. 

Sonuç özeti:

Protokol => [ödeme aracı] + [(vade & kredi) + (teminat miktarı = F(risk & tazmin)]

Cemil Şinasi Türün

Cemil Şinasi Türün

30 yılı aşkın tecrübesiyle fintech ve pazarlama dünyasındaki öncü isimlerden olan Cemil Şinasi Türün bilgisayar oyunlarından üç boyutlu sanal dünyalara kadar pek çok çalışmaya imza attı. Yerel ve uluslararası firmalar için kampanyalar hazırlayan Türün; teknoloji, blokzincir, kripto para ve dijital varlık konularında projeler üretti. Türün, 2017'de Bilgi Üniversitesi'nde vermeye başladığı "Blokzincirleri ve Kriptoparalar" konulu dersini 2020 başından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte.
https://cemilturun.medium.com/

Yanıt verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Türkiye'nin Uzman Kadrolu Kripto Haber Platformu
bitcoinBTC/TRY
436.157,10 TL 0,55%
ethereumETH/TRY
34.650,25 TL 2,58%
tetherUSDT/TRY
17,95 TL 0,08%
usd-coinUSDC/TRY
17,95 TL 0,03%
bnbBNB/TRY
5.732,44 TL 2,05%
cardanoADA/TRY
10,24 TL 2,52%
xrpXRP/TRY
6,82 TL 0,02%
binance-usdBUSD/TRY
17,95 TL 0,16%
solanaSOL/TRY
809,11 TL 3,25%
dogecoinDOGE/TRY
1,43 TL 7,96%
Bağlantıyı kopyala