2021’de Blokzincir ve Kriptopara Trendleri

Abone Ol:google-news
0
13/01/2021

2021’in ilk yazısı ile herkese merhaba… Ve gecikmeli de olsa herkese mutlu ve sağlıklı, güzel bir yıl diliyorum.

Yeni yıla piyasa nasıl başladı? 

Kriptopara piyasası son yazımın yayınlandığı 25 Aralık’tan bugüne bambaşka bir noktaya geldi. Bitcoin’in piyasa değeri bu yazının hazırlandığı tarih itibariyle (12 Ocak) 638 Milyar USD’nin biraz üzerinde olurken Bitcoin, dünyadaki finans devlerinden çok daha yüksek bir piyasa değerine ulaştı. Hatta global şirketlerle kıyaslandığında an itibariyle Facebook’tan sonra en değerli oluşum haline gelmiş durumda.

Christmas tatili, yılbaşı ve akabinde takip eden hafta içinde kurumsalların önderlik ettiği alımlarla fiyat her geçen yeni bir En Yüksek Seviye (ATH)  görerek 42 Bin USD sınırlarına kadar geldi. Bu dönemde borsaların çoğunlukla OTC masalarından yapılan yüklü alımlar sonrası bu varlıkların saklama cüzdanlarına çekilmesi,  alımların kurumlar tarafından yapıldığı yorumlarını beraberinde getirdi. Bu arada ABD tarafından ilginç regülatif gelişmeler de yaşandı:

SEC’in Ripple soruşturması üzerine New York savcısı Ripple’in kurucularına yasadışı menkul kıymet satışı kapsamında dava açarken, yine SEC tarafından Tether’den bastığı stablecoin’lerin karşılığındaki varlıklarının ispatına ilişkin dokümantasyon talep ederek 15 Ocak’a kadar süre verildi. Aynı şekilde FinCen’in stablecoinlere yönelik bir regülasyon hazırlığı içinde olduğu haberleri de çıktı. Ancak asıl beklenmedik haber OCC’den geldi ve bankalara ödeme altyapıları için blokzincir platformlarını kullanabileceği, hatta ödemelerin stablecoinler ile yapılmasına dair izin verilebileceği açıklandı. Bunlar tabi piyasalarda yukarı yönlü trendi kuvvetlendirdi.

Bu süreçte bir yandan borsalardaki kripto varlıkların hareketleri takip edilirken dolar endeksinin global olarak düşmesi de özellikle enflasyonist etkiden korunmak isteyen kurumsal yatırımcıların Bitcoin’e yönlenmesini tetikledi.

Kurumsal yatırımcı için alım motivasyonunun özellikle korunma amaçlı olduğunu söylemişken bu noktada kurumların nasıl bir fiyat beklentisi olduğunu belki tartışmakta fayda var. 2020 yılında kurumsal bitcoin alımlarında meşaleyi önde götüren Micro Strategy aynı zamanda en yüksek miktardaki alımı olan üçüncü tranş Bitcoin işlemlerini,  geçtiğimiz haftalarda yükseliş trendinin hemen başında ortalama 16 Bin USD maliyet ile yapmıştı. Ancak yükselen piyasada fiyatı daha da tırmandırarak yapılan alımların şirket varlıklarını koruma amacıyla yapıldığını söylemek bu aşamada güç. Bunun iki sebebi olabilir : 1) fiyatın daha üst seviyelere ulaşacağı beklentisi ile uzun vadeli yatırım amacıyla, veya 2) kısa vadeli spekülatif amaçla. Bu noktada da şu soru akla gelir: fiyatın 42 Bin USD seviyelerinden geri gelmesine neden olan satış baskısı kimlerden geldi? Analizlere bakılırsa kar realizasyonu yapan madenciler yoğun satışlara başlayarak fiyatın aşağı gelmesine, bunun da bazı bireysel yatırımcılarda FUD etkisi yaratarak satış dalgasına katılmalarına neden oldu.

