DeFi Piyasalarının Düzenlenmesi, Mi?

Abone Ol:google-news
0
16/06/2021

“Aracıların olmadığı bir sistem herkesin kendi başının çaresine baktığı Hobbes’çu bir pazar yeridir” diyor, ABD Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) üyesi Dan Berkovitz 8 Haziran tarihli bir forumda. Kastettiği İngiliz filozof Thomas Hobbes’un toplum sözleşmesi öncesi doğa durumu düzeni olsa gerek. Her ne kadar görüşlerin kendisine ait olduğunu, kurumu bağlamayacağını belirtse de DeFi (Merkeziyetsiz Finans) sektörünün benimsenmesi ve büyümesi için diğer düzenleyicilerin, hukukçuların ve yasa koyucuların bu benzetmeyi abartılı bulup ona göre aksiyon almamalarını ummak gerekir.

Söylemde neler var?

Berkowitz söze DeFi’ın, CFTC’nin ve tüm küresel finans sistemin karşılaştığı iki yeni zorluktan biri olduğunu (diğeri iklim değişikliği!) söyleyerek başlıyor. Büyüyen sektöre atıf yaparak finansal aracılar üzerine kurulmuş mevcut finansal sistemi bozmanın kamuya faydasının olup olmayacağını sormalıyız, diyor. Bankalar, borsalar, vadeli işlem komisyoncuları, varlık yöneticileri gibi aracıların yüzyıllardır geliştirdikleri finansal hizmetlerle, finans piyasalarını ve yatırım yapan halkı nasıl desteklediklerini ve sağladığı faydaları sıralayıp, işler ters gittiğinde yasal olarak bundan sorumlu olduklarını vurguluyor.

ABD finans sisteminin gücünün önemli bir sebebinin ABD piyasalarına yatırılan paraya sağlanan koruma ve bunun da regüle edilmiş aracı kurumların müşteri fonlarını koruma yükümlülüğüne bağlı olduğunu öne sürerken, hem aracısız hem de düzenlenmemiş bir sektör olan DeFi’ın “kötü bir fikir” olduğunu düşünmesine şaşırmamak gerekir. Aracı kurumların sağladığı koruma ve faydaların olmadığı bir DeFi sisteminde, dolandırıcılık, manipülasyon, kara para aklama, mevduatların yok olması, tazminatsızlık gibi her türlü kargaşa mümkün olabileceği için insanları bu “Hobbes’çu piyasanın” farkında olmaları için uyarıyor.

Aracı kurumların olmaması bir tarafa, meşruluk sorunu da var kendisine göre: Regüle edilmemiş türev araçlar sunan DeFi piyasalarının bu ürünlerin alım satımını düzenleyen yasaya (CEA) göre legal olamayabileceğini, DeFi piyasaları, platformları veya web sitelerinin kayıtlı olmamalarını ve aslında yasanın dijital para birimleri, blokzincirleri veya akıllı kontratlar için herhangi bir ayrıcalık tanımıyor olmasını da ikinci problem olarak görüyor.

Ve son olarak rekabet konusu şöyle değerlendirilmiş: Düzenlenmemiş, lisanslanmamış bir türev piyasasının tamamen regüle ve lisanslı bir türev piyasasıyla yan yana rekabeti sürdürülemez, adaletli olmaz diyor. Gölge bankacılık tecrübesinin öğrettiği şeyin, aynı piyasadaki düzenlenmiş ve düzenlenmemiş iki kurum arasındaki rekabetin sonucunda, regüle edilmiş kurumların baş edebilmek uğruna ya daha yüksek getiri için daha fazla risk almaları ya da daha az regülasyon talep etmeleri olduğuna dikkat çekiyor; bu iki durumun finansal sistem için yarattığı riskler nedeniyle de DeFi’ın düzenlenmiş piyasalarla doğrudan rekabet halinde düzenlenmemiş bir gölge finans piyasası haline gelmesine izin vermemeliyiz, der Komisyon üyesi.

Neden?

Blokzinciri ve kripto paralar sektörü hızla büyürken düzenleyicilerin alanına giren konu başlıklarının sayısı hızla artıyor ve özellikle DeFi piyasalarındaki gelişmelerin, yeniliklerin hızına yetişmeleri pek mümkün görünmüyor.

DeFi platformları ve projeleri kripto para birimlerini ve akıllı kontratları kullanarak kredi, mevduat, türev gibi geleneksel finans araçlarını, küresel olarak herkesin aracılar olmadan kolayca erişebileceği bir şekilde yeniden ve yenilerini katarak yaratıyor. Merkezi bir otorite olmadan ve aracı kurumlara ihtiyaç duyulmadan kullanıcılar yazılım protokolleri sayesinde özgürce işlem yapabiliyorlar, amaç da bu zaten.

Bu haber sitesinde Sayın Sert’in DeFi hakkında çok güzel açıklayıcı yazıları mevcut. Nihayetinde DeFi platformlarında toplam kilitlenen varlık değeri bir sene evvel 1 milyar dolar iken bugün 60 milyar dolara gelmiş durumda. Diğer taraftan yüzlerce proje ve topluluk bu sektörü desteklerken son zamanlarda risk sermayesi şirketlerinin de ilgisinin ve yatırımlarının bu sektörde olduğu söylenebilir.

