FED’in Parasal Genişlemesi (QE) ve Bitcoin

Geçtiğimiz günlerde Fed’in açıkladığı 700 milyar dolarlık parasal genişlemenin ardından, uzmanlar ve yorumcular bunun başta Bitcoin olmak üzere kripto paralar üzerinde yapacağı etkiler konusunda tartışmalar başlattılar. Bazıları varlık fiyatlarının yükselmesiyle Bitcoin’in değerinin de artacağını ve bunun alım fırsatı olduğunu savunurken, bazıları da QE’nin varlık fiyatlarını desteklemesi çok muhtemel olsa da, bunun yakın zamanda fiyatların sürekli olarak yukarı gideceği anlamına gelmediğini düşünüyor.

Bu büyüklükte bir QE Programının (ve 23 Mart günü yeni açıklanan sınırsız varlık alımı programının) Bitcoin’e eninde sonunda olumlu yansıyacağını düşünenlerin argümanı basit: Eğer hükümetler piyasaya milyonlarca dolar sürebiliyorsa bunun bir kısmı eninde sonunda kripto paralara yönelecektir; ayrıca, parasal genişlemeyle devletlerin para arzıyla istediği gibi oynayabildiği fakat Bitcoin’in arzının sabit kaldığı ortamlar, insanların yatırım tercihlerini Bitcoin lehine çevirmesine yol açacaktır. Bu noktada, bazı ekonomistlerin az bulunurluluğun bir şeyi değerli kılmak için tek başına yeterli olmadığı ve asıl ihtiyaç duyulan şeyin likidite olduğu şeklinde düşündüğünü eklemek gerekiyor.

Ekonomist ve yazar Frances Coppola,  QE ve Bitcoin arasındaki korelasyona dikkat çekiyor ve geçtiğimiz on yılda QE’nin Bitcoin’in fiyatının yukarı gitmesine yardım ettiğini söylüyor: “QE varlık fiyatlarını genel olarak yukarı çeker ve bunun içinde Bitcoin gibi yeni alternatif varlıklar da yer alır”. Coppola, Bitcoin’in ana finansal akımla bir korelasyonunun olmadığı görüşünün piyasalarda yaşanan son gelişmelerle (özellikle Bitcoin ile S&P 500 Vadelileri arasındaki) artık geçersiz olduğu görüşünde. Ancak,  QE ve Bitcoin arasında böyle bir korelasyonun olmadığını iddia eden ekonomistler olduğunu da belirtmek gerek. Ama bu noktada dahi,  Bitcoin’in kendine mahsus değerinin zaten korelasyonu olmayan bir varlık olmasıyla ilgisi olduğu ve fiyatının merkez bankaları politikaları ve finansal sisteme bağlı olmadığı, dolayısıyla da bazen aşırı olabilecek parasal genişlemelere karşı mükemmel bir hedge olacağı yönünde görüşler oldukça fazla. Bitcoin’in QE gibi makro faktörlere tepki vermeyeceğini tam tersine fiyatını etkileyen az sayıda insan olduğundan makro değil, mikro faktörlere cevap vereceği yorumları da dikkate değer.

“Bitcoin Yüksek Getirili Bir Üründür”

Parasal genişlemenin yaratacağı enflasyon konusunda olumsuz düşünmeyen Coppola, “gelişmiş ülkelerde para miktarının arttırılmasının hiperenflasyona yol açacağı” fikrinin yanlış olduğunu düşünüyor. Verilere göre, merkez bankaları 2009-2015 yılları arasında üç kere parasal genişlemeye gittiler ve bu sürede S&P 200% den fazla yükseldi ve Boston Consulting Group’a göre de 2008’deki son finansal krizden beri, QE, küresel özel servetin 2/3 oranında büyüyüp 166 triyon dolara ulaşmasına yardım etti. Coppola’nın “QE’nin hiperenflasyon yarattığına dair kesinlikle bir kanıt yoktur. QE’nin yaptığı şey, yatırımcıları yüksek getirili varlıklara doğru itmektir- ve son derece dalgalı olsa da Bitcoin yüksek getirili bir üründür” görüşü bu resmi destekler nitelikte.

Diğer taraftan yaşanan kriz sebebiyle Fed’in aldığı önlemlerin aslında piyasaları stabil etmek yerine nakde doğru büyük bir kaçış başlattığı görülüyor. Faizlerin 0.0%-0.25% seviyelerine kadar düşmesi yatırımcıları düşündüren konulardan. EToro analisti Simon Peters’e göre böyle durumlarda yatırımcılar kolaylıkla “ bu kadar nakdim var bir de bu parasal arzın artmasıyla ne yapmalıyım nereye yatırmalıyım” diye düşünebilirler. Peters şöyle ekliyor: “ Paranın devalüe olduğu bu tip durumlarda nakit tutmak avantajlı değildir, çünkü satın alma gücünüz kaybolur, o zaman ne yapılmalı? Bitcoin benzerleri ve diğer kripto varlıklar bu durumdan potansiyel olarak faydalanabilir”. Yine kripto paralar lehine olmak üzere, bazı analistler para arzındaki değişikliğin nisbi fiyatlarda yarattığı değişikliği inceleyen teorilere işaret ederek, hisse senetleri ve gayri menkul gibi varlıkların aşırı fiyatlanmasının, Bitcoin gibi varlıkların zamanla daha çekici olması anlamına geleceğini öne sürüyorlar.

Celsius Network CEO’su Alex Mashinsky’e göre, son zamanlarda ana akım finans sisteminde olanlar, Bitcoin’in hala bir sigorta olarak görülmesini sağlıyor. Merkez bankalarının parasal genişleme yapmalarını, “daha dün var olmayan parayı basıyorlar ve herkese veriyorlar. Fakat bu hastalık yüzünden 5 milyon Bitcoin daha basacağız veya tekrardan seçilmek istiyoruz o yüzden bir 10 milyon daha basacağız diyemezsiniz”  şeklinde yorumluyor.

Bankaların Sermaya Yeterliliklerinin Yükseltilmesi Gerekiyor

Parasal genişlemenin piyasalarda istenen etkiyi yaratmada işe yaramayacağını savunan bir isim ise,  Wyoming eyaleti blokzincir regülasyonunun arkasındaki ve şimdilerde Avanti Financial Group’un CEO’su Caitling Long. Uzun zamandır Federal Open Market Committee’sini (FOMC/ Federal Açık Piyasa Komitesi) eleştiren Long, bankaların sermaye yeterliliklerinin yükseltilmesinden yana. “Tarih FOMC’nin bankaların sermaye yeterliliklerini genişletmesini affetmeyecektir; merkez bankaları her zamanki aynı oyunu oynuyorlar ve işe yaramıyor” diye düşünüyor. Normalde aylara yayılmış bir QE’nin şimdilerde sadece bir günde yapıldığını ve geçen haftaki düşüşten sonra ilk defa Bitcoin aldığını (bunun kesinlikle bir tavsiye olmadığının altını çizerek) çünkü özellikle karşı tarafın ödeme gücü olup olmadığını bilmediğinde Bitcoin gibi herhangi birine ait borç senedi (IOU)  olmayan bir varlığı tercih edeceğini belirtiyor.

Diğer taraftan bu büyüklükteki parasal genişlemeyle, Bitcoin yarılanması arasındaki ilişki de en çok vurgulanan noktalardan. Geleneksel finans sisteminin parasal genişlemeyle gittiği yönle, iki ay içinde 50% azalacağı göz önüne alındığında, Bitcoin’in yönünün ne kadar farklı olduğu ortada. Fintek sektörü çalışanı Alex Blum durumu şöyle özetliyor: “ ABD hükümeti bir trilyon dolar daha bastığında bunun uzun vadede enflasyon ve paranın zayıflaması gibi sonuçları olacaktır. Diğer tarafta bizim hala 21 milyon kullanılabilir Bitcoin’imiz olacak, her zaman”.

Sonuç olarak yaşanan kriz nedeniyle kısa ve orta vadede piyasaların yönünü doğru tahmin edebilmek her kesim için oldukça zor olsa da Bitcoin öncüleri gerek yaşanan likidite bolluğu ve sonrasında beklenen varlık fiyatlarının yükselmesinin gerekse Bitcoin’in sınırlı miktarda olmasının yatırımcıların kripto paralara duydukları ilgiyi günümüz şartlarında dahi azaltmayacağı görüşündeler.

Bu yazı 25 Mart 2020 tarihinde yayınlandı.

Haftalık E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyor, spam yapmayacağımıza söz veriyoruz...

Didem Kurunç

İEL ve İşletme Fakültesi mezunudur. ABD’de yüksek lisans (MSc in Finance) eğitimini onur derecesiyle bitirmiştir. Bir süre özel sektörde finans alanında çalışmış ve finans dalında doktora eğitimini tez aşamasına kadar devam ettirmiştir. Eğitim, finans ve finansal okuryazarlık ilgi alanları arasındadır ve bu konularda bağımsız danışmanlık yapmaktadır.

https://www.btchaber.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© Copyright 2016 - 2020 BTCHaber. Tüm Hakları Saklıdır.

Share via
Copy link
Powered by Social Snap