Bitcoin ile ters yönde hareket eden global dolar endeksinin son günlerde yükselişe geçmesi ile Bitcoin fiyat seviyesi de aşağılara geldi. Önümüzdeki dönem Biden’in göreve gelmesi ile birlikte Biden yönetiminin kriptoparalara karşı yürüteceği politika önemli bir etken olacak, ancak seçim vaadi olarak daha fazla paranın basılarak yeni bir stimulus paketinin hayata geçecek olması, bu ödemelerin bir kısmının kriptopara piyasalarına akacağı beklentisini yaratırken diğer yandan yeni basılan paraların yaratacağı enflasyonist beklentilerin yine kurumsalların BTC yatırımlarını da artırabileceği ihtimali düşünülüyor.

2021 Trendleri 

2021, kriptopara piyasalarına hızlı bir başlangıç yapmışken bu yılın blokzincir ve kriptopara ekosisteminin trendlerini şahsi görüşüme göre aşağıdaki başlıklar altında topladım:

1-DeFi

2020’nin 2. çeyreğinden itibaren çok hızlı bir şekilde büyüyen DeFi ekosistemi, likidite madenciliği, borç alıp verme, merkeziyetsiz borsaların ve platformların governance tokenları ve gelir hasadı mekanizmaları ile fiat paralara göre çok daha yüksek getiri oranları sunması nedeniyle geleneksel finansa alternatif arayan yatırımcılar için cazibe odağı oldu. Her ne kadar kopyalanan, çatallanan ve ortalığı bir mutfak tezgahı ortamına çeviren birbirinin benzeri birçok proje mantar gibi türese de yıl sonuna doğru bazı protokollerde birleşmeler, satın almalar görmeye başladık. Henüz deneysel aşamada olan ve denetimi, kontrolü sınırlı, bu nedenle hacklenmeye ve suistimale açık uygulamalara rastlasak da,  DeFi üzerindeki belirli projelerin ileride çok daha geniş kitlelere hitap edecek yapıda kullanıcı arayüzleri ve erişim kolaylığı ile geleneksel finansa alternatif olma yolunda gittiğini söylemek mümkün. Günümüz Merkez Bankaları’nın keyfi para basmalarına karşın, arzını algoritmik olarak düzenleyen ve bu sayede yatırımcısını korumaya çalışan projelerin fikir olarak yeni para politikalarına esin kaynağı olabilmesi de mümkün görünüyor. DeFi ekosisteminde günümüz itibariyle toplam kilitli varlık miktarı 20 Milyar USD’nin üzerinde. Bu rakam kriptopara piyasa büyüklüğünün ufak bir kısmını oluşturuyor olsa da yenilikçi, inovatif ve merkeziyetsizleşmeye doğru evrilen projeler sayesinde her geçen gün kullanıcı sayısı ve hacmin arttığını, protokollerin kodlarında çıkan hatalar sayesinde sistemin kendi kendine öğrendiğini gözlemliyoruz.

2-NFTler

2020 yılında yıldızı parlayan bir diğer kripto uygulama alanı da NFT’ler oldu. Dijital ortamda yaratılan sanat eserlerinin tekil/değiştirilemez kriptoparalar ile eşleştirilerek, yine bu eserlerin satıldığı platformlarda yüksek fiyatlardan alıcı bulduğunu gördük. Hatta bir Türk kripto sanatçısı Murat Pak crypto art piyasasında şimdiye kadar NFT satışından 1 Milyon USD karşılığı ETH kazanan ilk sanatçı olarak yılın sonlarına doğru ekosistemin gündeminde yer aldı. Sadece dijital sanat değil, koleksiyon amaçlı dijital kartlar, oyun karakterleri, hatta sanal dünyada oluşturulan platformlardan arsa, ev vs gibi varlıkların da karşılığında bu NFT’lerin yüksek fiyatlarla el değiştirdiğinde tanık oluyoruz. 2021 yılında bu alanın giderek büyüyeceği ve yeni akımlar oluşturacağı bekleniyor

3-CBDC’ler

Merkez Bankaları Dijital Paraları her ne kadar blokzincir ekosisteminde bir başlık olarak kendine yer bulsa da devletlerin dijital para uygulamalarının açık  blokzincir ağları  üzerinde geliştirilip geliştirilmeyeceği halen bir tartışma konusu.

Merkez Bankalarının, ve dolayısıyla devletlerin dijital paralara geçme arzusundaki temel dürtünün nakitsiz toplum yaratma isteği olduğunu görüyoruz. Her ne kadar bu çalışmalar Pandeminin beraberinde getirdiği yeni dijital normların bir uzantısı gibi görünse de Pandemi aslında bu kurguların daha hızlı bir şekilde hayata geçirilmesindeki itici faktör oldu. Christine Lagarde’ın IMF başkanı olduğu dönemlerden başlayarak sık sık dile getirdiği dijital para uygulamaları aslında gelişmekte olan kriptopara ekosisteminin ileride devletlerin egemenlik güçlerinden biri olan para basma hakkının zayıflatabilmesi ihtimaline karşılık bir tedbir olarak öne çıkıyor. 2019 yılında Libra’nın (yeni adıyla Diem) “ben kendi kriptoparamı çıkaracağım” duyurusu ile bu konu bir anda devlet gündemlerinde üst sıraları almaya başlarken pandemi süreci bu uygulamaların hızlı bir şekilde hayata geçmesi gerektiğini ortaya koydu.

Nakitsiz toplum ile hedeflenen tabi ki sadece nakit paraların el değiştirmesi sırasındaki hijyen olmayan durumları engellemek değil, öncelikle tüm işlemlerin devletin gözetiminde bir kayıt altına alınması. Bu çok mu kötü? Aslında tabii ki değil. Böylelikle kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınacak ve beraberinde getirilecek daha adil bir vergilendirme düzeni ile sürdürülebilir güvenilir bir maliye politikası oluşturmak mümkün olacak. Aynı zamanda günümüzde gecikmeli olarak hesaplanan bir takım makroekonomik verilerin anlık takibi, ve böylece de ekonomi yönetimleri tarafından gerektiği durumlarda hızlı bir şekilde tedbir alınması da mümkün olacak.

Diğer yandan bankacılık sektörünün yetersiz kaldığı, yüksek maliyet ve gecikmelerle yapılan para transferleri ve ödemeler için de dijital para uygulamaları hızlı ve düşük maliyet açısından eşsiz bir alternatif sunuyor. Ülkemizde bankacılık sektörünün teknolojik altyapısı dünyadaki birçok ülkeye kıyasla tartışmasız kusursuz denebilecek bir seviyede. TCMB’nin BKM ile hayata geçirdiği Fast Ödeme Sistemi sayesinde artık EFT’ler bile anlık olarak hesaba geçebiliyor. Amerika ve Avrupa’da ise bu sistemler bu kadar gelişmiş olmadığı için, bu coğrafyalardan hızlı ve ucuz para transferi imkanı sunan çok başarılı fintechlerin çıktığını görüyoruz.

Burada asıl merak edilen konu: MB Dijital paralarının ne kadar şeffaf ve mahremiyet odaklı olacağı. Vatandaşlık haklarının önemini gözeten medeni ülkelerde bu uygulamaların şeffaf olması beklenebilir. Ancak her ülkenin bu açıklıkta veri paylaşımı konusunda istekli olmayabileceğini tahmin edebiliriz. Şu an 5 eyalette cüzdan kullanımını hayata geçiren Çin ve testlere başladığını duyuran İsveç dışında somut bir proje henüz duyulmadı.

Bir yandan da bazı ülkelerin çeşitli blokzincir platformları ile görüşmekte olduğu bilgileri geliyor. Mesela Fransa Tezos platformu ile çalışmalarını sürdürürken geçtiğimiz günlerde Cemil Şinasi Türün’ün  bir Twitter paylaşımına göre TCMB’nin de Avalanche ile görüşmeler içinde olduğunu görüyoruz.

OCC’nin banka ve finans kuruluşlarının blokzincir uygulamalarını adapte etmesi ve stablecoin kullanımlarına ilişkin onay vermesi aslında FED’in dijital dolar çalışmaları konusunda ümidi kesmesi anlamına mı geliyor, düşünmek lazım.

4-Tokenizasyon

Asla alım gücünüzün yetmeyeceği bir şeye sahip olabilme fikri size nasıl geliyor? NFT olarak da kendisine uygulama alanı bulan tokenizasyon mekanizması işte bunu sağlayabiliyor. Nadir bulunan bir koleksiyon parçası, antika araba, pahallı saatler, sanat eserleri ve aklınıza gelebilecek daha pek çok şeye sahip olabilirsiniz. Nasıl mı?

Geçen haftaki yazımda bunu detayı olarak anlattığım için buraya sadece özet olarak geçeceğim. Öncelikle şu anda buna yasal mevzuat çerçevesinde izin veren ortamlardan veya uygulamalardan deneyimlemenizi öneririz. Bu bağlamda Lichtenstein mevzuat olarak piyasa dostu bir yasa yürürlüğe koydu. Hisse tokenları başta olmak üzere iştirak, kar zarar ortaklığı, sahiplik değişikliği ve hakların devrini sağlayan token türleri ile ihraç edebileceğiniz, blokzincir üzerine taşınmış özel amaçlı şirket hisselerinin arzı ve ikincil piyasalarda alım satımı mümkün olabilmektedir. Böylelikle fiziki olarak alım gücünüzün yetmeyeceği bir eşya, eser veya araç üzerinden pay sahibi olacağınız, haklarınızın akıllı kontratlarla bu token paylara bağlandığı  ve korunduğu teknolojik çözümlerin 2021 yılında daha fazla uygulamaya alınacağını göreceğiz.  Özellikle KOBİ’lerin hızlı ve alternatif finansman olanaklarına erişebilmesi açısından bu tür uygulamalara yönelik mevzuatların yürürlüğe konması ekonomik ve sosyal refah için de önem arz ediyor.

5-Birlikte çalışabilirlik

En basit anlamı ile farklı protokollerle çalışan blokzincirlerin birbirleri ile konuşabilmesi denebilir birlikte çalışabilirlik için. Yani iki farklı blokzincir ağı arasında veri akışını mümkün kılacak köprü vazifesi gören platformlardan bahsediyoruz. 2021 yılında bu platformların daha fazla uygulama alanı bulacağı tahmin ediliyor.  Sadece kriptopara blokzincirleri veya DeFi cüzdan uygulamalarının birbirleri ile etkileşimleri değil, aynı zamanda kurumsal blokzincir platformlarının da uçtan uca çözüm sunabilmesi açısından bu geliştirmelerin yapılması gerekiyor. Özellikle ticaretin finansmanı, lojistik, tedarik zinciri gibi çok farklı partiler tarafından farklı tanımlardaki veri girişlerini gerektiren bu yapılarda uçtan uca tüm partileri kapsayan tek bir network kurgulanabilmesi hem rekabet, hem maliyet, hem de altyapı sorunları nedeniyle mümkün olamamaktadır.

Lojistik örneğini ele alalım. Ülkeler arası yapılan ticarette malın nakliyesi sırasında bir çok parti devreye girmektedir. Kara taşımacılığının yanında mutlaka deniz veya hava taşımacılığı olabilmekte, malın her uğradığı noktada depo/antrepo hizmeti alınması gerekebilmektedir. Bunun yanısıra ülkelerin gümrükleri, sigorta işlemleri, liman belgeleri, konşimento vs derken tüm bu verilerin aynı standartlarda, aynı ağda kaydedilmesi gerçek hayatta uygulanması zor ve meşakkatli bir iş haline geliyor.  Bu hizmetleri uçtan uca çözmek için yola çıkan ve önemli bir noktaya ulaşabilmiş çözümler günümüzde var. Ancak bunların global anlamda kapsayıcı hale gelmesi, yukarıda bahsettiğimiz maliyet ve rekabet unsurlarının yanında bir de partilerin teknolojik açıdan eşlenik olmalarını da gerektirdiğinden oldukça zorlaşıyor. Bu noktada lojistik zincirinin belirli süreçlerini blokzincir üzerinde hali hazırda gerçekleştiren platformların birbiri ile konuşabilmeleri aslında uçtan uca çözüm sağlamanın yanı sıra mutabakat, sürecin şeffaf takibi, hız ve maliyet tasarrufu gibi bir çok konuda avantaj sağlayacak. Aynı şekilde sağlık kayıtlarının da tutulduğu bağımsız ağların birlikte çalışması sayesinde klinik bulgu sonuçlarının takibi, ilaç güvenliği, özellikle pandemi gibi olağanüstü koşullarda hasta verilerinin şeffaf bir şekilde takip edilebilmesi, aşı tedarik zincirlerinin uçtan uca kurgulanabilmesi mümkün olabilecek.

2021’de kurumsal adaptasyon ve bankalar ile finans kuruluşlarının kripto varlık saklama hizmetlerinin artarak devam edeceğini söyleyebiliriz. Diğer yandan stablecoin’ler başta olmak üzere yasa koyucuların cüzdanlar üzerinden KYC zorunluluğu gibi borsalara getireceği regülatif düzenlemelerine de sık rastlayacağımız bir bir yıl olacak.

Aynı şekilde  bu yıl regülatif düzenlemelerin yaygınlaşması ile birlikte kripto varlıkların muhasebesel kayıt standartlarının oluşturulmasına dair çalışmaların da başlaması beklenti dahilinde olabilir. Mass Mutual ile başlayan akımın emeklilik fon yönetimi şirketleri tarafında da benimsenerek portföylerine Bitcoin alımı yapan benzer oluşumları da görebiliriz. Hatta ve hatta bir de bakarsınız Bitcoin, ülkelerin MB rezervlerinin de bir kısmını oluşturmaya başlamış. Bu durum muhakkak ciddi bir paradigma değişikliğini de beraberinde  getirir.

Size göre bu yıl kriptopara ve blokzincir ekosistemindeki  önemli trend veya başlıklar ne olacak? Türkiye’de özellikle hangi konularda gelişme sağlayabileceğiz? Değerli görüşlerinizi sosyal medya hesaplarım üzerinden paylaşın, birlikte konuşalım, tartışalım.

Mutlu ve sağlık dolu bir yıl olsun!

BTCHaber E-Posta Bültenine Abone Olun!

Diğer 931 kişiye katılın ve bugün bizimle kripto para yolculuğunuza başlayın.

Asla istenmeyen posta göndermeyeceğiz ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayacağız.

Ebru Güven

Ebru Güven, Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel bankacılık kariyerine 1997 yılında başlamış ve 2018 Mayıs ayına kadar Türkiye'nin saygın bankalarında, ağırlıklı kurumsal bankacılık olmak üzere genel müdürlük ve şubelerde çeşitli görevlerde bulunmuştur. İstanbul'da yöneticisi olduğu şubenin müşterilerinden birinin ülkenin ilk kripto para borsalarından biri olması sayesinde Blockchain uzayı ve ekosistemi ile tanışmıştır. Blockchain teknolojisi ve gelecekte yaratacağı değişimden etkilenen ve ilham alan Güven, bu topluluğa aktif olarak dahil olmaya karar vererek 2018'de bankacılık kariyerini bitirmiş, hemen akabinde bir ITO projesinde CFO olarak görev almıştır. Bu projede tanıştığı Başak Burcu Yiğit ile birlikte İstanbul Blockchain Women Platformu'nu kurmuştur. Ebru, 2018’den itibaren Tim Danışmanlık bünyesinde eğitimler vermekte, aynı zamanda Blockchain ve ITO, ICO projelerinde danışman olarak çalışmaktadır.

https://www.btchaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bitcoin
Bitcoin (BTC) 510.551,80 TL 4,39%
ethereum
Ethereum (ETH) 18.071,41 TL 3,47%
binance-coin
Binance Coin (BNB) 4.546,58 TL 3,58%
xrp
XRP (XRP) 13,47 TL 23,47%
tether
Tether (USDT) 8,16 TL 0,57%
cardano
Cardano (ADA) 11,02 TL 4,50%
polkadot
Polkadot (DOT) 335,13 TL 1,94%
uniswap
Uniswap (UNI) 287,06 TL 6,38%
litecoin
Litecoin (LTC) 2.162,29 TL 7,19%
stellar
Stellar (XLM) 5,16 TL 9,43%
Share via
Copy link
Powered by Social Snap