Kullanıcılara sunulan bu özgürlüğün bedeli de yok değil: volatilite, hacklenme, siber ataklar, manipülasyon, dolandırıcılık, kötüye kullanma gibi durumlar karşısında yatırımcıların başvurabileceği ve düzenleyici kurumların sorumlu tutacağı bir mevki yok. Müşteri fonlarının kaybına ve sistemik riske karşı koruduğu düşünülen sermaye ve likidite şartları yok; AML veya kimlik doğrulama gibi düzenlemelerde genel bir uygulama yok.

Tüm bu sebeplerden dolayı DeFi piyasalarını düzenlemek, otoriteler için kripto para alım satım platformları gibi daha uyumlu çalışan hizmet sağlayıcılarını düzenlemekten daha zor bir konu. ABD içinde tüm düzenleyici kurum üyelerinin CFTC komisyon üyesi kadar sert yaklaşmaması da ortak bir karar verilmesini engelliyor olabilir: Örneğin kripto yakınlığıyla bilinen SEC üyesi Hester Pierce’in DeFi’ın gelişimi için hoşgörülü bir vizyonun önemini sıkça vurguladığı görülüyor.

Dış çevreye bakıldığında WSJ’de hala kripto paralar yasaklanmalıdır, başlıklı bir yazı (daha sonra WSJ bu yasakçı anlayışı kınadığını açıkladı) ve New York Times’da Paul Krugman’ın bitcoin ve akrabalarının anlamlı bir ekonomik rolü olmadığını iddia ettiği makale gibi örneklere rastlamak mümkün. Diğer taraftan kripto paralarla ilgili hizmet ve ürün sağlayıcıların lobi çalışmalarının Washington’da hızlandığı ve maddi-manevi ciddi çaba sarf ediliyor olması da olumlu gelişmelerden sayılır.

Küresel yaklaşımlara bakıldığında FATF’in Mart ayında yayınladığı, sektörde kısıtlamalardan bahseden bir rehber yayını bulunmakta ve FinCen’in öngördüğü yeni kurallar mevcut. Yakın zamanda da Dünya Ekonomik Forumu WEF önce DeFi’ın bir “hype” olup olmadığını anlatan ve sonra DeFi düzenlemeleri konusunda nasıl politikalar oluşturulabileceğini açıklayan iki serilik raporlar yayınladı.

Kripto para sektörü geliştikçe taraflar arasında yaşanan tartışmaların DeFi sektörüne de uzanması ve benzer açıklamalar gelmesi doğaldır. Düzenleyici kurumların geleneksel finanstaki aracılar için yapılmış kuralları, aracının olmadığı yeni bir sisteme nasıl uyarlayacakları, sınırları veya tüm bunların gerekli olup olmadığı soruları DeFi sektörü ve düzenleyiciler arasında kapanması zor bir boşluk yaratıyor. Bu kurumların kullandıkları şablonu değiştirmeleri ve DeFi trendini destekleyecek yenilikçi politikalara açık olmaları beklenirken, DeFi geliştiricilerine de uyum/merkeziyetsizlik çizgisinin ne tarafında olmak istendiğine bağlı olarak sektörün büyümesi için çözümler sunabilen projeler, protokoller geliştirmek sorumluluğu düşmekte; zira Hobbes’un toplum sözleşmesi sonrasına denk gelecek tek bir mutlak hâkimin olması DeFi piyasaları için en az sözleşme öncesi doğa hali benzetmesi kadar olumsuz durmaktadır.

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Diğer 1.044 kişiye katılın ve bugün bizimle kripto para yolculuğunuza başlayın.

Asla istenmeyen posta göndermeyeceğiz ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayacağız.

Didem Kurunç

İEL ve İşletme Fakültesi mezunudur. ABD’de yüksek lisans (MSc in Finance) eğitimini onur derecesiyle bitirmiştir. Bir süre özel sektörde finans alanında çalışmış ve finans dalında doktora eğitimini tez aşamasına kadar devam ettirmiştir. Eğitim, finans ve finansal okuryazarlık ilgi alanları arasındadır ve bu konularda bağımsız danışmanlık yapmaktadır.

https://www.btchaber.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 265.514,33 TL 3,81%
ethereum
Ethereum (ETH) 16.102,92 TL 7,06%
tether
Tether (USDT) 8,59 TL 0,17%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 2.408,53 TL 6,17%
cardano
Cardano (ADA) 9,71 TL 7,17%
usd-coin
USD Coin (USDC) 8,59 TL 0,35%
xrp
XRP (XRP) 4,71 TL 3,44%
dogecoin
Dogecoin (DOGE) 1,53 TL 8,59%
polkadot
Polkadot (DOT) 99,56 TL 8,35%
binance-usd
Binance USD (BUSD) 8,68 TL 0,68%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap